Örtme nedir, Örtme ne demek

  • Örtmek işi.
  • Başörtüsü
  • Üstü kapalı, önü açık yer.

"Örtme" ile ilgili cümle örnekleri

  • "Damın örtmesinin altında hasta koyunlara bakıyordu bir adamla beraber." - Y. Kemal
  • "Kızlığında, başlarına soluk örtmelerini alır, yünlerini sırtlar, ırmak boyuna yün boyamaya giderdi." - N. Meriç

Yerel Türkçe anlamı:

Bağ kulübesi.

Evin altından geçen yol. 1

Kapalı harman saçaklığı.

Tahta gölgelik, çardak.

Evin dışa çıkmış kısmı, çıkma, bir tarafı açık yer.

Tütün dizmeye, işlemeye, kurutmaya yarayan üstü kapalı yer. 1

Bağ evi.

Evlerin önündeki üstü kapalı yer.

Mutfak.

Pelerin.

Evin önü açık ve taş döşeli bölümü, giriş yeri.

Odun ve yakacak konulan yer.

Evin ön duvarı üstüne gelen dam uzantısı, ön saçak.

Başörtüsü.

Bir katlı bağ evi.

Baş örtüsü

Üstü kapalı, önü açık yer.

Üstü örtülü ağıl.

Ziraat araçları konular üç duvarlı, bir yanı açık, üstü kapalı yer.

Odun, yakacak, tezek konulan üstü kapalı önü açık yer

Salon.

Kapı saçağı

Sofa, salon.

Fiziksel Kimya alanındaki anlamı:

Eksicik bulutlarının çekin artı yükünü dışardan daha azmış gibi göstermesi olayı.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Ek örtüsü koyma.

Diğer sözlük anlamları:

Ev önündeki üstü kapalı sofa, sundurma.

 

Baş örtüsü.

Bilimsel terim anlamı:

Eli, ayağı, yüzü, deriyi; süt, yağ, un ve benzeri yiyecekleri doğaüstü zararlı güçlerin etkisinden korumak amacıyla örtme, saklama.

(II) Ortamın havadan yükseltgenmesini önlemek amacıyla, ısıl işlem yunaklarının sıvı yüzeyine, uygun bir özdek serpme ya da akıtma.

(I) Metal yüzeyleri, yenime karşı korumak ya da süslemek ereğiyle, kimyasal bir işlemle, metal, alaşım, bileşik ya da örgensel özdekle örtme işlemi.

İngilizce'de Örtme ne demek? Örtme ingilizcesi nedir?:

covering, screening, coating, blooping, deblooping

Örtme kısaca anlamı, tanımı:

Örtmece : Söylenmesi kaba, çirkin veya sakıncalı görülen nesnelerin, kavramların, başka kelimelerle daha uygun ve edepli bir biçimde anlatılması, edebikelam. Kandırma, gizleme.

Örtmek : Korumak, görünmez duruma getirmek veya gizlemek için üstüne bir şey koymak. Kaplamak. Kötü bir durumu belli etmemek, gizlemek, saklamak. Kapamak.

Başörtü : Başörtüsü.

Kapalı : Gizli, saklı. Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem. İçe dönük yaradılışta olan. Bulutlu, karanlık (hava). Kapanmış olan, açılmamış, açık karşıtı. Dış çevreyle ilişki içerisinde olmayan. Başı örtülü (kadın). Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri). Geçilmez durumda olan. Açık olmayan (giyecek).

Açık : Belli bir yerin biraz uzağı. Aralığı çok. Boş. Örtüsüz, çıplak. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Çalışır durumda olan. Belirgin bir biçimde. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Engelsiz, serbest. Kolay anlaşılır, vazıh. Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.).

 

Yer : Bulunulan, yaşanılan, oturulan bölge. Otel, motel vb.nde kalınacak oda. Gezinilen, ayakla basılan taban. Durum, konum, vaziyet. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân. Yerküre. Bir olayın geçtiği veya geçeceği bölüm, alan, mahal. Ülke. Ekime elverişli toprak parçası, arazi. Önem. Üzerine yapı kurulmaya elverişli arazi, arsa. Durum, konum. Görev, makam. İz.

Örtme dönüşümü :

Örtme gönderimi :

Örtme katsayısı : Eksicik katmanları yüzünden, çekinsel artı yükün öğecik dışında ne ölçüde daha azmış gibi göründüğünü veren sayı.

Örtme manifoldu :

Örtme mürekkebi : Filmin bazı yerlerini, özellikle ses yolundaki ek yerlerini örtmekte kullanılan çabuk kurur, ışık geçirmez, siyah mürekkep.

Örtmealtı : Üstü örtülü yer. Ayakdamm alt bölümü. (Körküler *Yalvaç -Isparta)

Örtmecilik : Kişilerin bir duyguyu olduğu gibi değil de, dolambaçlı, üstü örtülü olarak belirtme durumu.

Örtmeç :

Örtmelik : Yapıların dış kapısının üstündeki çıkıntılı örtü.

Örtmen : Öğretmen. Yüzey.

Örtme ile ilgili Cümleler

  • Salak herif ben senin güvenini sarsacak bir şey yapmadım ki, sen kendi geri zekalılığını beni suçlayarak örtmeye çalışma.
  • Alkolle hangi derdin üstünü örtmeye çalışıyorsun?
  • Kendi ayıbını örtmek için sürekli benim hakkımda konuşuyor, değil mi?
  • Açtım, yemek vermediniz; üşüyordum, giysi vermediniz; utandım, ayıplarımı örtmediniz; şimdi cesur mu aptal mı olduğumu mu soruyorsunuz?

Diğer dillerde Örtme anlamı nedir?

İngilizce'de Örtme ne demek? : n. envelopment

Almanca'da Örtme : n. Bedeckung, Kaschierung, Umhüllung, Verkleidung, Verschleierung

Rusça'da Örtme : n. покрытие (N), прикрытие (N), укрытие (N), маскировка (F), драпировка (F), драпирование (N), вуалирование (N)