Kapak nedir, Kapak ne demek

"Kapak" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Evin en alt katına indik, oradan da bir mahzen kapağı açtılar." - R. H. Karay
  • "Kapağını, geceleri aynı masa etrafında buluştuğu ressamlardan birine çizdirecekti." - A. İlhan
  • "Dolap kapağı."

Yerel Türkçe anlamı:

Tarlayı sürmeye başlamadan önce sabanla ya da pullukla ayrılan bölümlerden biri.

Biçilen ağaç kütüklerinin iki yanından çıkan düzgün olmayan tahta.

Bir tarafı düz, öteki tarafı yuvarlak kalas.

Dam yapımında kullanılan, belli ende, boyda kesilmiş ağaç parçaları.

Peynir tekeri.

Değirmenin çarkına basınçlı su gönderen ortası delik tahta.

Değirmende un doldurulan küçük el küreği.

Üç yaşındaki tay.

Yufka ekmeğin dörtte biri : Dört kapak ekmek yedim daha doymadım.

Fidelere konulan ince gübre.

Hamur açmakta kullanılan dört ayaklı tahta.

Gitar terimi olarak anlamı:

Tonal dengeyi sağlamak, aynı zamanda güzel bir görünüm elde etmek amacıyla gövdeden farklı bir ağaçtan birkaç santimetre kalınlığında kesilerek gövdeye yapıştırılan parça.

 

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

[Bakınız: kapacık]

Tarih'teki anlamı:

Tahtadan yapılmış eski bir savaş gemisi.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Sığır budunun dış yüzünde, kenar ve dilme parçaları arasında, sağrıdan dize kadar dikine uzanan bölgenin kaslarını içeren pastırmalık et parçası veya bu parçadan yapılmış olan pastırma.

Bilimsel terim anlamı:

Zıvanada iki dış yan parça.

Mobilyada, bazı bölümleri kapatan eleman.

Tomruğun dışından çıkan, bir yüzü düz, öbür yüzü eğmeçli tahta.

İngilizce'de Kapak ne demek? Kapak ingilizcesi nedir?:

cover page, top (electric guitar)

Osmanlıca Kapak ne demek? Kapak Osmanlıca'da ne anlama gelir?:

kapak, takke

Kapak hakkında bilgiler

Kapak; kitap ve dergi gibi basılı eserlerin sayfalarının, içine yerleştirilerek ciltlendiği koruyucu ve tanıtıcı özellikleri olan baskılı karton veya kâğıtlara denir. Kitap kapakları genellikle bristol denen kartonlara basılır.

Kitabın, yazarın ve yayınevinin ismi çoğunlukla ön kapakta bulunur. Ön kapakta ayrıca kitabın içeriğini çağrıştıran görsel yönü kuvvetli fotoğraf veya resim kullanılabilir. Arka kapakta kitabın içeriğini ve özelliklerini anlatan bir tanıtım yazısı ile fiyat ve barkod gibi ticari bilgiler yer alır. Kitaplıklarda daha kolay bulunabilmesi amacıyla kapağın, kitabın sırt kısmına gelen bölümüne de kitabın, yazarın ve yayınevinin adı basılır. Dergiler kitaplara oranla daha ticari özellikler gösterirler, bu yüzden ön kapaklarında derginin içeriğini çağrıştıran çarpıcı başlıklar ve görsel yönü güçlü fotoğraf ya da resimler kullanılır. Dergi kapakları genellikle kalın kuşe kağıda basılır ve arka kapak reklam ilanlarına ayrılır.

 

Kapak ile ilgili Cümleler

  • Kapak kapalı.
  • Jale göz kapaklarını indirdi.
  • Bu kapak uymuyor.
  • Kapak çıktı.
  • Sonbaharda, fanlar üzerine kapaklar konur.
  • Ben kırmızı kapaklı bir kitap buldum ve onu ödünç almaya karar verdim.
  • Göz kapaklarım ağır.
  • Gözde kapak varsa bakmak yasak mı?
  • Ali oyuncak ayıları, kartpostal ve pulları, eski paraları, taş ve mineralleri, trafik plakaları ve jant kapaklarını yani kısacası hemen hemen her şeyi toplar.
  • Kapakta Tom'un adını gördüm.

Kapak anlamı, kısaca tanımı:

Kitap : Ciltli ve ciltsiz olarak bir araya getirilmiş, basılı veya yazılı kâğıt yaprakların bütünü. Kutsal kitap. Herhangi bir konuda yazılmış eser.

Kapak atmak : Aşırı, tıka basa dolmuş olmak.

Kapağı atmak : Sıkıntısız, rahat bir yere sığınmak, kaçıp kurtulmak.

