Bolts türkçesi Bolts nedir

Bolts ile ilgili cümleler

English: Some bolts need to be tightened up.
Turkish: Bazı cıvatalar sıkılmalı.

English: The door bolts on the inside.
Turkish: Kapı sürgüleri içerde.

English: I have to tighten these bolts.
Turkish: Bu civatayı sıkmak zorundayım.

Bolts ingilizcede ne demek, Bolts nerede nasıl kullanılır?

Boltsprit : Civadra.

Eyebolts : Halkalı vida. Halkalı civata. Delikli cıvata. Aybolt. Gözlü cıvata. Mapa.

Ringbolts : Halkalı civata. Mapalı cıvata. Mapa.

Thunderbolts : Şimşek şeklinde ok. Şaşırtıcı haber. Georgia eyaletinde yerleşim yeri. Gökyüzüyle toprak arasındaki elektrik boşalması. Yıldırım. Beklenmedik olay.

Unbolts : Kilidini açmak. Sürgüsünü açmak. Cıvatasını sökmek. Sürmesiz. Civatasını sökmek. Cıvatayı sökmek. Sürgü açmak. Sürgüyü açmak.

Bolt head : Civata başı. Cıvata başı. Cıvata ucu.

Bolt down : Kadeh yuvarlamak. İçki içmek. Atıştırmak. İçki yuvarlamak.

Bolt hole : Sığınak. Güvenliğe çıkan yol. Bir hayvanın güvenlik için kaçabileceği delik. Kaçış rotası. Bir askerin içinde saklanabileceği veya uyuyabileceği duvarda bulunan delik. Kaçış yeri. Cıvata deliği. Kaçış yolu. Civata deliği. Farenin vb kaçtığı delik.

 

Bolt from the blue : Labbadak. Beklenmedik sürpriz. Ani sürpriz. Tepeden inme. Beklenmedik veya şoke edici sürpriz veya olay (örneğin, she had been working in the company for twenty years, so when she quit, it must have felt like a bolt from the blue {bu şirket için yirmi yıl çalışmıştı, işi bırakması tam bir şok yaratmış olmalı}). Beklenmedik sürpiz.

Bolt knife : Mücellit bıçağı.

İngilizce Bolts Türkçe anlamı, Bolts eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bolts ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Bump up : Çıkmak. Artırmak. Yükseltmek. Yükselmek. Artmak.

Englutting : Yutkunmak. Aşırı derecede yemek. Oburcasına yeme. Oburcasına yutma. Tıka basa doyurma. Yutma. Tıka basa yeme. Tıka basa yemek. Büyük parçalar halinde yutmak.

Fled : Sıvışmak. Terketmek. Aceleyle çıkmak. Kaçan. Kaçmış (suçlu vb). Akıp gitmek. Kaçınmak.

Bunking : Asmak (dersleri). Kaçma. Ranzada yatmak. Yatakta yatmak. Tabanları yağlamak. Sıvışmak. Ivır zıvır. Palavra.

Batten : Tirizlerle sağlamlaştırmak. Tirizlerle donatmak veya sağlamlaştırmak. Sağlama almak. Çubuk askı. Sahne yukarısından makaralarla indirilip çıkartılabilen genellikle iki parmak çapında çelik çubuk. bk. askı. Sahne üstündeki genel ışıklama lambaları. Şişmanlamak. Semirtmek. Sırtından geçinmek.

Contemplating : Niyet eden. İyice düşünme. Düşünüp taşınma. Düşünmek. Tasarlama. Tasarlayan. Niyet etme. Tasarlamak. Niyet etmek.

Beat a retreat : Hızla geri çekilmek. Vazgeçmek. Geri çekilmek. Bir yerden kaçmak. (soğuk veya tehlikeli) bir yerden ayrılmak. (soğuk veya tehlikeli) bir yeri terk etmek. Ricat etmek. Toz olmak.

 

Bounces : Sepetlemek (argo terim). Sıçramak. Girivermek. Sekmek. Zıplamak. İşten çıkarmak. Sektirmek. Zıplatmak. Dalmak.

Bursts : Boşanmak (gözyaşı). Atılmak. Çatlamak. Patlamak. Aniden açmak. Had safhaya gelmek. Fışkırmak. Yarılmak. Patlak vermek.

Flee : Aceleyle çıkmak. Kaçınmak. Terketmek. Sıvışmak. Firar etmek. Akıp gitmek. Fıymak.

Bolts synonyms : bolt, avoid, bunked, riddle, engorges, eliminates, distill, annihilated, clarifies, battens, battened, boult, absconds, binges, annihilating, annihilate, drains, knock out, decant, contemplate, eliminated, rifle, blew, bleed off, abscond from, breaks, absquatulation, stiffly, bolted, riddling, distills, burst, blow.

Bolts zıt anlamlı kelimeler, Bolts kelime anlamı

Unlock : Kilidi açmak. Kilidini açmak. Kilitten kurtarmak. Ortaya çıkarmak. Çözmek. Açmak. Kilit açmak.

Unbolt : Sürgü açmak. Cıvatasını sökmek. Civatasını sökmek. Kilidini açmak. Sürmesiz. Cıvatayı sökmek. Sürgüsünü açmak. Sürgüyü açmak.

Stand still : Hareketsiz durmak. Kımıldamadan durmak. Hareketsiz kalmak. Kıpırdamamak. Kımıldamamak. Hareket etmemek.