Çarpık nedir, Çarpık ne demek

Çarpık; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Çarpık" ile ilgili cümle

  • "Böylesi anlarda, diziyi çarpık bir nazarla takip etmekten geri duramıyor." - E. Şafak
  • "Nedense Makbule, bu davetten çarpık dönüyordu." - R. N. Güntekin
  • "İyice kararmış çarpık bir tahta kapı aralık duruyordu." - Ç. Altan

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Enzootik ataksi.

İngilizce'de Çarpık ne demek? Çarpık ingilizcesi nedir?:

swayback

Fransızca'da Çarpık ne demek?:

scalène

Çarpık tanımı, anlamı:

Çarpık çurpuk : Çok çarpık, eğri büğrü, çarpuk çurpuk. Değersiz, basit.

Çarpık kentleşme : Plansız, gelişigüzel, kent değerleri göz önüne alınmadan binalar yaparak kent kurma biçimi.

Çarpı : Kaba sıva, çarpma sıva. Birbiriyle çarpılan iki sayı arasına konulan işaret: "a x b" veya "a . b", "a çarpı b" diye okunur.

Çarpıkça : Biraz çarpık.

Çarpıklaşma : Çarpıklaşmak işi.

Çarpıklaşmak : Çarpık duruma gelmek.

Çarpıklaştırmak : Çarpık duruma getirmek.

Çarpıklık : Çarpık olma durumu, eğrilik.

Düzgü : Norm.

Karşıt : Nitelik ve durumları birbirine büsbütün aykırı olan, zıt, kontrast.

 

Gerek : İcap. Gerçekleşmesi zorunlu olarak beklenen, lazım.

Aksi : İnatçı, hırçın, huysuz. Ters, zıt, karşıt, olumsuz, menfi. Uygun olmayan.

Ters : Bir şeyin içe gelen yanı, arkası. Gerekli olan duruma karşıt, zıt. Uygun olmayan, elverişsiz, münasebetsiz. Gönül ve cesaret kırıcı, huysuz, sert. Bir şeyin aksi, karşıtı. Hayvan pisliği. Kesici bir aletin kesmeyen yanı.

Huysuz : Huyu iyi olmayan, kötü huylu.

Biçim : Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz. Herhangi bir şeyin benzeri. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Biçme işi. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil.

Doğru : Yanlışsız, eksiksiz bir biçimde. Bir ucundan öbür ucuna kadar yönü değişmeyen, eğri ve çarpık karşıtı. Yasa, yöntem ve ahlaka bağlı, dürüst, namuslu. Gerçek, yalan olmayan. Gerçek, hakikat. Akla, mantığa, gerçeğe veya kurala uygun. İki nokta arasındaki en kısa çizgi. Hiçbir yöne sapmadan, dosdoğru, doğruca. Yakın, yakınlarında. Karşı yönünce.

 

Kötü : Aşırı, çok. Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan. Kaba ve kırıcı. İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı. Korku, endişe veren. Zararlı, tehlikeli.

Gibi : -e yakışır biçimde. İmişçesine, benzer biçimde. -e benzer. O anda, tam o sırada, hemen arkasından.

Düzgün : İyi. Kenar veya ayrıtları ile açıları birbirine eşit olan (biçim). Fondöten. Kurala uygun olarak, kusursuz bir biçimde. Düzenli, kusursuz, insicamlı, rabıtalı, muntazam. Doğru ve pürüzsüz, muntazam.

Bir : Beraber. Bir kez. Tek. Aynı, benzer. Sayıların ilki. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sadece. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Eş, aynı, bir boyda. Ancak, yalnız. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bu sayı kadar olan. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek.

Çarpık bacaklı buzağı hastalığı : İneklerin gebeliğin 40-7 günleri arasında acı bakla türü bitkileri tüketmeleri sonucu, doğan buzağılarda ön bacaklarda çarpıklık, tortikollis, bilek dikleşmesi, damak yarığı, üst çene kemiği kısalığı, skoliozis, kaburgalarda biçim bozuklukları ve kifozisle belirgin iskelet bozukluğu, artromiyodisplasiya kongenita.

Çarpık bakışımlı dizey : (…)eşitliğini gerçekleyen A karmaşık dördül dizeyi, Anlamdaş. tersbakışımlı dizey.

Çarpık boyun hastalığı : Hindilerin, Mycoplasma melagridis enfeksiyonun sonucu hava kesesi yangısından kaynaklanan boynun eğilmesiyle belirgin hastalık tablosu.

Çarpık boyunluluk : Boyun omurlarının doğuştan veya kazanılmış nedenlere bağlı olarak yana doğru bükülmesi, tortikollis.

Çarpık dağılım : Bakışımlı olmayan dağılım.

Çarpık doğrular : Uzayda kesişmeyen ve koşut olmayan doğrular.

Çarpık hermitsel dizey : (…)eşitliğini gerçekleyen A karmaşık dördül dizeyi.

Çarpık oyut : Değişmeli olmayan bölme dolamı.

Çarpıklaştırılma : Çarpıklaştırılmak işi.

Çarpıklaştırılmak : Çarpık duruma getirilmek.

Çarpık ile ilgili Cümleler

  • Benim çarpık dişlerim var.
  • Burnum gerçekten büyük ve ayrıca çarpık.
  • Çarpık kentleşme ve kaos pek çok planlama sorunları yaratır.
  • Planımız çarpık gitti.

Diğer dillerde Çarpık anlamı nedir?

İngilizce'de Çarpık ne demek? : adj. crooked, awry, skew, curved, warped, paralysed, cockeyed, irregular, wry

adv. askew, agley

Fransızca'da Çarpık : tordu/e, plié/e, courbé/e, oblique

Almanca'da Çarpık : adj. ungestalt, verwachsen, windschief

Rusça'da Çarpık : adj. искривленный