Kütük nedir, Kütük ne demek
- Kalın ağaç gövdesi.
- Kesilmiş ağaç gövdesi.
- Kütük demir.
- Görgüsüz, kaba kimse.
- Nüfus kütüğü.
- Asma fidanı

- Kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan bölümü.
- Resmî kayıt defteri, ana defter.
- Bir arada işlenen ve birbirleriyle ilgili olan kayıtların tümü.
"Kütük" ile ilgili cümleler
- "Biraz sonra bizim kütük, kanepenin üstüne oturmuş, ayaklarıyla yerdeki yaprakları eziyordu." - H. E. Adıvar
- "Çamlıkları yarıyoruz, ağaçların kütüklerinden atlıyoruz, ne bir köy ne bir ses var." - M. Ş. Esendal
- "Kütüklerin üstündeki koruklara otlar tırmanan bahçeyi bir daha geçiyoruz." - F. R. Atay
- "Kenara iri zeytin kütükleri istif edilmişti." - R. H. Karay
Yerel Türkçe anlamı:
Ailenin büyüğü.
Yük kayığı.
Deri kazımakta kullanılan ağaç.
Makara: Kütük tükendi.
Kağnı, araba tekerleği parmaklıklarının çakıldığı, ortadaki kalın ağaç.
Kalıba dökülerek tuğla biçimi verilmiş tezek.
Semerin ağaç takılmadan önceki kabataslak kısmı.
Lahana: Kütük turşusu.
Kasap ve çapulacı tezgâhı.
Küspe.
Bilişim alanındaki terim anlamı:
Birbirleriyle ilişkili, düzenlenmiş bir tutanaklar topluluğu.
Hukuki terim anlamı:
sicil.
Tarih'teki anlamı:
Hafif donanma sınıfından, ırmaklarda ve çıkarmalarda taşıt aracı olarak kullanılan tekne.
Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:
İki bacaklı bakırcı sandalyası. (-Maraş)
Bilimsel terim anlamı:
Genellikle, bir yanı 15 ile 30 cm. arasında olan, dördül kesitli haddelenmiş uzun metal parça.
İngilizce'de Kütük ne demek? Kütük ingilizcesi nedir?:
file, bloom
Fransızca'da Kütük ne demek?:
tronc, souche, bûche, billot
Osmanlıca Kütük ne demek? Kütük Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
sicil
Kütük anlamı, kısaca tanımı:
Kütük gibi : Çok sarhoş. çok şişmiş.
Kütüğe geçirmek : Ana deftere yazmak.
Kütük demir : Demir çelik fabrikalarında, izabe tesislerinde maden cevherinden veya hurdadan döküm sonu elde edilen ham kütle, kütük.
Cehennem kütüğü : Cehennemde yanmaya yaraşır kimse.
İnebolukütüğü : Karadeniz'de kereste taşımakta kullanılan bir tür küçük mavna.
Nüfus kütüğü : Nüfusa kayıtlı olunan defter.
Seçmen kütüğü : Seçmen listesi.
Soy kütüğü : Soyağacı.
Tapu kütüğü : Bir taşınmazın üstündeki hak ve yükümlülüklerin yazıldığı resmî kütük, tapu sicili.
Yarma kütüğü : Üzerinde balta ile odun yarmak için yapılmış olan kalın kütük.
Kütükleşme : Kütükleşmek işi.
Kütükleşmek : Sert ve duygusuz bir duruma gelmek.
Kütüklük : İçine şarjöre geçirilmiş tüfek fişeği konulan ve palaska kayışına geçirilen kösele çanta, fişeklik.
Baltası kütükten çıkmak : Bir engelden, bir sıkıntıdan kurtulmak.
