Blind spot türkçesi Blind spot nedir

  • Gözdeki kör çekit.
  • Gözün ağ tabakasının (retina) art duvarında görme sinirlerinin girdiği, çanak ve koni hücrelerinin bulunmadığı nokta.
  • Kör saha.
  • Mariotte lekesi.
  • Anlaşılmayan nokta.
  • Kendi önyargısının insanı anlamaktan engellediği konu.
  • Kör nokta (retinada).
  • Biyoloji alanında kullanılır.
  • Kör nokta.

Blind spot ile ilgili cümleler

English: When driving a car, you must pay attention to the blind spot.
Turkish: Araba kullanırken, kör noktaya dikkat etmeniz gerekir.

Blind spot ingilizcede ne demek, Blind spot nerede nasıl kullanılır?

Blind : Göz kamaştırmak. Göz almak. Pusu. Alem. Kapatmak. Hiç görmeyen ya da bütün düzeltmelere karşın iki gözündeki görme gücü, onda birden aşağı olan, bu nedenle eğitim ve öğretim etkinliklerinde görme gücünden yararlanamayan kimse. Körletmek. Gözünü almak. Kamaştırmak. Kör etmek.

Spot : Tiyatroda kullanılan, mercekli ve aynalı, parlak ışıklı, yüksek dirençli ışıklama aygıtı. ışıldaklarla sert ya da yumuşak yöresel ışık sağlanabilir. Nokta yapmak. Bilgisayar, uzay, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Alacalamak. Beneklemek. Işıldak. Yerine koymak. Televizyonda çok kısa süreli sözlü ve görüntülü tanıtı. Benek yapmak. Yerleştirmek.

Blind algorithm : Gözü kapalı algoritma.

 

Blind alley : Fomiks. Çıkmaz. Sonucu umutsuz iş. Sonu olmayan şey. Açmaz. Çıkmaz sokak.

Blind alley occupation : Yükselme olanağı olmayan iş.

Blind arcade : Sağır sıra kemer. Sağır sıra kemerler. Bir duvar üzerinde yapılan ancak açık yeri olmayan dekoratif kemer (mimarlık). Körkemer dizisi. Kör kemer dizisi.

İngilizce Blind spot Türkçe anlamı, Blind spot eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blind spot ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A protein : Triptofan sentetaz enziminin bir protein alt birimi. laktoz sentetaz enziminin bir parçası. tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. olgunlaşma proteini. tütün mozaik virüsünün deneysel olarak meydana getirilen protein kılıfının bir oligomeri. Tek iplikli rna fajlarındaki bir protein. A proteini.

Abambulacral area : Derisi dikenlilerin tüp ayak taşımayan ve genellikle madreporitin de yer aldığı vücut bölgesi. Abambulakral bölge.

A chromosome : Diploit bir kromozom takımındaki normal kromozomlar, b kromozomunun zıddı ve normalden fazla olan kromozomlar. A kromozomu.

Abacus bodies : Abacus cisimcikleri. Dişteki odontoblast hücrelerinde içleri muntazam dizilmiş kalsiyum granülleri ve kollagen öncülerini içeren golgi kesecikleri.

A site : A yeri. Ribozomun üzerinde amino asit taşıyan taşıyıcı rna ların bağlandığı yer. aminoasil yeri, aminoaçil yeri.

Abo blood groups system : Abo kan grupları sistemi. Dokuz numaralı insan kromozomunda bulunan ve kırmızı kan hücresinde belli antijenleri gösteren bir alel sistemi.

Black spot : Çok kaza olan yer. Ölüm kavşağı. Kara nokta. Kazaya elverişli kavşak. Yolda kazaların çok olduğu yer. Siyahlık. Kara leke hastalığı. Karaltı. Siyah nokta.

 

Aardwolf : Etçiller (carnivora) takımının, sırtlangiller (hyaenidae) familyasından, 80 cm kadar uzunlukta, 30 cm kadar kuyruğu olan, bütün sırtı boyunca uzanan bir yelesi olan, kuzey afrika'da yaşayan bir tür. Bir sırtlanın özelliklerine sahip ve esas olarak böceklerle özellikle termitlerle beslenen güney ve doğu afrika yerlisi çizgili memeli. Yeleli sırtlan.

A cell : A hücresi. Mayalarda eşeyli üreme sırasında alfa hücresiyle beraber zigotu oluşturan hücre.

Aardvarks : Yerdomuzu. Damarlı dişliler. Memeliler (mammalia) sınıfının, damarlı dişliler (tubulidentata) takımından, vücutları aralıklı olarak kıllarla örtülü, parmakları ve kulakları büyük, kanca tırnaklı türleri içine alan bir familya. Yer domuzugiller. Memeliler (mammalia) sınıfının, etenliler (placentalia) alt sınıfından, az sayıda ve sütun biçiminde sıralanmış ve her birinin bir kanalı olan minesiz ve köksüz dişleri olan, ağızları boru biçiminde uzamış, kulakları büyük, seyrek kıllı, parmaklarında büyük kanca şeklinde tırnakları olan türlere sahip bir takım.

Blind spot synonyms : abiotic factor, abductor muscle, acacia, aardvark, scotoma, abramis zone, a cells, abiotic environment.