Pinhole türkçesi Pinhole nedir

  • Küçük delik.
  • Delik.
  • İğneucu benek.
  • Pim deliği.
  • Gaz delikciği.
  • [#göz Gözenek].
  • İğne ile açılmış delik.
  • İğne deliği.
  • İğnenin girdiği delik.

Pinhole ile ilgili cümleler

English: You can build a pinhole camera with a shoe box.
Turkish: Bir ayakkabı kutusuyla, bir iğne deliği kamerası yapabilirsiniz.

Pinhole ingilizcede ne demek, Pinhole nerede nasıl kullanılır?

Pinholes : Küçük delik. Pim deliği. İğne ile açılmış delik. Delik. Gözenek. İğneucu benek. İğnenin girdiği delik. İğne deliği. Gaz delikciği.

Pinhead : Kuş beyinli. Beyinsiz. İğne başı. Mankafa. Topluiğne başı. Küçük kafalı. Toplu iğne başı. Küçük ve önemsiz şey.

Pinheadedness : Budalalık. Aptallık.

Pinheads : Kuş beyinli. Mankafa. İğne başı. Topluiğne başı. Beyinsiz. Küçük ve önemsiz şey. Küçük kafalı. Toplu iğne başı.

Pin belt : İki filmin uç uca getirilerek yapıştırılmaksızın geçici olarak birleştirilmesini sağlayan, film eninde, iki yanında delikler bulunan mukavva, selüloit ya da madenden parça. film üzerindeki resim ya da ses yolunun yitime uğramaksızm birleşmesini sağlayan yapıştırıcı kuşak. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Tutturmalık.

Pin money : Cep harçlığı (kadın). Cep harçlığı. Harçlık.

Pin media type : İğne ortam türü.

 

Pin count : İğne sayısı.

Pin rail : Armadora. Askı halatlarının bağlandığı kancaların bulunduğu demir ray. bunlar genellikle sahnenin yan duvarlarındadır. Kancalı ray.

Pin hinge : Milli mafsal. Saplama menteşe. Panolarda kullanılan kanatları tahtanın içinde olan bir tür menteşe. Milli oynak.

İngilizce Pinhole Türkçe anlamı, Pinhole eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pinhole ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Eye : Gözetlemek. Kuşkuyla bakmak. Görüş. Gözünü dikip bakmak. Bakmak. Görme gücü. Işığa duyarlı olan ve görmeyi sağlayan, çeşitli hayvanlarda basit göz, bileşik göz gibi farklı yapılarda ve sayılarda bulunan organ. insanda, kafatasının orbit denilen çukuruna yerleşmiş, dışta sklera ve kornea tabakaları, ortada damar tabaka (koroit, silli cisimcik, iris) ve içte retina tabakasından oluşan, irisin önünde ve arkasında ön ve art odalar bulunan, bütün tabakaların çevrelediği en iç kısmı dolduran camsı (vitröz) maddeden yapılmış bir çift organ. Göz. Görme organının, içinde dış dünyanın görüntüsünün oluştuğu ve bu görüntünün sinirsel uyarmalara dönüştüğü, başlangıç parçası.

Cavities : Kovuk. Oyuk. Boşluk. Çukur. Çürük.

Cavity : Çukur. Akımmıknatıssal dalgalarla belirli sıklıkta çınlanıma giren uygun boyutlu boş oylum. Oyuk. Diş çukuru. Fizik, uzay, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çürük. İçi boş oyuk. Kovuk. Kavitas.

Pin hole : Pim yuvası.

Fenestra : Küçük açıklık. Pencere benzeri açıklık (mimarlık). Kemikte küçük delik. Fenestra. Delik (anatomi terimi). Pencere.

 

Blowout : Soruşturma. Rahat zafer. Parti. Lastikteki patlak. Cümbüş. Şölen (argo terim). Lastik patlağı. Kuyudan petrol veya gaz fışkırması. Alem. Patlama.

Bores : Sıkıcı şey. Sıkıntı. Dert. Sıkıcı tip. Sonda. Kalibre. Oyu. Yüksek dalga. Bela.

Bored : Bıkkın. (canı) sıkılmış. Sıkkın. Canı sıkılmış. Bunalmış. Sıkılmış. Bezgin. Delinmiş.

Blowouts : Kolay galibiyet. Araştırma. Alem. Ziyafet. Lastik patlaması. İnceleme. Patlama. Kuyudan petrol veya gaz fışkırması. Lastik patlağı. Şölen (argo terim).

Pinhole synonyms : puncture, pinholes, bore, foramen, fossette, pinpricks, apertures, eyeholes, boring, pores, pinprick, vug, aperture, fenestrae, needle eye, eyelets, eyelet, stoma, eyehole, den, centesis, cavum, small hole, pore, porosity, eye of a needle, vugs.