Blued türkçesi Blued nedir

  • Har vurup harman savurmak.
  • Çarçur etmek.
  • Mavi yapmak.
  • Maviye boyamak.

Blued ingilizcede ne demek, Blued nerede nasıl kullanılır?

Blue and black : Mavi ve siyah.

Blue and the grey : İç savaş'taki birlik (mavi üniforma giyen) ve müttefik (gri üniforma giyen) orduları. Mavi ve gri.

Blue andalusian hen : Yumurta veriminin yüksekliğinden ziyade vücut tüylerinin rengindeki kalıtım şeklinin özelliğinden dolayı yetiştirilen, değişik tonlarda görülen mavi tüyleriyle tanınan, ana vatanı ispanya olan yumurtacı bir tavuk ırkı. Mavi endülüs tavuğu.

Blue annealing : Mavi tavlama.

Blue baby : Mavi hastalık.

Blue bead : Mavi boncuk.

Blue bomb : Mavi bomba. Karşı tarafın bilgisayarını (bir işletim sisteminin kabul edemeyeceği uygunsuz bir veri paketi göndererek) çökertme metodu. Karşı tarafın bilgisayar işletim sistemini çökertme tekniği.

Blue box : Dünya ticaret örgütü tarım anlaşmaları çerçevesinde üretim ve ticaret üzerinde bozucu etkilerinin az olduğu düşünülen üretimi sınırlayan programlar kapsamında yer alan, hayvan başına ve hektar başına yapılan ödemeler gibi uruguay görüşmelerine göre indirim yükümlülüğüne konu olmayan doğrudan ödeme biçimindeki destekler. Mavi kutu destekler.

Blue blooded : Soylu bir geçmişten gelen. Asil. Soylu. Aristokrat.

 

Blue checked : Yeşil arı kuşu. Gökkuzgunumsular (coraciiformes) takımının, arı kuşugiller (meropidae) familyasından, step, yarı çöl ve seyrek ağaçlı arazilerde yaşayan, başta arılar olmak üzere böceklerle beslenen, yurdumuzun yalnız güneydoğu anadolu bölgesinde yazın kuluçkaya yatan göçmen bir tür. mavi yanaklı arı kuşu, pas gerdanlı arı kuşu.

İngilizce Blued Türkçe anlamı, Blued eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Blued ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bluest : Canı sıkkın. Deniz. Morarmış. Muhafazakar partili. Morali bozuk. Çivitlemek. Hüzünlü.

Shed blood : Kan akıtmak. Cinayet işlemek. Kan dökmek. Öldürmek.

Exhaust : Egzoz. Egzoz etmek. Boşalmak. Yorgunluktan tüketmek. Kurutmak. Paçavrasını çıkarmak. Bitap düşürmek. Tüketmek. Dökmek. Bitirmek.

Fritter : Meyveli börek. Boşa harcamak. Etli ve sebzeli börek. Parça. Bir tür şekerli çörek. Ziyan etmek. İsraf etmek. Parça parça doğramak. Doğramak.

Chromatic : Renkli. Renge ilişkin olayları ya da nesneleri belirleyen (özdek). içinden geçen güneş ışığını tek renkli bileşenlerine ayıran (özdek). Renksel. Renközü olan. renksemezin karşıtı. Renkser. Renklere ait. Kromatik. Biyoloji, gitar, kimya, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Parlak renkli ya da boyandığında parlak renk meydana getiren. Renklerle ilgili.

Bluish : Maviye çalan. Mavi gibi. Mavimtırak. Mavimsi. Gökçül. Kısmen mavi. Gökçe. Mavimtrak. Biraz mavi.

Flow : Akmak. Dolaşmak (kan vb). Bastırmak. Yükselmek (deniz). Dökülmek. Akıp gitmek. Debi. Akıcı olmak. Dolaşmak. Akıntı.

 

Frittering : Bir tür şekerli çörek. Meyveli börek. Parça. Parça parça doğramak. Ziyan etmek. Gözlemeye benzer bir çeşit börek. Doğramak. İsraf etmek. Boşa harcamak.

Frittered : Boşa harcamak. Ziyan etmek. İsraf etmek. Gözlemeye benzer bir çeşit börek. Doğramak. Etli ve sebzeli börek. Bir tür şekerli çörek. Meyveli börek. Parça parça doğramak.

Release : Dağıtım. Satışa çıkarmak. Yapımcılar ile oynatımcılar arasında aracılık yapan, oynatımcılara kiralamak üzere bir filmin dağıtım hakkını belirli bir süre için yapımcıdan satın alarak çalışan sinema işleyimi kolu. filmin yapımcıdan alınarak oynatımcıya kiralanması işi. Bırakmak. Vazgeçme. Piyasaya sunmak. Bırakma. Salmak. Davadan vazgeçme. Sürmek.

Blued synonyms : fool away, dissipate, hemorrhage, play ducks and drakes with money, blue, menstruate, expel, blueish, dissipating, cast away, dissipates, discharge, bluing, dream away, eject, blueing, bluer.

Blued zıt anlamlı kelimeler, Blued kelime anlamı

Achromatic : Akromatik. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Renksemez. Perdesi değişmeyen. Renksiz. Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız.

Southern : Güneye ait. Güney. Güneyli.