Benefit principle türkçesi Benefit principle nedir

  • Orta malından daha çok yararlananların daha az yararlananlara göre daha çok vergi ödemeleri gerektiği görüşüne dayanan vergileme ilkesi.
  • Yarar ilkesi (vergide).
  • Bu hizmetlerden yararlandıkları ölçüde vergi ödemeleri ilkesi.
  • Yararlanma ilkesi.
  • Kamu hizmetlerinden yararlanan kimselerin.
  • Ekonomide reel ücretler yükseldikçe arz edilen işgücünün önce artıp sonra azalacağını gösteren eğri.
  • İktisat alanında kullanılır.

Benefit principle ingilizcede ne demek, Benefit principle nerede nasıl kullanılır?

Benefit : Yararlanmak. İşsizlik ve sağlık ödeneği. Kar. Menfaat. Bk. fayda bir iktisadi etkinliğin iktisadi karar birimlerinin lehine verdiği somut ya da soyut her türlü sonuç. Yararı dokunmak. Yarar. Yarar görmek. Çıkar.

Principle : Prensip. İlke. Ç.ahlak. Eğitim, sosyoloji alanlarında kullanılır. Yöntem. Öz. Köken. Her tasarımsal dizgenin temeli, odak kavramı olan ve ilgili bütün olaylar için geçerli olabilen bir öneri. Tümdengelimci ya da tümevarımcı bir bilimsel dizgenin bilgi üretme sürecini yöneten üst yönseme ve genel tutamaklar, bk. yönseme. Ana kaynak.

Benefit approach : Yararlanma yaklaşımı. Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına devlet hizmetlerinden yararlandıkları ölçüde katılması gerektiğini ifade eden vergi yaklaşımlarından biri. krş. güç yaklaşımı.

 

Benefit ball : Belirli bir amaç için para toplamayı hedefleyen sosyal dans. Para toplamak amacıyla düzenlenen balo. Yardım balosu. Yardım dansı.

Benefit concert : Yardım konseri. Yardım amacıyla düzenlenen konser.

Benefit of clergy : Kilisenin resmi onayı. Papaz dokunulmazlığı. Papazlık dokunulmazlığı.

İngilizce Benefit principle Türkçe anlamı, Benefit principle eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Benefit principle ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A change in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu ortaklığı. A tipi yatırım fonu. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

A change in individual demand : Bireysel istem kayması. Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

 

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

A group shares : A grubu hisse senedi. Şirkete sonradan ortak olanlardan farklı olarak, şirketin ilk kurucularına genellikle kara iştirak ve oy kullanmayla ilgili haklar veren ayrıcalıklı hisse senedi türü.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

A pass through certificate : Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt. Tutsat senedi.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

Benefit principle synonyms : abnormal budget expenditures, a shift in demand, ability rent, ability to pay principle, a shift in supply, beneflts received principle, a change in supply.