Çizme nedir, Çizme ne demek

  • Çizmek işi.
  • Koncu diz kapaklarına kadar çıkan bir ayakkabı türü

Yerel Türkçe anlamı:

Parmaklık, çit.

Çizme hakkında bilgiler

Çizme, ayağı ve baldırı saran, kimi kez koncu dizin üstüne çıkan deri ya da kauçuktan yapılmış ayakkabı.

Çizme ile ilgili Cümleler

  • Çizme giymek zorundayım.
  • Ali resim çizmede mükemmeldir.
  • Çizmelerim nerede?
  • O, çizmeyi aştı.
  • Çizmeyi aşıyorsun.
  • Ali resim çizmede inanılmaz derecede kötüydü.
  • Ali benden bir harita çizmemi istedi.
  • Çizmeni nerede çıkardın?
  • Resim çizmeyi severim.
  • Bu çizmeler pahalı.
  • Çizmeyi aştın.
  • Çizmede çok iyisin.
  • Resim çizmekten hoşlanırım.
  • Çizmede çok iyisiniz.

Çizme anlamı, kısaca tanımı:

Ayakkabı : Genellikle sokakta giyilen ve altı kösele, lastik vb. dayanıklı maddelerden yapılmış olan giyecek, başmak, pabuç.

Çizmeden yukarı çıkmak : Çizmeyi aşmak.

Çizmeleri çekmek : Bir işe girişmek.

Çizmeyi aşmak : Bilmediği, aklının ermediği, yetkisi dışındaki bir işe karışmak.

Çizmeci : Çizme yapan veya satan kimse.

Çizmek : Kişiyle ilgiyi kesmek, bağı koparmak. Geçersiz kılmak için üzerine çizgi çekmek. Çizgi biçiminde yaralamak. Resmini yapmak, resmetmek. Çizgi çekmek. Çizgiler hâlinde belirtmek, desenini yapmak.

Çizmeli : Çizmesi olan.

Altını çizmek : Bir sözün önemini belirtmek, üzerine dikkati çekmek, vurgulamak.

 

Kavis çizmek : Yay biçiminde yol izlemek.

Robot resmini çizmek : Adli olaylarda tanığın tarifiyle şüphelinin görünümünü yansıtan resmini çizmek.

Sarı çizmeli mehmet ağa : Kim olduğu, nerede oturduğu bilinmeyen kimse.

Yan çizmek : Bir işten kaçmak.

Yazıp çizmek : Yazmak.

Yol çizmek : Bir konuda plan yapmak.

Kapak : Kitap, defter vb.nin en üstüne geçirilen kılıf. Zıvanada iki dış yan parça. Her türlü kabın üstünü örtmeye veya bir deliği kapamaya yarayan nesne. Biçilen ağaç kütüklerinin iki yanından çıkan, düzgün olmayan tahta. Dolap, sandık vb.ni örtmeye yarayan parça.

Baldır : Bacağın dizden ayak bileğine kadar olan bölümü, incik. Bu bölümün yumuşak ve şişkin olan arka tarafı.

Dizin : Belli bir konuda çıkan kitap ve dergideki yazılarla ilişkiyi sağlayan ve ayrı bir kitap veya süreli yayın biçiminde çıkan eser. Bir kitabın veya derginin kişi, konu, yer adı vb. bakımından içindekileri yer numarasıyla belirten ve eserin arkasında yer alan alfabetik liste, endeks, indeks, fihrist. Kitaplık, belge vb. için düzenlenen belli bir bilginin veya belgenin bulunduğu yeri gösteren düzenli liste.

Üstün : Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan. Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha.

Deri : İnsan ve hayvan vücudunu kaplayan tüy, kıl veya pulla kaplı tabaka, cilt, ten. Toplantı, düğün. Pazar veya panayır kurulan gün, dernek. İşlenerek kullanılır duruma getirilmiş hayvan postu. Bu tabakadan yapılmış.

 

Kauçuk : Amerika, Asya ve Afrika'nın çeşitli ağaçlarından, özellikle lastik ağacından veya bazı petrol artıklarının birleşiminden elde edilen, dayanıklı ve esnek madde. Bu maddeden yapılmış. Gövdesi odunsu, öz suyu yapışkan, süt kıvamında, yaprakları oval biçimli, parlak ve kalın, sıcak ülke bitkisi, lastik ağacı, kauçuk (Ficus elastica).

Çizme edik : Uzun konçlu mest

Çizme seki : Atlarda bacaklardaki beyazlığın ön ve arka ayak bileği eklemine kadar uzanması.

Çizmecibaşı : Çizmecilerin buyurucusu.

Çizmecilik : Çizmecinin yaptığı iş.

Çizmeden yukarı çıkmak : bilmediği, aklının ermediği, yetkisi dışındaki bir işe karışmak. İlgili cümle: "“Daha çoğunu istemeye kalkarsa iş değişir o zaman; buna çizmeden yukarı çıkmak denir, herkes haddini bilmeli.”" M. C. Anday.

Çizmeleri çekmek : bir işe girişmek. İlgili cümle: "“Yaptığım işe hâlâ şaşmaktan ve inanamamaktan vazgeçemediğim hâlde çizmeleri çekmiştim.”" R. N. Güntekin.

Çizmeyi aşmak : bilmediği, aklının ermediği, yetkisi dışındaki bir işe karışmak. İlgili cümle: "“Politika üstüne fikir yürütmek, çizmeyi aşmaktı.”" E. Atasü.

Diğer dillerde Çizme anlamı nedir?

İngilizce'de Çizme ne demek? : n. top boot, boot, buskin, drawing, wellingtons

Fransızca'da Çizme : botte [la]

Almanca'da Çizme : n. Boot, Stiefel, Streichung

Rusça'da Çizme : n. чертеж (M), черчение (N), построение (N), метка (F), начертание (N), вычеркивание (N), сапог (M), полусапожек (M), сапог: сапоги (PL)

adj. сапожный