Bilinç nedir, Bilinç ne demek

"Bilinç" ile ilgili cümle

  • "Davranışlarını bir an önce bilincinin denetiminden kurtarmak için kadehleri birer dikişte boşaltmaya mı başladı?" - F. R. Atay

Eğitim alanındaki sözlük anlamı:

Geniş anlamda zihin.

Duyum, heyecan, düşünme ya da başka bir ruh etkinliğiyle nitelenen durum,

Bir topluluktaki ruhsal etkinliğin ya da ruhsal durumların tümü.

Ben'in kendi etkinlik ve duygulanmalarını sezebilmesi.

Felsefi anlamı:

(Yun. syn-eidesis = birlikte bilme) :

İnsanın kendisi, yaşantıları ve dünya üzerindeki bilgisi; aynı zamanda da düşünme ve kendini tanıma yeteneği, a. Benle ilgili bütün yaşantıların tümü olarak bilinç; her türlü içten yaşamalar; kendi üzerinde bilinç, b. Bir şey üzerinde bilinç; nesnel bilinç; düşünme, algılama, duyma, isteme, bekleme gibi bir ereği olan, bir şeye yönelen, (intentional) edimleri olanaklı kılan (şey).

Gösteri Sanat terimi olarak anlamı:

Stanislavski oyunculuk dizgesinde insanın kendi tarafından denetlenebilir yanı.

Sosyoloji'deki anlamı:

İnsanın çalışma süreci içinde, eş deyişle toplumsal ilişkiler süreci içinde nesnel çevresini ve kişisel varoluşunu anlamasını sağlayan düşünsel süreçlerin toplamı.

 

Zooloji alanındaki anlamı:

Bir insanın herhangi bir anda bütün ruhsal ve vücut çalışmalarından, davranışlarından haberli olması-bilgi sahibi olması-halidir.

Bilimsel terim anlamı:

Algı ve bilgilerin anlıkta duru ve aydınlık olarak izlenme süreci.

Algıları ansal düzeyde bilgiye dönüştüren süreç. bk. an, anlak.

İngilizce'de Bilinç ne demek? Bilinç ingilizcesi nedir?:

conscience, consciousness, conscious

Fransızca'da Bilinç ne demek?:

conscience

Osmanlıca Bilinç ne demek? Bilinç Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

şuur

Bilinç hakkında bilgiler

Bilinç,

Tanımlaması daha çok doğrudan olmasından ziyade dolaylı yollardandır (farkındalık gibi) ve birçok farklı şeyi ifade edebildiği için zordur. Çünkü bilinç ağırlıklı olarak kişisel bir deneyimdir. “Canlı maddenin öğretimini denetleyen özel bir öğretmendir, bazen yeterince eğitilmiş olan öğrencisi, öteki görevleriyle uğraşmak için yalnız bırakır” şeklinde basit ve anlamlı tanımlamaları da varsa da, “bir kişinin kendi varlığının/var oluşunun, duyularının, düşüncelerinin, çevresinin farkında olması” olarak da tanımlanır. İç durumumuzu sorgulayarak bir şeylerin farkında oluruz ve bilinçli bir varlık olduğumuzu hissederiz ve bilincin en önemli noktası da budur. Bilinç, çoğu kez "farkında olma, farkındalık" ile aynı anlamda kullanılır. Yani bilinçli kabul edilen varlıkların “nesnel/dışsal gözlem” ve “öznel/içsel gözlem”leri vardır. Öznelci kuramların tuzağına düşmemek elde değildir. Bilincin bütün tanımları temelde hep aynı gibidir. Ama her tanım “eski bir şişede yeni bir şarap gibi” sunulur. Ya da bazıları “görüntüyü kurtarmak” adına öne sürülmüşlerdir. Tanımı yapacak bir doctor universalis (evrensel bilgin) bulmak mümkün değildir. Ya da bekleyeceğimiz ani bilgisizlikten, ani bilgili bir duruma geçme, ani bir kavrayış (anagnoresis) mümkün gözükmemektedir.

