Bire nedir, Bire ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Epeyce, iyice, usule uygun şekilde.

Birer.

Oğlan.

Nisan.

Bira.

Pire.

Birer.

Bire!, Bireh!.

Teknik terim anlamı:

Takke. (Cihangazi Bozüyük Bilecik).

Hey! ey! be! aman!.

Bire ile ilgili Cümleler

  • Bireyin hakları özgür bir toplumda en önemli haklardır.
  • Bireysel özgürlüklere saygılı olmalıyız.
  • Bireysel özgürlük demokrasinin temelidir.
  • Ölçümler bireyden bireye farklıdır.
  • Sadece yakın aile bireyleri Mustafa ve Mary'nin düğününe katıldı.
  • Her birey 1.000 dolar ödedi.
  • İleriye giden stratejimizi tartışmak için başkanla bire bir oturum yapmak istiyorum.
  • Hepiniz birer bardak daha çay ister misiniz?
  • “Şeftali suyu ile yapılacak gargaranın sonradan olma kekemeliğe birebir geleceğini söyler.”
  • “Etrafında, bir kolayını bulup dışarıya sızanlardan birkaç kişi ha bire ellerinden öpüyor.”
  • Bireysel özgürlük, demokrasinin ruhudur.
  • Her birey 7000 dolar ödedi.
  • “Rahmi'nin neyi var neyi yoksa özellikle de son zamanda aldıklarını, bire beş katarak sayanlar ... çıktı.”
  • “Hiç merak etmeyin, hep bire bin katarak anlatır.”
  • Bire karşı on bir saate kadar hava açılacak.
  • Koç'un onun saha performansını değerlendirmek için her oyuncuyla bire bir görüşmesi vardı.
  • Birer tane alın.

Bire ile ilgili Atasözü veya Deyim

(bir şey için) birebir gelmek : etkisini hemen ve kesin olarak göstermek.

 

bire beş katmak : bire bin katmak.

bire bin katmak : çok abartmak.

ha bire : durmadan, ara vermeden, arka arkaya, sürekli olarak.

Bire tanımı, anlamı

Bire bir dizi : Birbirinden farklı elemanlardan oluşan dizi

Bire bir ilişki : Ölçülen nesnelerin nitelikleriy le, ölçmede kullanılan sayı dizgesinin özellikleri arasındaki çakışımlı uygunluk.

Bire bire yapmak : 'Bire vur ha' diye gürültü yaparak mal kaçırmak.

Bire çok bağıntı : Bir X kümesinin her elemanına, bir Y kümesinin birden çok elemanını karşılık getiren X 'den Y 'ye bir bağıntı.

Bire çok gönderim : Bir X kümesinin her elemanına, Y kümesinde bir kaç eleman karşılık getiren f : X -> Y gönderimi.

Bire indirgeme : B/a = x/c orantısında x sayısını bulmak için once b/a yı elde edip ardından çıkan sayıyı c ile çarparak bilinmeyeni bulma yöntemi.

Birebir : Etkisi kesin olan. İstenildiği gibi, uygun. Ordu şehrinde, Topçam (İnalan) bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Birebir gönderim : [Bakınız: birebir işlev].

Birebir işlev : F (x) = f (y) olması x = y olmasını gerektiren f işlevi, Anlamdaş. birlev, iç itim, biritimli gönderim, birdeğerli işlev, tekdeğerli gönderim, birebir gönderim.

Birebir örten gönderim : [Bakınız: birebir-örten işlev].

 

Birebir örten işlev : Hem birebir hem de örten olan işlev. Anlamdaş. eştev II, eşletim, eşletme gönderimi, birebir-örten gönderim.

Birebir yapı dönüşümü : İki öbek arasında birebir benzeryapı dönüşümü.

Birecem : Epeyce, iyice, usule uygun şekilde.

Birecik birecik : Birer birer.

Biredi : Toptan.

Biredin : Kocayemiş.

Biregü : Bir kimse, başkası.

Bireği : Rağmen, aksine: Benim tembihime bireği sen aksini yapmışsın. [Bakınız: biregü].

Bireh : Şaşma bildirir ünlem.

