Eyelets türkçesi Eyelets nedir

  • Balıkgözü.
  • Delik.
  • İplik rehberi gözü.
  • Kopça (dişi).
  • İp geçirme deliği.
  • Göz deliği.
  • Küçük delik.
  • Delik halkası.
  • Göz.
  • Gözcük.
  • Kopça dişi.
  • Delik halka.

Eyelets ingilizcede ne demek, Eyelets nerede nasıl kullanılır?

Eyelet knot : Matafyon bağı.

Eyelet leach : Seren yakası. Matafyon yakası.

Eyelet : Delik halkası. Delik. Kopça iliği. Kopça dişi. Gözcük. Matafyon. İp geçirme deliği. Göz deliği. Küçük delik. İplik rehberi gözü.

Eyeleteer : Delikzımbası. Kuşgözü için delik açan alet.

Eyeletted : Bir deliğin etrafına madeni bilezik geçirilmiş.

Eyelash : Kirpik. Siliyum.

Eyeliner : Göz boyası. İnce fırça uçlu göz kalemi. Aylaynır. Göz çevresinde hoş bir çizgi çekmek için uygulanan kozmetik. Göz kalemi.

Eyelids : Gözkapağı. Göz kapakları. Eksoz ağzı kapakları.

Eyelessness : Körlük.

Eyelike : Gözü andıran.

İngilizce Eyelets Türkçe anlamı, Eyelets eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Eyelets ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fenestrae : Küçük açıklık. Delik (anatomi terimi). Fenestra. Pencere benzeri açıklık (mimarlık).

Pinholes : İğne ile açılmış delik. İğnenin girdiği delik. İğneucu benek. Gözenek. Pim deliği. İğne deliği. Gaz delikciği.

 

Unseeing : Kör. Görmeyen. Dikkatsiz.

Aperture : Açıklık. Açıt. Alıcı, gösterici, basım aygıtı gibi çeşitli aygıtlarda mercek ardında yer alan ve film üzerine açılan, pencereyi belirleyen dikdörtgen delik. Pervane yuvası. Boşluk. Irakgörür fotoğraf makinesi gibi optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği deliğin çapı. Kartlar üzerinde açılan ve içerisine mikrofilm parçası geçirilen delik. Açık.

Pinhole : Gözenek. Pim deliği. İğne deliği. İğne ile açılmış delik. İğneucu benek. Gaz delikciği. İğnenin girdiği delik.

Mantle : Çekirdek kabuğu. Lamba fitili. Manto. Kolsuz manto. Biyoloji, jeoloji alanlarında kullanılır. Yer yuvarında, 2.920 m. derinlikteki süreksizlik yüzeyinin üstünde bulunan ve deprem yayınım hızının arttığı kesim. Yumuşakcalarda ve yumuşakçamsılarda kabuk maddesini salgılayan bezleri kapsayan, kabuğun içini döşeyen deri katlanmaları. gömleklilerde kabuğun ya da gömleğin içini astarlayan yumuşak dış vücut duvan. Örten şey. Pelerin. Örtü.

Eye : Dikkatle bakmak. Belirli insanların ya da hayvanların içindeki etkili, çarpıcı, hatta öldürücü olduğuna inanılan gücü ya da akımı dışa vurmasına aracı olan örgen. Gözlemek. Gözetlemek. Işığa duyarlı olan ve görmeyi sağlayan, çeşitli hayvanlarda basit göz, bileşik göz gibi farklı yapılarda ve sayılarda bulunan organ. insanda, kafatasının orbit denilen çukuruna yerleşmiş, dışta sklera ve kornea tabakaları, ortada damar tabaka (koroit, silli cisimcik, iris) ve içte retina tabakasından oluşan, irisin önünde ve arkasında ön ve art odalar bulunan, bütün tabakaların çevrelediği en iç kısmı dolduran camsı (vitröz) maddeden yapılmış bir çift organ. Görme organının, içinde dış dünyanın görüntüsünün oluştuğu ve bu görüntünün sinirsel uyarmalara dönüştüğü, başlangıç parçası. Süzmek. İzlemek. Görüş.

 

Compartments : Bölme. Bölüm. Kısım. Biyolojik yapılarda bulunan sınırları belirlenmiş kapalı bölgeler. Kompartıman.

Cubicle : Diğer bölümlerden ayrılmış küçük bölme veya ofis. Hücre. Küçük bölme. Odacık. Küçük oda. Kabin. Kabine.

Den : Mağara. Çalışma odası. Yatak. Çıkmaz. Batakhane. Uğrak. İn. Zor durum. Karanlık oda.

Eyelets synonyms : fossette, curtain, centesis, blinkering, blinker, eyelet, drapery, cells, cubbyholes, cavities, boring, cuddies, fenestra, eyehole, bores, celling, eyeholes, cubby, cavity, bored, cuddy, apertures, boot, foramen, small hole, cubbies, cell, garment, hole, blowouts, sightless, pall, cubbyhole.

Eyelets zıt anlamlı kelimeler, Eyelets kelime anlamı

Sighted : Gözleri gören. Kör olmayan.

Eyed : Gözlü.