Boulder türkçesi Boulder nedir

  • Büyük taş.
  • Tomruk.
  • Aşınmış kaya parçası.
  • Büyük kaya.
  • Kopuk kaya parçası.
  • Kaya bloğu.
  • İri kaya parçası.
  • Madencilik, jeoloji alanlarında kullanılır.
  • İri parça.
  • Tanelerinin çapı 256 mm. den büyük olan taş.
  • Büyük parça.
  • İri çakıl.

Boulder ile ilgili cümleler

English: Uranus has eleven known rings which contain dark, boulder-sized particles.
Turkish: Uranus'un kara, kaya parçaları şeklinde nesneleri içeren, onbir bilinen halkası vardır.

English: Moving a huge boulder is going to be very hard.
Turkish: Çok büyük bir kaya parçasını hareket ettirmek çok zor olacak.

Boulder ingilizcede ne demek, Boulder nerede nasıl kullanılır?

Boulder clay : Buzulun alın kesiminde ya da geri çekilmesi sırasında yolları üzerinde bırakıp yaydığı, az çok kalın kil, kum, buzul taş karışımı birikintilere verilen ad. Sürüntü kili.

Boulder period : Buz çağı.

Erratic boulder : Buzullarla taşınmış yabancı kaya blokları. Göçmen kaya. Buzullarla, kökeninden uzaklara taşınıp bırakılmış ve bugün bulundukları yere yabancı olan kaya parçaları.

Glacial boulder : Kopmuş kaya.

Boulders : Aşınmış kaya parçası. Aşınmış büyük kayalar.

Boulevard : Genyol. Geniş cadde. Bulvar. Cadde. Kent içinde taşıtların ve yayaların gelip geçmesine ayrılmış, geniş ve ağaçlıklı anayol.

 

Boulimia : Aşırı açlık. Doymazlık. Bulimia. Anormal iştah. Genelde kadınları etkileyen bir yeme bozukluğu (kendiliğinden oluşan kusma sonrası mecburi olarak aşırı yemek yenmesi durumu gösterir).

Boulevardier : Bulvarın gediklisi.

Boule : Antik yunan senatosu. Yapay yakut.

Boulangerite : Bolanjerit. Bulanjerit.

İngilizce Boulder Türkçe anlamı, Boulder eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Boulder ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Boulders : Aşınmış büyük kayalar.

Hunks : Hoş ve kaslı tip. İri kıyım. Paragöz. İri dilim. Eli sıkı. Pinti. Bencil ve cimri adam. İri yarı seksi adam. Cimri kimse.

Stone : Taşlamak. Taşa tutmak. Taş döşemek. Mücevher. Meyve çekirdeği. Çekirdeğini çıkarmak (etli bir meyvenin). Taş. Gr.lık ağırlık ölçüsü. Kimi kütlelerden kopan ya da koparılan parça. Enemek.

Saw log : Kereste kütüğü. Uzun yuvarlak ağaç parçası. Kereste tomruğu.

Coarse gravel : Kaba çakıl. Kalın taneli çakıl.

Rock : Şaşırtmak. Bir tür şekerleme. Sarsmak. Kayaç. Sarsılmak. Sallanmak. Rock yapmak (dans). Kaya. Kayalık. Şok etmek.

Co : Kor. Kol. Birlikte. Batı birleşik devletler'de bir eyalet. Kobaltın simgesi. Vietnam'da yaşayan etnik bir grup. Ko. Colorado (kolorado).

Log : Seyir defterine yazmak. Günlük. (gemi veya uçak vb) seyir defteri. Kronolojik sırayla kaydetmek. Günlük tutmak. Yazım çizinliği. Belirli bir mesafe katetmek. Ağaç kesmek. İtmek.

Chunk : Büyük miktar. Kısa boylu adam. Tıknaz. Topak. Tıknaz ve güçlü adam. Kalın bir parça. Yığın. Kocaman parça. Bodur ama güçlü hayvan.

Boulder synonyms : river boulder, shore boulder, centennial state, plank timber, big slice, burgeoned, hunk, burgeon, glacial boulder, ingot, round timber, colorado, burgeons, big rock, ingots, bowlder.

Boulder ingilizce tanımı, definition of Boulder

Boulder kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Same as Bowlder.