Birekmek : Toplanmak, birikmek.

Birelleş : Beraberce, yardımlaşmayla.

Birelli : Maşrapa.

Birem : Üstü siyah, tatlı özü olan bir ot.

Birem birem : Birer birer. Birer birer, azar azar. Tek tek, birer birer.

Biremedi : Bir düzüye, bir sıraya, aralıksız. Toptan. [Bakınız: bir dözeye]. [Bakınız: biredi].

Biremlemek : Bir araya getirmek, toplamak.

Biren : Beş taş oyununda, taşların her biri.

Biren biren : Birer birer.

Birenarı : Şöyle böyle, az çok, oldukça, biraz, üstünkörü.

Birerim karışımı : Bileşenlerinin oranı, olası en düşük erime noktasında bulunarak bir karışım elde edilecek biçimde düzenlenmiş bir dizge.

Birerim noktası : Kimi ikili ya da üçlü katı karışımların birlikte sıvılaştıkları en düşük erime sıcaklığı.

Birerle kol dizi : Toplu cimnastiklerde, bir kol boyu birbiri ardı sıra derinliğine bir doğrultuda yer alanların oluşturdukları devinim ve yürüyüş düzeni.

Birerli : Birer birer sıralanmış. Her biri bir birimden oluşan.

Bireşeç : Birden fazla ses sinyalini beraberce oluşturmak ve işlemek yoluyla harmanlayan cihaz.

Bireşik : Bir bireşimi oluşturan öğelerden her biri ya da bireşim sürecinin ürünü.

Bireşim belgesi : Bir kentin ya da kasabanın düzentasarının hazırlanmasına yardımcı olmak üzere yerinde toplanan toplumsal, ekonomik ve toprakla ilgili verilerin, tasarcılara ve vargı örgenlerine sunulmak üzere, üzerinde birleştirildikleri belge, harita.

Bireşim tiyatrosu : Tüm sanatların bir uyum içinde kaynaştırıldığı ve bundan bireşimsel bir bütün ortaya çıkarıldığı tiyatro. bk. tümcül tiyatro.

Bireşimci kurgu : Genellikle uzun çekimlerden ya da bir görünçlük, hatta ayrım boyunca süren tek çekimden oluşan kurgu çeşidi. (Sinemacı bu çeşit kurguyla görünçlüğü bir bütün olarak aktarır. Görünçlük içinde yer alan ayrıntıları bulup çıkarmayı, görünçlüğün önemli noktalarını saptamayı, görünçlüğün çözümünü, yorumlamasını yapmayı izleyiciye bırakır. Bu çeşit kurguda tekdüzeliği önlemek amacıyla derinlemesine görüntüye, çapraşık alıcı devinimlerine, görünçlükte yer alan varlıkların devinimlerine ve iç kurguya başvurulur. Çözümleyici kurgunun karşıtıdır).

Bireşimli dil : [Bakınız: Dil]. Birkaç sözcüğün bir araya gelmesinden oluşan bir tek sözcükle bir nesne ya da bir oluşumun küçük bir bölümünü anlatmak olasılığını sağlayan dil. bk. çokbireşimli dil. karşılığı tekheceli dil.

Bireşimsel : Doğal kaynaklardan doğrudan sağlanmamış, daha yalın yapılı bileşiklerden kimi tepkimelerle türetilmiş olan (özdek).

Bireşimsel bölme : Bir değişkenli çokterimliyi x-a gibi bir çokterimliye bölmekte kullanılan ve değişkenin gereksiz yere taşınmasını önleyen bir yöntem.

Bireşimsel gelişim : Olayların, birbirinden zorunlu sonuçlar çıkartılarak, baştan sona sırayla işlendiği yapısal gelişim. Örnek : İbsen'in Nora'sı. bk. çözümsel gelişim.

Bireşimsel inceltici : Bireşimsel boya ve verniklerde kullanılan eritici-inceltici sıvı.

Bireşimsel kanıtlanım yöntemi : Tümevarımlı kanıtlanım yöntemi.

Bireşimsel neft : Petrol ya da maden kömürünün damıtılmasından elde edilen su görünüşünde sıvı. Terebentin yağı yerine kullanılır.

