Bent over türkçesi Bent over nedir

  • Diğer tarafa yaslanmış.
  • Dizlerinin üstüne çökmüş.
  • Öne eğilmiş.
  • Diz çökmüş.
  • Çömelmiş.
  • Eğrilmiş.

Bent over ile ilgili cümleler

English: Ali bent over to pick up a coin that was on the floor.
Turkish: Ali yerdeki parayı almak için eğildi.

English: Ali bent over to pick something up.
Turkish: Ali bir şey almak için eğildi.

English: He bent over the girl and kissed her.
Turkish: Kızın üzerine eğildi ve onu öptü.

English: Ali bent over to tie his shoes.
Turkish: Ali ayakkabılarını bağlamak için eğildi.

English: He bent over backward to please his wife.
Turkish: Karısını memnun etmek için her türlü çabayı gösterdi.

Bent over ingilizcede ne demek, Bent over nerede nasıl kullanılır?

Bent : Rüşvetçi. Yiyici. İstek. Yetenek. Namussuz. Çimenlik. Yatkınlık. Üşütük. Bükülmüş. Çimen.

Over : Üzerinden. Üstüne. Bitmiş. Sona ermiş. Üzerine. Yukarıya. Yukarıda. Fazla. Devirmek. Fazladan.

Bent arrow : Bükülü ok.

Bent front support : Büyük cephe duruşu. Vücudun, kalçada bir açı oluşturarak ellerde ve bütün tabanda yere dayalı bulunduğu durum. Bükük cephe duruşu (kedi kamburu).

Bent grass : Çimen.

Bent test plug : Ucunda dirsekli boru olan deneme tapası. Dirsekli deneme tapası.

İngilizce Bent over Türkçe anlamı, Bent over eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Bent over ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Skewed : Verevlenmiş. Eğilmiş. Eğri. Çarpık. Asimetrik dağılım. Yamuk. Verev. Eğik.

Warped : Sapkın. Sapık. Taraflı. Sapmış. Eğilmiş. Yamuk. Çarpılmış. Çarpık. Bükülmüş.

On bended knee : Ayaklarına kapanarak. Diz çökmüş durumda. Dizlerine kapanarak. Diz çökerek. Diz çöküp. Yalvararak. Önünde diz çökerek.

Wried : Bükülmüş.

Squattier : Kısa ve tıknaz (kimse). Kısa ve tıknaz. Alçak. Basık ve çirkin (bina). Bodur.

Knelt : Matem çanı çalmak. Diz çöken. Çalmak. Çan ile duyurmak.

Squattiest : Basık ve çirkin (bina). Kısa ve tıknaz (kimse). Bodur. Alçak. Kısa ve tıknaz.

On bended knees : Diz çökerek. Önünde diz çökerek. Dizlerine kapanarak. Diz çöküp.

Huddled : Kalabalıklaşmış. Yere yakın alçalma. Bir araya toplanmış.

Squatty : Bodur. Basık ve çirkin (bina). Alçak. Kısa ve tıknaz. Kısa ve tıknaz (kimse).