Kapak bıçkısı : Kaba tahtaları boylamasına biçen ve düzelten, birkaç testereli bıçkı tezgâhı.

Kapak kızı : Resimli dergilerin kapak resimleri için poz veren genç kız.

Kapak tahtası : Biçilen tomruğun tahtalarından en dışta kalan parçası.

Kapak takımı : Alafranga tuvaletin üstündeki kapak, oturak ve vidaların bütünü.

Kapak taşı : Mezarlarda en üstte bulunan taş. Lağım, su yolu vb.nin gereken yerlerinde bırakılan deliğin üzerini örten geniş ve yassı taş.

Kapak yıldızı : Resimli dergilerin kapak sayfaları için fotoğrafı çekilen ünlü kimse.

İç kapak : Kitabın dış kapaktan sonra gelen, adını ve bazı özelliklerini içeren sayfa.

Stor kapak : İnce çıtaların esnek bir yüzeye yan yana dizilmesiyle yapılmış olan ve kıvrılarak açılıp kapanan kapak.

Bagaj kapağı : Otomobil bagajlarını kapatmaya veya kilitlemeye yarayan bölüm.

Cilt kapağı : Forma veya fasikül olarak yayımlanan eserlerin bir örnek ciltlenip kullanılması için hazırlanan bez veya plastik kaplanmış kalın karton.

Diz kapağı : Dizin diz kapağı kemiği ile kaplı bölümü.

Göz kapağı : Göz yuvarlarının önünde bulunan, birbirine yaklaşarak gözü örten, kenarlarında kirpikler bulunan koruyucu organ.

Hava kapağı : Bir kanaldan geçen havanın niceliğini ayarlayan kapak.

Kol kapağı : Giysi ve gömlek kolunun bileği örten bölümü.

Kapak bıçkıcısı : Kapak bıçkısında çalışan işçi.

Kapakçık : Yürekte ve damarlarda kanın veya başka sıvıların geri dönmesini önleyen supap durumunda küçük kapak. Küçük kapak.

Kapaklanmak : Ayağı takılıp yüzüstü düşmek. Yelkenli tekne güçlü rüzgâr veya ansızın gelen sağanak etkisiyle devrilmek.

Kapaklı : Kapağı olan.

Kapaklı valf : Emme ile açılan, ağırlık ile kapanan valf.

Kapaklık : Kapak taşı. Kapak yapmaya özgü.

Kapaksız : Kapağı olmayan. Görgüsüz, terbiyesiz.

Gizli kapaklı : Açık, anlaşılır olmayan (söz, konuşma). Başkalarına duyurulmayan, kimseye haber verilmeyerek yapılmış olan (iş).

Göğe direk denize kapak olmaz : "hem gereksiz hem de gerçekleştirilmesi hayale bile sığmayan şeylerle uğraşılmamalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Kaynayan kazan kapak tutmaz : "içten içe, gizlice gelişen olaylar veya duygular bir yerde patlak verir" anlamında kullanılan bir söz.

Mitral kapakçığı : Sol kulakçık ile sol karıncık arasında kanın akışını düzenleyen, iki yaprakçıktan oluşan kapak.

Türlü : Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif. Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.

Üstün : Arap harfli metinlerde bir ünsüzün a, e seslerinden biriyle okunacağını gösteren işaret, fetha. Birine veya bir şeye göre nitelik bakımından daha yüksek, daha elverişli olan, faik. Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onları geride bırakan.

Örtme : Başörtüsü. Üstü kapalı, önü açık yer. Örtmek işi.

Deli : Coşkun, azgın (hayvan, duygu vb.). Davranışları aşırı ve taşkın olan (kimse), çılgın. Aklını yitirmiş olan, akli dengesi bozulmuş olan, mecnun.

Kapama : Üst baş, giyecek takımı. Metres. Kapamak işi. Taze soğan ve marulla pişirilmiş kuzu eti yemeği.

Nesne : Geçişli fiili bütünleyen yalın veya belirtme durumunda bulunan tümleç. Öznenin dışında kalan her konu, obje. Belli bir ağırlığı ve hacmi, rengi olan her türlü cansız varlık, şey, obje.

Dolap : Orta oyununda sahnede dükkân veya ev olarak kullanılan dekor. Su dolabı. Düzen. Dönme dolap. İstanbul bedesteninde dükkân. Genellikle tahtadan yapılmış, bölme veya çekmelerine eşya konulan kapaklı mobilya.

Dergi : Siyaset, edebiyat, teknik, ekonomi vb. konuları inceleyen ve belirli aralıklarla çıkan süreli yayın, bülten, mecmua.