Bireşimsel uzambilgisi : Bireşimsel yöntemleri kullanan uzambilgisi dalı.

Bireşimsel yöntem : Öğretimde bir konunun yalınç öğelerini ya da ayrı ayrı olayları bir araya toplayarak onlardan bireşimsel bir bütün oluşturma ya da bir sonuca varma yolu.

Birey ekolojisi : Bir türe ait birey veya bireylerin yaşama ortamlarıyla olan ilişkilerini inceleyen ekolojinin bir dalı.

Bireyce : Epeyce, iyice, usule uygun şekilde.

Bireycem : Epeyce, iyice, usule uygun şekilde.

Bireycil oyun : Bireysel olay ya da sorunları gerçek bağlamından soyutlamadan, eylem içinde gözlemek ya da sağaltmak üzere, oyun yordamına başvuran ve ilgili bireye günlük yaşam görüntülerini oynamak üzere çeşitli üstlenceler yükleyerek oyunluk koşulları içinde gözlem ve çözümlemelerde bulunma yordamı, bk. kümeciI oyun, kümeölçüm.

Bireycilleşme : Bireyleri belli toplumsal kümelere bağlayan bağların zayıflaması ya da ortadan kalkması.

Bireydi : Bu ne sabırsızlık: Aman bireydi. Beş dakika daha bekleyemediniz ha!.

Bireye tapınma : Bir yönetici ya da önderin yetkesine sorgusuz- sınırsız saygı gösterme. Bir yönetici ya da önderin gerçek değerini abartma.

Bireyi : Epeyce, iyice, usule uygun şekilde.

Bireyi tanıma bölümü : Her bir öğrenciyi birey olarak başkalarından ayırmaya ve onun gelişimini gerçeğe uygun biçimde göstermeye yarayan bilginin toplanması, yazılması ve değerlendirilmesi ile görevli kılavuzluk bölümü.

Bireyice : Epeyce, iyice, usule uygun şekilde.

Bireyiçinci çevre etiği : Temel olarak bireyi merkeze alan, en üst düzeyde bireysel yararı savunan ve birey için iyi olanın toplum için de iyi olduğunu ileri süren görüş, egosantrik çevre etiği.

Bireyiz : Marangoz makkabı. (Yalvaç Isparta).

Bireyleşebilme : Bireyleşebilmek işi.

Bireyleşebilmek : Bireyleşme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Bireyleştirme : Bireyleştirmek işi. ferdileştirme (bk. bireyselleştirme).

Bireyoluş : Örgenliklerin tarih içinde birer birey olarak belirmesi süreci.

Bireysel alan kotalaması : Her bir çiftçinin belirli bir ürün için işleyeceği ençok ekim alanının belirlenmesi. karşılığı bireysel kota, bireysel miktar kotalaması.

Bireysel ayrılıklar : Bireyler arasında yetenek, ilgi, erek ve gereksinmeler yönünden görülen başkalıklar. Bütünü ile bir kimseyi başkalarından ayıran özellikler. Bir ya da daha çok özellik bakımından bireyler arasında görülen değişiklikler ya da sapmalar. Bireyler arasında bir ya da birkaç özellik yönünden görülen ayrılıklar.

Bireysel danışma : Öğrencinin karşılaştığı bir güçlüğü yenmesi, bir sorunu çözmesi için kendisine doğrudan doğruya kişisel olarak yol gösterme. Bu gibi konularla ilgili klavuzluk hizmetlerine verilen ad. Sorunla ilgili bütün gerçekleri bir araya toplayarak danışanın dikkat ve ilgisini bunlar üzerine toplama ve sorunu güdümlü ya da güdümsüz olarak çözmekte bireye yardımcı olma.

Bireysel değişken : Değer alanı evrenden ya da evrenlerin birinden oluşan, başka bir deyişle her değeri birey olan değişken.

Bireysel değişken çeşidi : Değer alanları aynı olan bireysel değişkenler öbeği.

Bireysel din : Uygulama ve törenleri, din adamları dışındaki kişilerce yönetilen din. karşılığı şaman dini, toplumsal din.

