Boş nedir, Boş ne demek
Boş; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.
- İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı.
- Yapılacak işi olmayan, işsiz

- Anlamsız.
- Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal.
- Bilgisiz.
- Habersiz, hazırlıksız bir biçimde.
- Bir işe yaramayan, yararsız.
- Kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli (bardak, çanak vb.).
"Boş" ile ilgili cümle
- "Daha meselesiz, daha cahil, daha boş, daha yakışıklıydılar." - S. F. Abasıyanık
- "Bugün sabah boşum, gelebilirsin."
- "Yaralı kaymakamla iki emir eri de boş kalan kompartımana rahatça yerleştiler." - A. Gündüz
- "Bütün bunlar güneşli ve rüzgârlı bir günün boş vaatleri miydi?" - N. Hikmet
- "Yaşlı başlı insanlarız, dedi. Birbirimizi boş tesellilerle aldatacak değiliz." - R. N. Güntekin
- "Tatar dilencinin küfürlerine işte böyle boş yakalandım." - O. Pamuk
- "Tam bu sırada yanlarından elindeki tepside boşlarla ortalıkçı bir çocuk geçmektedir." - T. Buğra
- "Boş kadro."
Yerel Türkçe anlamı:
Koyunun yahut keçinin böğür etleri dikilip içine üzüm pirinç v.s. doldurularak fırında pişirilmek suretiyle yapılmış olan yemek.
Şeriat hükümlerine göre kadının kocasından ayrılması
Bilgisayar Terimi olarak kelime anlamı:
[Bakınız: özgür]
[Bakınız: geçersiz]
Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:
El kaldırma aletlerinden olup bir ağ torba ve iki sopadan oluşan av aracı.
İngilizce'de Boş ne demek? Boş ingilizcesi nedir?:
empty, null, blank, empty net
Fransızca'da Boş ne demek?:
vide
Boş anlamı, tanımı:
Boş atıp dolu tutmak : Umutsuz olarak girişilen bir iş, iyi sonuç vermek.
Boş başak dik durur : "bilgisiz olan üstün görünmek için kasılır" anlamında kullanılan bir söz.
Boş bırakmak : Bir yerde kimse oturmamak, boş kalmak.
Boş bırakmamak : İşsiz bırakmamak. para, yiyecek vb. şeylerle yardım etmek.
Boş bulunmak : Söylenmesi sakıncalı olan bir şeyi söyleyivermek. dikkatsiz ve dalgın bulunmak.
Boş çıkmak : Umduğu gerçekleşmemek, sonuç vermemek.
Boş çıkmamak : Bir işten az da olsa bir kazançla çıkmak.
Boş çuval ayakta durmaz : "bilgisiz ve yeteneksiz bir kişi, kendisine verilen görevlerde tutunamaz" anlamında kullanılan bir söz. "karnı doymayan kimse çalışamaz" anlamında kullanılan bir söz.
Boş dönmek : Hiçbir şey elde edemeden geri gelmek.
Boş durmak : İşsiz kalmak, çalışmamak.
Boş durmamak : Birinin yaptığına karşılık olarak bir harekette bulunmak. her zaman bir işle uğraşmak.
Boş düşmek : İslam hukukuna göre, kadın kocasından ayrılmak.
Boş gezenin boş kalfası : İşsiz güçsüz dolaşan (kimse).
Boş gezmek : İşsiz güçsüz dolaşmak.
Boş gezmekten bedava çalışmak yeğdir : "çalışmak insanı tembellikten kurtarır" anlamında kullanılan bir söz.
Boş gözlerle bakmak : Anlamsız anlamsız bakmak.
Boş ite menzil olmaz : "aylak kimsenin yeri yurdu belli değildir" anlamında kullanılan bir söz.
Boş kalmak : Kimse oturmamak. işsiz kalmak.
Boş kile dipsiz ambar : Dipsiz kile boş ambar.
Boş konuşmamak : Gerçekleri söylemek, bilgisine dayanarak anlatmak.
Boş koymak : Yoksun bırakmak.
Boş ol : Erkeğin karısını boşamak için söylediği söz.
Boş oturmak : Hiçbir işi olmamak.
Boş torba ile at tutulmaz : "bir kimse çıkar veya karşılık görmeden bir yere bağlanmaz" anlamında kullanılan bir söz.
Boş ver : "dikkate alma, üzerinde durma, üzülme, sıkılma" anlamında kullanılan bir uyarma sözü.
Boş vermek : Aldırmamak.
Boş yerine vurmak : Böğürlerine vurmak.
Boşa almak : Askıya almak. motorlu araçlarda vites kolunu vitesten kurtarmak, rölantiye almak.
Boşa çıkarmak : Olumlu bir sonuç alınmasını engellemek.
Boşa çıkmak : Umut, düşünce vb. şeyler sonuç vermemek, gerçekleşmemek.
Boşa gitmek : Harcanan emek, para hiçbir işe yaramamak, olumlu bir sonuca ulaşamamak.
Boşa vermek : Boş geçirmek.
Boşta gezmek : İşsiz olmak.
Boşta kalmak : İşsiz kalmak.
Boşboğaz : Saklanması gereken şeyleri söyleyiveren, sır saklayamayan, geveze, ayran ağızlı. Yerli yersiz konuşan.
Boş boş : Amaçsız, anlamsız, anlamadan. Bir şey yapmadan. Bilinçsizce.