 

İçsel, kişiye ait olan öznel bakış açısıyla bakıldığında bilincin bazı özellikleri tamamen başka biri tarafından değerlendirilemez. Her zaman öznel olan “görüyorum, hayal ediyorum, inanıyorum, düşünüyorum” gibi kendi içselliğimize ait ifadeler kullanırız. Bütün bunlar, öznel yapımızla birlikte geçmiş ve geleceği göz önüne alarak, geçmiş deneyimlerimizin sentezinden oluşurlar. Bu zamana bağlı yerleşik durum belleğimizle de yakından ilişkilidir. Bu yönüyle bakıldığında bilinç, diğer bir kişiye içselliğimizi aktarım için öznel dil ile sıkı sıkıya bağlantılıdır.

Felsefeci Daniel Dennett bilinci, beynin değişik bölgelerinin aynı anda değişik işler yaptığı ve olayları kendine göre yorumladığı yaratıcı kargaşa olarak kabul eder. Ortada tek ve doğru bir yorum yoktur. Bilinci kafalarının içinden dışarıya bakarak anlamaya çalışan bir insan olarak tanımlayan düşünceleri eleştirir. "Belki de, bir tanım bulmaya çalışmamalıyız" der. Bu çeşitlilik göz önüne alındığında tanım yanıltıcı da olabilir. Dolayısıyla kesin bir tanımdan uzak durabiliriz. Çünkü esas problem, bir yirminci yüzyıl sorunu olan bilinci, modası geçmiş on dokuzuncu yüzyıl terimleriyle tartışmamızdan kaynaklanmaktadır.

Bilinç ile ilgili Cümleler

  • Onlar bilinçlerini kaybettiler.
  • Bilinçsiz insan acı hissetmez, ama aile ve dostları için bu uzun ve acılı bir deneyim olabilir.
  • Onlar bilinçsiz.
  • Bilinç birinin izlediği bilgidir.
  • Bilinç varlığın ön koşuludur.
  • Her ikisi de bilinçsizdi.
  • Bilinç muhabbetinden yeterince sıkıldım.
  • O, kız kardeşini kaldırımda bilinçsizce yatarken buldu.
  • Ali asla yeniden bilinç kazanmadı.
  • İnsanlar bilinçli varlıklardır.
  • Ali yeniden bilinç kazandı.
  • Bilinçli rüyaların var mı?

Bilinç tanımı, anlamı:

İnsan : Huy ve ahlak yönünden üstün nitelikli (kimse). Âdemoğlu, âdem evladı. Toplum hâlinde bir kültür çevresinde yaşayan, düşünme ve konuşma yeteneği olan, evreni bütün olarak kavrayabilen, bulguları sonucunda değiştirebilen ve biçimlendirebilen canlı.

Çevre : Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık.

Temel : Bir yapının toprak altında kalan ve yapıya dayanak olan duvar, taban vb. bölümlerinin tümü. Bir şeyin gelişimi için gereken ilk ögeler. Bu bölümleri yapmak için kazılan çukur. En önemli, belli başlı, ana, taban, esas, asıl, baz.

Bilgi : Bilim. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf. Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler.

Bilincine varmak : Anlamak, kavramak.

Bilinç akışı : Düşüncelerin arka arkaya birbirini izlemesi. Kişinin aklından geçenlerin birinci kişi ağzından yansıtılması.

Bilinçaltı : Bilinç dışı olmakla birlikte, dilendiğinde kapsamındakilerin bilince çağrılabildiği zihin bölgesi, şuuraltı, tahteşşuur.

Bilinç dışı : İnsan ruhunun, baskı altında tutulan isteklerle bunlara bağlı düşüncelerden oluşan ve bilince ulaşamayan bölümü. Bilinçsizce yapılmış olan iş ve etkinliklerin bütünü.

Bilinç kaybı : Sinir sistemindeki bir arıza sebebiyle bilincin yitirilmesi.

Toplumsal bilinç : Kişinin toplumdaki sorumluluğunun farkında olması. Bir toplumdaki ruhsal etkinliklerin veya ruhsal durumların bütünü.

