Boulter türkçesi Boulter nedir

  • Uzun bir olta.
  • Ucunda çengel bulunan uzun bir olta.

Boulter ingilizcede ne demek, Boulter nerede nasıl kullanılır?

Boult : Bir maddeyi (un gibi) kalburdan geçirmek. Kalburlamak. Elekten geçirmek. Ayıklamak. Bir süzgeç veya bezden geçirmek. Eleyerek incelemek. Elemek.

Boulangerite : Bulanjerit. Bolanjerit.

Boulder : Kopuk kaya parçası. Büyük parça. İri kaya parçası. Tomruk. Aşınmış kaya parçası. Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır. İri parça. Büyük taş. Büyük kaya. İri çakıl.

Boulder clay : Sürüntü kili. Buzulun alın kesiminde ya da geri çekilmesi sırasında yolları üzerinde bırakıp yaydığı, az çok kalın kil, kum, buzul taş karışımı birikintilere verilen ad.

Boulder period : Buz çağı.

Boulevardier : Bulvarın gediklisi.

Boulevard : Kent içinde taşıtların ve yayaların gelip geçmesine ayrılmış, geniş ve ağaçlıklı anayol. Cadde. Genyol. Geniş cadde. Bulvar.

Erratic boulder : Buzullarla, kökeninden uzaklara taşınıp bırakılmış ve bugün bulundukları yere yabancı olan kaya parçaları. Göçmen kaya. Buzullarla taşınmış yabancı kaya blokları.

Boule : Antik yunan senatosu. Yapay yakut.

Glacial boulder : Kopmuş kaya.

İngilizce Boulter Türkçe anlamı, Boulter eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Boulter ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Reinforce : Berkitmek. Donatmak. Takviye etmek. Güçlendirme yapmak. Desteklemek. Güçlendirmek. Pekiştirmek. Kuvvetlendirmek. Sağlamlaştırmak.

Outmost : En dışarıdaki. En dıştaki. En uzak. En dış. En uzaktaki.

Reenforce : Güçlendirmek.

Satellite : Yörüngesel devinimini bağlı olduğu gezegen çevresinde yapan ve onunla birilikte dizgenin asıl özeği olan yıldız çevresinde de dolanan gökcismi. Uydu devlet. Görünüşte bağımsız, gerçekte başka bir devlete bağımlı olan (devlet). Uşak. Uydu. Evrensel çekim kuvveti etkisiyle, kepler yasaları uyarınca bir gezegen çevresindeki kapalı yörüngeler üzerinde dolanan gökcisimleri. Bilgisayar, biyoloji, coğrafya, fizik, uzay, sinema, televizyon, tarih, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bağımlı ülke. Yapay uydu. Bende.

Out : Nakavt etmek. Kendini belli etmek. Dışarı atmak. Bayılmak. Kovmak. Çıkarmak. Dışarı. Yanmak. Meydana çıkmak. Çıkış.

Bolster up : Cesaretlendirmek. Destek olmak. Yastıkla beslemek. Güçlendirmek. Desteklemek.

Outside : Dışında. Dış. Den başka. Ötesine. Dışarı. Dışarısı. Dışına. Dış taraf. Dıştan. En fazla miktar.

Position : Durmak (bir yerde). Konum. Yerini belirlemek. Rütbe. Konumlanmak. Mevki. İş. Memuriyet. Bir nesnenin seçilen bir başvuru noktasına, eksenine ya da eksenlerine göre yeri. Duruş.

Outermost : En diştakı. En uzak. En dıştaki. En uzaktaki.

Boulter synonyms : spatial relation.

Boulter zıt anlamlı kelimeler, Boulter kelime anlamı

Inner : Gizli. İçerdeki. Merkeze en yakın. İçerideki. İçteki. Manevi. Ayrıcalıklı. Ruhsal. Nişan tahtasında ortanın bir üstü. Saklı (anlam vb).

 

Positive : Bir imleme anlaşmasında eksi doğrultunun tersine yönelmiş sayılan doğrultu, yalnız iki eşlemi bulunan nesnelerden birine verilen im: artı yük gibi. sayıların sıfırdan büyük olanlarına verilen im. iki sayıma, iki niceliğin toplama işlemini belirleyen im. Olumlu. Bilgisayar, fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Artı. Pozitif görüntü. Pozitif görüntü (film). Pozitif resim. Pozitif. Olumlu derece. Pozitif görüntü elde etmekte kullanılan boş film. bu yolda basım aygıtında kullanılmış ancak henüz işlemelikte işlenmemiş dolu film. işlemelikte işlenerek pozitif görüntüleri belirmiş film. pozitif görüntü. (genellikle) doğadakinin aynı renk tonunda görüntü veren duyarkatları ve bu görüntüleri anlatır.

Neutral : Kıvıl yükü olmayan. ekşit ya da baz olmayan. Rengi belli olmayan. Cinsiyet organı olmayan. Sistematik. Yayma özellikleri gelen ışığın dalga boyuna bağlı olmayan yayıcı. Nötr. Belirli bir niteliği olmayan. Seçmez yayıcı. Üçlü, dörtlü elektrik kablolarındaki toprak teli. Elektrik yükü olmayan. kimyada ne asit ne de alkali tepkisi göstermeyen.

Boulter ingilizce tanımı, definition of Boulter

Boulter kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A long, stout fishing line to which many hooks are attached.