Boş inanç : Kaynakları bilimsel ve dinî temele dayanmayan, dar, biçimci inanma, batıl itikat.
Boş kafalı : Akılsız, bilgisiz.
Boş kağıdı : Ayrılmak isteyen kocanın, karısına gönderdiği boşanma kâğıdı.
Boş küme : Hiçbir ögesi olmayan küme.
Boş laf : Gereksiz, yararsız bir biçimde konuşma.
Boş yere : Boşuna.
Boşu boşuna : Boşuna.
Başıboş : (başı'boş) Kendi isteğine göre, hiçbir etki altında kalmadan. Bağlanmamış, serbest bırakılmış. (başı'boş) Yönetimsiz, baskısız, denetimsiz bir biçimde. Bir şeye veya kimseye bağlı olmayan.
Eli boş : İşi olmayan, boş gezen (kimse). Yoksul.
İçi boş : Önemsiz, değersiz. İçinde bir şey bulunmayan.
Kafası boş : Cahil.
Münhal : Boş olan, açık bulunan (memuriyet vb.), boş, açık. Erir, eriyebilen, çözülen.
İşsiz : Yalnız, kimsesi olmayan. Kimse bulunmayan veya az kimse bulunan, tenha, yaban. Tenha bir durumda.
Anlamsız : Anlamı olmayan, önemli bir şey anlatmayan, manasız, beyhude, boş, içsiz, yersiz, gıcırı bükme, ipsiz sapsız.
Bilgisiz : Bilgi sahibi olmayan, bilisiz, malumatsız, cahil. Aymaz.
Bir : Aynı, benzer. Bu sayı kadar olan. Sadece. Herhangi bir varlığı belirsiz olarak gösteren (sayı). Bir kez. Ortaklaşa olan, birleşik, müşterek. Bu sayıyı gösteren 1 ve I rakamlarının adı. Değer, önem bakımlarından birbirinden farksız, birbirine eşit, birbirine benzer. Sayıların ilki. Ancak, yalnız. Eş, aynı, bir boyda. Tek. Beraber.
Yararsız : Yarar sağlamayan, yararı olmayan, işe yaramayan, yarayışsız, faydasız, nafile, avantajsız.
Habersiz : Haber vermeden, habersizce, bihaber. Haberi olmayan, haber almamış, hiçbir bilgisi olmayan, bihaber.
Hazırlıksız : Bir şey için önceden hazırlanmamış olan. Bir şey için önceden hazırlanmadan.
Boş ad : Olağan yorumda hiç bir nesneyi göstermeyen ad.
Boş adam : Hamal.
Boş adlı temel mantık : Olağan yorumda hiç bir nesneyi göstermeyen adlara, başka bir deyişle boş adlara yer veren temel mantık dizgesi. || Krş. tümel özelleme kuralı.
Boş ağırlık : Bir aracın yüksüz ağırlığı.
Boş alan yatırımı : Yatırımcının kendi ülkesi dışında bir ülkede yeni bir tesis kurma biçiminde fiziki sermaye stoğuna yaptığı katkı, diğer bir deyişle sabit sermaye yatırımı biçimindeki bir doğrudan yabancı sermaye yatırımı türü.
Boş atıp dolu tutmak : umutsuz olarak girişilen bir iş, iyi sonuç vermek.
Boş bağarsuk : Kör bağırsak.
Boş bağırsak : (biyoloji) İnce bağırsağın ikinci ve en uzun olan bölümü, yeyunum.
Boş bağırsak atardamarları : A. mesenterica cranialis'ten çıkan ve boş bağırsağı vaskularize eden atardamarlar, arterya yeyunales.
Boş böğür : Böğürün eğe ve kalça kemikleri arasındaki boş kısmı.
Boş ile ilgili Cümleler
- Bu kutu neredeyse boş.
- Boş bir bakışla orada duruyordu.
- Boş bir alan bırak.
- En meşgul insanlar en fazla boş zamana sahiptirler.
- "Hey, Tom." "O ne?" " Ah aslında, boş ver"
- Bu kattaki üç büro boş.
- Ali pencereden boş boş baktı.
- Tank boş.
- Boş bir bardağım yok.
- Biz cuma öğleden sonra boş muyuz?
Diğer dillerde Boş anlamı nedir?
İngilizce'de Boş ne demek? : [BOS] adj. empty, blank, vacant, vain, free, unoccupied, disengaged, airy, barren, bootless, captious, chimerical, desert, expressionless, fallacious, flat, without any foundation, without foundation, frivolous, frothy, futile, gaseous, for hire, hollow
Fransızca'da Boş : vide, libre, inhabité/e, inocupé/e, oiseux/euse, vain/e, inexpressif/ive, (kâ
Almanca'da Boş : n. Vakanz
adj. ausgenommen, ausgepumpt, bedeutungslos, billig, eitel, fad, fade, frei, gehaltlos, gottverlassen, hemmungslos, hohl, illusorisch, inhaltslos, leer, leer stehend, menschenleer, müßig, phrasenhaft, unausgefüllt, unbewohnt, vakant, verwaist, wüst, zwecklos
Rusça'da Boş : adj. бессодержательный, малосодержательный, досужий, напрасный, суетный, бесполезный, порожний, пустой, свободный, пустующий, праздный, незанятый, вакантный
adv. пусто

Bu kısımda Boş nedir? Boş ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Boş tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Boş hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.