Eyelet türkçesi Eyelet nedir
- Delik halka.
- Kopça dişi.
- Göz.
- İplik rehberi gözü.
- Delik.
- Balıkgözü.
- İp geçirme deliği.
- Kopça iliği.
- Gözcük.
- Göz deliği.
- Delik halkası.
- Matafyon.
- Kopça (dişi).
- Küçük delik.
Eyelet ingilizcede ne demek, Eyelet nerede nasıl kullanılır?
Eyelet knot : Matafyon bağı.
Eyelet leach : Matafyon yakası. Seren yakası.
Eyeleteer : Delikzımbası. Kuşgözü için delik açan alet.
Eyelets : Göz. Göz deliği. İp geçirme deliği. Delik halka. Kopça (dişi). Balıkgözü. İplik rehberi gözü. Delik halkası. Kopça dişi. Gözcük.
Eyeletted : Bir deliğin etrafına madeni bilezik geçirilmiş.
Eyelessness : Körlük.
Eyelashes : Kirpikler. Kirpik.
Eyeliners : Göz boyası. Göz çevresinde hoş bir çizgi çekmek için uygulanan kozmetik. Aylaynır. İnce fırça uçlu göz kalemi. Göz kalemi.
Eyelike : Gözü andıran.
Eyeletting : Bir deliğin etrafına madeni bilezik geçirme.
İngilizce Eyelet Türkçe anlamı, Eyelet eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Eyelet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Bore : Kuyu. Başını ağrıtmak. Sonda. Usanç vermek. Çap (mermi). Sıkıntı. Bela. Bunaltmak. Sondalamak. Yüksek dalga.
Centesis : Delme. Delinme.
Cubby : Çocukların korunma odası olarak kullanıldığı oda veya yer. Odacık. Küçük oda. Cep.
Loop : Bağlamak. Mikrobiyolojik ekim, preparat hazırlama ve izolasyon işlemlerinde kullanılan, uç tarafı yuvarlatılmış platin telden oluşan metal çubuk. Dönme. İlmek. Bir izlencede yer alan ve belirli bir koşul gerçekleşmedikçe yeniden uygulanan bir komutlar dizisi. Bilgisayar, bilişim, gitar, veterinerlik alanlarında kullanılır. Düğümlemek. İlmek şekli oluşturmak. İlmiklemek. İlmek atmak.
Holdfast : Bir şeyi yerinde tutan bir alet. Sabit nokta kazık grubu. Tutan şey. Kenet. Dayak. Destek. İşkence. Delikli tespit çivisi. Çengel. Mengene.
Blinker : Atın göz siperi. Başka araçları uyarmak için çakar ışıtaçlarını kısa aralıklarla yakıp söndüren elektrik dizgesi. İşaret lambası. Flaş lambası (aut.). Yanıp sönen sinyal lambası (devamlı). Çakar söner ışık. İşaret lambası (aut.). Pırıldak. Flaşör. Flaş lambası.
Cubbyhole : Küçük oda. Odacık. Önü açık ufak göz (yazıhanede veya dolapta). Gizlenecek yer. Hücre.
Pinholes : İğneucu benek. İğne deliği. İğne ile açılmış delik. Gözenek. Gaz delikciği. İğnenin girdiği delik. Pim deliği.
Apertures : Aralık. Açıklık.
Curtain : İç perde. Ölüm. Sahne içinde çeşitli amaçlar için kullanılan kumaş perde. Perdeyi kapatmak. Sinema salonunda, görünçlükle, görüntülükle salonu ayıran, açılır kapanır örtü. Perde takmak. Örtmek. Bölme. Perdelemek. Havalandırma bezi.
Eyelet synonyms : fenestra, cell, eyeholes, compartment, aperture, blinkering, eyelets, blowouts, small hole, fastener, pall, cubbies, bored, cuddy, pinhole, foramen, drapery, cubicle, cells, boot, drape, bores, cavity, cringle, fixing, cavum, hole, blowout, cavities, mantle, eyehole, cubbyholes, cuddies.
Eyelet ingilizce tanımı, definition of Eyelet
Eyelet kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A small hole or perforation to receive a cord or fastener, as in garments, sails, etc.

Bu kısımda Eyelet kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Eyelet ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Eyelet anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Eyelet ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.