Bilinçaltı reklam : İzleyicilerin bilinçaltıyla algılayabilecekleri kadar kısa görüntüler kullanılarak yapılmış olan tanıtım.

Bilinçlendirmek : Bilinçli duruma getirmek, şuurlandırmak.

Bilinçlenme : Bilinçlenmek işi, şuurlanma.

Bilinçlenmek : Bilinçli duruma gelmek, şuurlanmak.

Bilinçli : Bilinci olan, şuurlu. Kendi etkinliğinin farkında olan, şuurlu.

Bilinçlilik : Bilinçli olma durumu, şuurluluk. Nesne, olay ve edimlere uyanık bulunma durumu, şuurluluk.

Bilinçsiz : Kendi etkinliğini eleştirmeli bir biçimde sezmeyen, şuursuz. Bilinci olmayan, şuursuz.

Bilinçsizlik : Bilinçsiz olma durumu, şuursuzluk. Nesne, olay ve işlere karşı uyanık bulunmama durumu, şuursuzluk.

Tanıma : Tanımak işi.

Şuur : Bilinç.

Görüş : Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Görme işi. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Gözle bir şeyi algılama yetisi.

Algı : Kazanç, alacak. Bir şeye dikkati yönelterek o şeyin bilincine varma, idrak. Haşhaş sütünü toplamakta kullanılan kaşık. Rüşvet. Vergi.

Zihin : Bilinç, dimağ. Bellek, an. Anlayış, kavrayış. Canlının duygu ve davranışlar dışındaki ruhsal süreç ve etkinliklerinin bütünü.

Aydınlık : Bir yeri aydınlatan güç, ışık. Kötülükten uzak, temiz, saf. Kolay anlaşılacak derecede açık olan, vazıh. Bir yapının ortasına gelen oda ve öbür bölümlerin ışık alması için damın ortasından zemine kadar açılan boşluk. Işık alan.

İzlenme : İzlenmek işi.

Tanımlama : Tanımlamak işi, tarif etme.

Bilinç akışı romanı : Sözle dışarıya vurulan fikir ve duyguları ve onlarla birlikte içten geçenleri de bir arada alarak bilinç akışını kesiksiz ve eksiksiz bir şekilde anlatan, yirminci yüzyıl roman türü.

Bilinç eşiği : (Freud) Belirli bir zaman içinde bilinçte bulunmamakla birlikte istendiği anda kolayca bilince çağrılabilecek bilgi, anı, beceri ve benzerlerinin bulunduğu anlık alanı.

Bilinç genişliği : Belirli bir anda kişinin aynı zamanda algılayabileceği nesnelerin toplamı.

Bilinç katı : Bilinç sürecini denetlediği ileri sürülen beyindeki yer.

Bilinç öncesi : Belirli bir anda, bilinçte bulunmayan, yalnız kolaylıkla anımsanıp hemen bilince çağrılabilen anı ve yaşantıların anlıktaki yeri.

Bilinçaltı romanı : Bilinçaltı durumlarını belirten roman.

Bilinçdışı : İnsan ruhunun, baskı altında tutulan isteklerle bunlara bağlı düşüncelerden oluşan ve bilince ulaşamayan bölümü. Bilinçten yoksun olan ya da henüz bilincine erişilmemiş olan. Bilincin dışında geçen eylem ve etkinliklere verilen ad.

Bilinçdışı öğrenme : Anımsamayı sağlayamayacak aşamadaki öğrenme.

Bilinçlendirebilme : Bilinçlendirebilmek işi, şuurlandırabilme.

Bilinçlendirebilmek : Bilinçlendirme imkânı veya olasılığı bulunmak, şuurlandırabilmek.

Diğer dillerde Bilinç anlamı nedir?

İngilizce'de Bilinç ne demek? : n. consciousness

Fransızca'da Bilinç : conscience [la], sens interne

Almanca'da Bilinç : n. Besinnung, Bewusstsein, Oberbewusstsein, Sinn

Rusça'da Bilinç : n. сознание (N), самосознание (N)