Bireysel doz : İnsan ya da hayvan vücudunun belirli bir yerinde bir süreç içinde ölçümü yapılan iyonlaştırıcı doz.

Bireysel emek sunum fonksiyonu : Bir işçinin belirli bir dönemde sunmak istediği emek miktarı ile ücret ve çalışma – boş zaman tercihleri arasındaki ilişkiyi gösteren fonksiyon.

Bireysel gelişme planı : Her öğrenciye kendine özgü bir hızla ilerleme olanağı sağlayan çalışma programı.

Bireysel görüşme : Danışman ile yalnız bir kişi (öğrenci) arasında geçen görüşme. Açıkuçlu ve esnek bir gözlem aracı kullanarak tek tek kişiler ya da küçük bir kümeyle derinliğine görüşmelerde bulunma yordamı, bk. yığın görüşmesi.

Bireysel istem : Bir tüketicinin bir mala yönelik satın alma gücüyle desteklenmiş istek, niyet ve davranışı.

Bireysel istem çizelgesi : Bir tüketicinin, bir malın kendi fiyatı dışındaki diğer tüm değişkenlerin sabit olduğu varsayımı altında, söz konusu maldan satın almayı istediği fiyat-miktar bileşimlerini gösteren çizelge.

Bireysel istem eğrisi : Bir tüketicinin, bir malın kendi fiyatı dışındaki diğer tüm değişkenlerin sabit olduğu varsayımı altında, söz konusu maldan satın almayı istediği fiyat-miktar bileşimlerini gösteren noktaların geometrik yeri.

Bireysel istem fonksiyonu : Bir tüketicinin bir mala yönelik istemi ile söz konusu malın fiyatı, diğer malların fiyatları, tüketicinin geliri (dönem harcaması), zevk ve tercihleri, fiyat ve gelir beklentileri arasındaki ilişkiyi gösteren fonksiyon.

Bireysel istem kayması : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

Bireysel istem miktarı : Bir tüketicinin belli bir fiyat düzeyinden satın almak istediği mal miktarı.

Bireysel kavram : Bir adın içlemi. Bireysel kavram tamdurumlar kümesinden evrene kurulan bir izergedir.

Bireysel kavram soyutlayıcısı : A adından, bu adın içlemi olan bireysel kavramı göstren deyimini oluşturan sıfırlı içlemsel izerge soyutlayıcısı.

Bireysel konutlar bölgesi : Bir kentte, toplu konutlar bölgesinden ve katkonutların yoğun olduğu bölgeden ayrı olarak, bireylerin ve tek tek ailelerin yaptırdıkları konutların oluşturduğu bölge.

Bireysel kota : [Bakınız: tahsisli kota]. Genellikle tarımsal ürünlerin üretici düzeyinde ekim alanının veya ürün miktarının kısıtlanması. karşılığı bireysel alan kotalaması, bireysel miktar kotalaması.

Bireysel markalama : İşletmenin, mallarını ortak bir marka kullanmadan, değişik markalar altında pazarlaması.

Bireysel miktar kotalaması : Her bir çiftçinin belirli bir üründen üreteceği ençok miktarın belirlenmesi. karşılığı bireysel kota, bireysel alan kotalaması.

Bireysel olmayan değişken : Değer alanı birey olmayan ya da başka bir deyişle evrende bulunmayan nesneleri kapsayan değişken. Değer alanı evrene dayalı kümelerden oluşan değişkenler bireysel olmayan değişkenlerdir. önerme değişkeni, yüklem değişkeni, işlev değişkeni.

Bireysel oyun : Çocuğun, arkadaşa gerekseme duymadan kendi kendine oynayabileceği oyun.

Bireysel öğretim : Her çocuğun kişisel gereksinmelerini karşılamak ve sorunlarını çözebilmek amacıyla kılavuzluk etkinliklerinden yararlanmaya çalışan öğretim tutumu. Öğretim gereçlerinin, her öğrencinin kişisel yetenek ve ilgisine karşılık verecek biçimde hazırlanıp kullanılmasına önem veren öğretim uygulaması.

