Boots türkçesi Boots nedir
- Otel ayakkabı boyacısı.
- Çizme.
- Otel hizmetçisi.
- Postal.
- Bir arabanın gövdesi.
- Asker postalı.
- Diz veya diz altına kadar uzanan ayakkabı.
Boots ile ilgili cümleler
English: Ali often wears cowboy boots and a cowboy hat.
Turkish: Ali sık sık kovboy botları ve bir kovboy şapkası giyer.
English: Ali took off his ski boots and put on a pair of slippers.
Turkish: Ali kayak botlarını çıkardı ve terlik giydi.
English: Are you ever going to wear these boots again?
Turkish: Bu botları tekrar giyecek misin?
English: Didn't you ever put on rubber boots as a kid and have fun splashing water in puddles?
Turkish: Sen hiç bir çocuk olarak lastik çizmelerini giymedin mi ve su birikintisinde su sıçratarak eğlenmedin mi?
English: His boots and pants were covered with mud.
Turkish: Onun botu ve pantolonu çamurla kaplıydı.
Boots ingilizcede ne demek, Boots nerede nasıl kullanılır?
Skis and boots can be rented : Ski ve botlar kiralanabilir.
Big boots : Gülünç, biçimi bozulmuş, çok büyük kara pabuç; genellikle august adı verilen soytarı giyer. soytarı august'un başka bir adı. Büyük pabuç.
Can you repair these boots : Bu botları tamir edebilir misiniz.
Combat boots : Savaş botu. Postal. Kısa konçlu bot.
Died in his boots : Savaşırken öldü. Doğal olmayan bir sebeple öldü. Botları ayağındayken öldü. Çarpışırken öldü.
Ski boots : Kayak ayakkabısı. Kayak botu.
Snow boots : Kar çizmesi. Kar botu.
Surgical boots : Ortopedik ayakkabı.
Seven league boots : Peri masalındaki giyenin bir adımda yedi fersah ileri gidebileceği çizmeler. Yedi fersahlık çizmeler.
Football boots : Futbol ayakkabısı. Krampon.
İngilizce Boots Türkçe anlamı, Boots eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Boots ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Buskin : Romalı sandaleti. Trajedi. Bot. Potin.
Half boot : Potin. Kısa çizme. Yarım çizme.
Scoring : Edinme. Çiziklenme. Kazanma. Müziklendirme. Kazınma. Film müziğinin özel bir işlikte çalınarak kuşak ya da film üzerine alınması işlemi. Çizilme. Puanlama. Skor verme.
Bootlace : Ayakkabı bağı. Bağcık. Çizme bağcığı.
Eyelet : Kopça iliği. Balıkgözü. Kopça (dişi). Gözcük. Delik. İp geçirme deliği. Kopça dişi. Matafyon. Delik halka. İplik rehberi gözü.
Combat boot : Kısa konçlu bot. Savaş botu.
Combat boots : Kısa konçlu bot. Savaş botu.
Boot : İşe yaramak. Yüklük. Tekme atmak. İşten atma. Ön yükleme. Çizme giydirmek. Tepmek. Tekme. Futbol tekme atmak.
Hessian : Herhangi paralı asker. Hess'den gelen. Jüt kaneviçe. Kaba kendir bezi. Hess'de doğmuş ya da yaşayan kimse (orta almanya). Paralı asker. Çuval bezi. Kendir bezi. Hesseli. Kabadayı.
Delineation : Tarif. Çizerek anlatma. Şeklini çizme. Nitelendirme. Betimleme. Resmetme. Tasvir.
Boots synonyms : shoe collar, wellington boot, hip boot, hessian boot, heel counter, toe box, desert boot, gum boot, rubber boot, drawing, chaussures, bootleg, riding boot, thigh boot, plotting, ski boot, collar, footwear, top boot, jackboot, wellington, spur, cowboy boot, instep, eyehole, toecap, cancellations, crossing out, upper, delineations, innersole, footgear, cancellation.
Boots ingilizce tanımı, definition of Boots
Boots kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A servant at a hotel or elsewhere, who cleans and blacks the boots and shoes.

Bu kısımda Boots kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Boots ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Boots anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Boots ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.