İki : Birden sonra gelen sayının adı. Birden bir artık. Bu sayıyı gösteren 2 ve II rakamlarının adı.

Dış : Yabancı ülkelerle ilgili. Bir konunun kapsamına girmeyen şey. Açık havada geçen sahneleri içine alan çekim. Bir kimsenin görünüşü, durum ve davranışları. Somut kavramlarda iki veya ikiden çok şeyde merkeze daha uzak olan. Herhangi bir cisim veya alanın sınırları içinde bulunmayan yer, hariç, iç karşıtı. Bireyin ötesinde bir varlığı olan. Görülen, içte bulunmayan yüzey. Bazı top oyunlarında karşı takım oyuncularının vuruşuyla topun kalenin bulunduğu taraftan dışarı çıkması, aut.

Yan : Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü, profil. Bir denklemde "=" işaretiyle ayrılmış olan iki anlatımdan her biri. Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet. Tali. İstekleri karşıt olan iki kişiden veya topluluktan biri. Bir tarafa yönelerek. Üst. Birlikte, beraberinde olma. Yer. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan. Savaş düzenindeki ordunun iki kanadından her biri. Futbol veya hentbolda, topun, alanın yan çizgileri dışına çıkması, taç. İkinci derece olan.

Parça : Müzik eseri. Pasaj. Küçümseme ve değersiz sayma bildiren bir söz. Nesne. Tane. Bir bütünden ayrılan, ayrı sayılan veya artakalan şey. Bir bütünden kopma, kırılma, yırtılma vb. yoluyla ayrılmış bölüm, lime. Birkaçı bir araya geldiğinde bir bütünü oluşturan şeylerin her biri, modül. Güzel, alımlı kız veya kadın.

Kapak burunlu mısır yarasası : Yarasalar (Chiroptera) takımının, kapak burunlu yarasagiller (Rhinopomidae) familyasından, 10.5 cm kadar uzunlukta, 20 cm kadar kanat açıklığı olan, Mısır'da yaşayan bir tür.

Kapak burunlu mısıryarasası : (zooloji)

Kapak burunlu yarasagiller : (Yun. rhinos: burun; poma: kapak) Memeliler (Mammalia) sınıfının, yarasalar (Chiroptera) takımının, küçük yarasalar (Microchiroptera) alt takımından, yaprak biçiminde olan burunlarının üzerinde bir çıkıntı bulunan, ince ve uzun kuyruklu, Afrika ve Asya'da bulunan türlere sahip bir familya.

Kapak düşürme : Zıvanalı geçmelerde dış tarafa gelen parçaların testere ile kesilmesi işlemi.

Kapak süslemesi : Eski yazma ve basma kitaplarda ilk sayfaya kapak olarak yapılan bezeme.

Kapak vurmak : At yürürken çifte atmak.

Kapak-burunlu mısır yarasası : (Rhinopoma microphyllum) Yarasalar (Chiroptera) takımının kapakburunluyarasagiller (Rhinopomidae) familyasından bir memeli türü. Uzunluğu 10.5, kanat açıklığı 20 cm. Mısırda ehramlarda ve mağaralarda yaşar.

Kapakburunluyarasagiller : (Rhinopomidae), (Yun. rhinos = burun, Yun.poma = kapak) Omurgalı hayvanlardan memeliler (Mammalia) sınıfının yarasalar (Chiroptera) takımının küçük-yarasalar (Microchiroptera) alt-takımına giren bir familyası. Küçük, yaprak biçiminde olan burunlarının üzerinde bir çıkıntı gelişmiştir. İnce, uzun bir kuyrukları vardır. Tropik Afrikadan Asya ve Sumatraya kadar yayılmışlardır. Kapak-burunlu Mısır yarasası (Rhinopoma microphyilum) türü iyi bilinir.

Kapakkaya : İki yüzü de düzgün yassı kaya.

Kapaklamak : Sebze dipleri sulandıktan sonra çatlamak. Ayak bir yere takılarak yüzüstü düşmek, kapaklanmak. Çelikçomak oyununda 20 sayı elde etmek: Bir defa kapakladık.

Diğer dillerde Kapak anlamı nedir?

İngilizce'de Kapak ne demek? : n. cover, lid, cap, top, hatch, bonnet, capsule, clack, covering letter, flap, hatchway, shutter

Fransızca'da Kapak : couvercle [le], fermeture [la], clapet [le], plaque [la], volet [le]

Almanca'da Kapak : n. Deckel, Glocke, Haube, Verschluss

Rusça'da Kapak : n. крышка (F), заслонка (F), заслон (M), покрышка (F), щит (M), обложка (F), колпак (M)