Bireysel ruhbilim : Bireyler arasında var olan ayrılıkları konu alan ruhbilim dalı. Alfred Adler'in, hastalık belirtilerinin gözlemlerine önem veren, bireysel ayrılıklar üzerinde duran ruhçözümsel kuramına verilen ad. Olgu incelemeleri ve ayrılıklar yöntemini kullanarak bireyi betimsel bir biçimde inceleyen ruhbilim türü. Adler okulunun, bireyin eşsizliği ve anagüdü olarak davranışlarının öncelikle üstünlük ya da yeterlik güdüsünce yöneltildiği görüşüne bağlı ruhbilim akımı.

Bireysel tasarruf : Tüketicinin elde ettiği gelirin harcanmayan kısmı.

Bireysel tepki : Çağrışım ölçerinde, genel tepkilere uymayan bir sözcükle gösterilen tepki (Kent-Rosanoff listesi kullanıldığı zaman bireysel tepki, çağrışım sıklık tablosunda gösterilmeyen bir sözcüğün kullanılmasıdır.).

Bireysel testler : Dikkatlice not almayı ve sözlü yanıtı gerektirdiğinden ya da başka bir nedenle yalnızca bir kişiye uygulanabilen testler.

Bireysel tolerans : Daha önce alınmadığı hâlde bir ilaca karşı doğuştan tolerans gösterilmesi durumu.

Bireysel totemcilik : Bir kişiyle bir hayvan ya da bitki arasındaki gizemsel, büyüsel bağ; karşılıklı gözetme ve dostluk tasarımına dayanan yazgı birliği inancı; bu tasarım ve inanç çevresinde toplanan görevler, kaçınmalar, işlemler, a. bk. öteki ben.

Bireysel tüketim harcaması : Tüketicinin satın aldığı mal ve hizmetler için yapmış olduğu harcama.

Bireysel uyum : Bir kimsenin, kendi gereksinme ve yeteneklerine uygun biçimde, bedensel, ruhsal ve toplumsal yönden içinde bulunduğu çevrenin isteklerini karşılaması eylemi.

Bireysel yemleme : Her hayvanın kendisine ayrılmış yemlikte veya yem bölmesinde yemlenmesi, ferdi yemleme.

Bireyselleşme : Bireyselleşmek işi.

Bireyselleşmek : Bireye özgü bir duruma gelmek.

Bireyselleştirilme : Bireyselleştirilmek işi.

Bireyselleştirilmek : Bireysel olması sağlanmak.

Bireyselleştirilmiş öğretim : Öğrenciler arasındaki bireysel ayrılıkları göz önünde tutan, her öğrenciye kendi anıklığı ve yeteneği ölçüsünde ilerleme olanağını sağlayan öğretim.

Birez : Bir parça, azıcık, biraz. Az, çok az. Biraz.

Birez birez : Yavaş yavaş.

Birez gün : Birkaç gün.

Birezcük : Birazcık.

Birezden : Birazdan. Az sonra, birazdan.

Birezim : Biraz, birazcık.

Çözümsel bireşimsel yöntem : Okuma öğretiminde önce her bir sözcüğün bilinen bölümlere ayrılması ve sonradan bütün olarak okunması amacını güden yol.

Gerçek birey : Gerçek tamdurumda varolan, başka bir deyişle gerçek tamdurumunun evreni kümesinin öğesi olan birey.

Gitar bireşeci : Gitarla beraber kullanılan iç veya dış bireşeç.

Kimyasal bireşim : Bir kimyasal bileşiği, daha ilkel ayıraçlardan, bir dizi tepkimeler, işlemler sonucu elde etme.

Olanaklı birey : Gerçek ya da gerçek olmayan bir tamdurumda varolan birey.

Öğretimin bireyselleştirilmesi : Öğretim yöntem ve tekniklerinin uygulanımı ile öğretim gereçlerinin kullanımında, öğrenciler arasındaki bireysel değişikliklerin göz önünde tutulması. Bütün öğretim etkinliklerinin bireysel gereksinmeleri karşılayacak biçimde düzenlenmesi.

