Borrow money türkçesi Borrow money nedir

Borrow money ile ilgili cümleler

English: Ali wants to borrow money from me again.
Turkish: Ali benden tekrar ödünç para almak istiyor.

English: Ali advised Mary not to borrow money from anybody.
Turkish: Ali Mary'ye hiç kimseden ödünç para almamasını tavsiye etti.

English: Ali had to borrow money from Mary to pay his rent.
Turkish: Ali kirasını ödemek için Mary'den ödünç para almak zorundaydı.

English: Always borrow money from a pessimist; he doesn't expect to be paid back.
Turkish: Her zaman bir kötümserden ödünç para al; o, geri ödenmesini beklemez.

English: Did Ali borrow money from you?
Turkish: Ali senden borç para aldı mı?

Borrow money ingilizcede ne demek, Borrow money nerede nasıl kullanılır?

Borrow : Borç olmak. Borç almak. Ödünç alma. Borçlanma. Ödünç almak. Almak. Alıntı yapmak. Ariyeten almak.

Money : Durağan olan, olmayan eşya değerini ölçen değişim aracı. eskiden gümüş paraya verilen ad. Bir ekonomide genel kabul gören, değişim aracı, değer koruma aracı ve hesap birimi işlevlerine sahip varlık. Para. Mangır. Eşyanın değerini ölçmek üzere değişim aracı olarak kullanılmakta olan satağa çıkarılan kağıt ya da madensel değişim aracı. değer ve eder ölçüsü birimi. Bedel. İktisat, ekonomi, sosyoloji alanlarında kullanılır. Tıkır (argo sözcük). Sikke. Arpa.

 

Borrow digit : Ödünç basamağı. Ödünç numarası. Ödünç sayamağı basamağı.

Borrow from : Borç almak. Ödünç almak.

Borrow of gold : Altın karşılığı borçalma. Temel ve öğeleri ulusal paraya dayanmayıp karşılığında altınla ödeme yapılmak koşulu ile alınan borçlar.

Borrow trouble : Gereksiz endişe duymak. Tasasını çekmek. Gereksiz yere endişelenmek. Başına dert açmak.

İngilizce Borrow money Türkçe anlamı, Borrow money eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Borrow money ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Owe : Borç bilmek. Borcu olmak. Borçlu olmak. Duymak (his). Minnettar olmak. Mecbur olmak.

Incur a debt : Borç altına girmek. Borca girmek.

Incur liabilities : Borca girmek.

Contract debts : Borç para almak. Borç yapmak. Borca girmek.

Be in debt : Borç içinde olmak. Borçlu olmak.

Run into debt : Çok borçlanmak. Aşırı borca girmek. Borca batmak. Borç batağına sürüklemek. Borca girmek.

Get into debt : Borç batağına sürüklemek. Borca girmek. Borç yapmak.

Borrow money synonyms : take up a loan on.