Ruhsal bireşim görüşü : Ruhsal çözümlemeye karşıt olarak, yararlı yasaklar geliştirerek sevgeci gerçek yerine ve önemine indirmek gerektiğini savunan bir akım.

Soy oluş ve birey oluş : Örgenliklerin tarih içinde birbirleriyle kesinlikle bağlantılı biçimde birer soy ve birey olarak belirmeleri süreçleri, bk. soy oluş, bireyoluş.

Yazı bireyselliği : Kişinin el yazısının, başkalarınınkine benzemeyen eşsiz özellikleri. (Böylece bir el yazısı örneğinin kimin tarafından yazıldığı kestirilir.).

Bire bir : Aynı, tıpkı. Ölçü, miktar vb. özellikleri eşit olarak. Yüz yüze, karşılıklı olarak.

Bire bir eşleme : İki kümenin elemanları arasında, bir elemana karşı, bir eleman alınarak yapılmış olan eşleme.

Birecik : Şanlıurfa iline bağlı ilçelerden biri.

Birer : Herkese bir.

Birer ikişer : Tek veya birkaçı birlikte olarak.

Bireşim : Parçaların veya ögelerin bir araya getirilip bir bütün olarak birleştirilmesi. Bu biçimde oluşan bütün. Sentez.

Bireşimli : Bireşim yolu ile elde edilen, sentetik.

Birey : Kendine özgü nitelikleri yitirmeden bölünemeyen tek varlık, fert. Bir türün kapsamı içine giren somut varlık. Doğa bilgisinde türü oluşturan tek varlıklardan her biri. Toplumları oluşturan ve düşünsel, duygusal, iradeyle ilgili nitelikleri toplum içinde belirlenen insanların her biri, fert. İnsan topluluklarını oluşturan, insanların benzer yanlarını kendinde taşımakla birlikte, kendine özgü ayırıcı özellikleri de bulunan tek can, fert.

Birey oluş : Yumurtanın döllenmesinden bireyin yetkin duruma gelmesine kadar geçirdiği gelişim evrelerinin bütünü, ontogenez, soy oluş karşıtı.

Bireyci : Kişi haklarını savunan (kimse), individüalist. Bireycilikten yana olan, ferdiyetçi, individüalist.

Bireycilik : Bireylerin yararlarını toplumsal yararlardan daha üstün veya daha önemli sayan öğreti, tutum veya politikaların genel adı, ferdiyetçilik, individüalizm. Bütüne, genele değil de bireye, tek olana üstünlük tanıyan görüş, ferdiyetçilik, individüalizm.

Bireyleşme : Türle ilgili bir örnek olarak bireyde gerçekleşmesi. Bütünün parçalarından birisinin gelişerek belirgin ve bağımsız bir duruma gelmesi. Bağımsız kişiliğe varan gelişme süreci.

Bireyleştirmek : Bireye özgü kılmak, başkalarından ayırmak.

Bireylik : Bir kimseyi dış gözlemciler gözünde benzersiz, tek kılan özellikler veya bunların tek biçimi. Bireyi benzerlerinden ayıran niteliklerin bütünü.

Bireysel : Bireyle ilgili olan, bireye özgü olan, ferdî.

Bireysel emeklilik : Bireylerin geleceklerini garanti altına almak için bankalar veya çeşitli finans kurumları aracılığıyla yaptıkları tasarruf.

Bireyselleştirme : Bireysel duruma getirme. İnsanların doğal, toplumsal ve tarihsel gelişmesinden kendine özgü olan şeylerin, özelliklerin, bireysel olanın çekilip çıkarılması. Ancak ortaklaşa ve genel olarak var olan şeyi bireylere uygulama ve yayma.

Bireyselleştirmek : Bir şeyi ayrı olarak, bireysel olarak göz önüne almak.

Bireysellik : Birey olma olgusu. Bir kişiyi benzerlerinden ayıran özelliklerin bütünü, ferdiyet.

Bireyüstü : Tek bir bireyi aşan. Genellikle fertlerin çevresini aşan, bireylerin bilincinden bağımsız olan.

Diğer dillerde Birduyumculuk anlamı nedir?

Fransızca'da Birduyumculuk nedir ? : unanimisme