Kalın : Enli ve gür (kaş). Etli, dolgun. Cisimlerde uzunluk ve genişlik dışında üçüncü boyutu çok olan (cisim), ince karşıtı. Mayalı hamurun parçalara ayrılıp tandırda pişirilmesiyle elde edilen ekmek türü. Yoğun, akıcılığı az olan. Pes (ses). Gelin olacak kıza erkek tarafından verilen para veya armağan, ağırlık.
Ağaç : Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Tahta, kereste.
Gövde : Bir şeyin asıl bölümü. Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime.
Kesim : Bölüm, parça, kısım, sektör. Kesme zamanı. Pazarlık, anlaşma. İşaretlenmiş belli yer. Kesme işi. Boy bos, endam. Hazineye ait herhangi bir gelirin belli bir bedel karşılığı keseneğe verilmesi, mukataa. Terzinin belli bir ölçü ve örneğe göre kumaşa biçim verme işi, fason. Bölge.
Toprak : Ülke. Arazi, tarla. Yer kabuğunun bu bölümünden yapılmış. Kara. Memleketli. Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü.
Kalan : Bölme işleminde bölünenden artan sayı. Bir çıkarmanın sonucu. Kalma işini yapan. Artan, mütebaki.
Bölüm : Bir bütünü oluşturan parçaların her biri, kısım. Bölme işlemi sonunda elde edilen sayı. Bir kuruluşun yönetim birimlerinden her biri, departman, seksiyon. Çağ, devir. Canlıların bölümlenmesinde filumların bir araya gelmesiyle oluşan birlik. Bir okul veya üniversitenin herhangi bir bilim ve uzmanlık dalında eğitim sağlayan birimlerinden her biri, departman.
Asma : Asmak işi. Asmagillerden, dalları çardak üzerine yayılan üzüm vb. bitkiler. Asılmış, asılı. Belirli bir tür üzüm veren bitki (Vitis).
Kayıt : Önem verme. Resmî belge. Sınırlama, davranışlarını çerçeveleme. Pencere çerçevesi. Şart. Bir yazının, bir hesabın tarih, numara vb.nin veya kopyasının bir yerde yazılı bulunması. Yiyecek. Bir yere mal ederek deftere geçirme. Sesi veya görüntüyü manyetik bant üzerine geçirme işlemi. Araç, eşya.
Ana : Alacağın veya borcun, faizin dışında olan bölümü. Yavrusu olan dişi hayvan. Anne. Dinî bakımdan aziz tanınan bazı kadınlara verilen saygı unvanı. Çizgilerden herhangi birini anlatan kelimeye sıfat olarak geldiğinde o çizginin, belirli bir kural altında hareket ederek bir yüzey oluşturmaya yaradığını anlatan bir söz. Yaşlı kadınlara saygılı bir seslenme sözü. Temel, asıl, esas. Velinimet.
Defter : Genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için bir araya tutturulmuş kâğıt yaprakları. Vergi, gelir ve nüfus bilgilerinin kayıtlarının tutulduğu resmî belge.
Nüfus : Kişi. Bir ülkede, bir bölgede, bir evde belirli bir anda yaşayanların oluşturduğu toplam sayı, popülasyon. Ortak bir özellik gösteren kimselerin bütünü.
Kütük : Nüfus kütüğü. Kesilmiş ağaç gövdesi. Asma fidanı. Resmî kayıt defteri, ana defter. Bir arada işlenen ve birbirleriyle ilgili olan kayıtların tümü. Görgüsüz, kaba kimse. Kütük demir. Kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan bölümü. Kalın ağaç gövdesi.
Demir : Bu elementten yapılmış. Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça. Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe). Güçlü, kuvvetli, sert. Bu elementten yapılmış parça. Çıpa.
Görgüsüz : Görgüsü olmayan.
Kaba : Özensiz, gelişigüzel yapılmış, zevksiz, sakil, ince karşıtı. Terbiyeye, inceliğe aykırı, çirkin, kötü. Hafif olduğu hâlde kalın veya hacimli. Kuyruk sokumunun her iki yanındaki şişkin yer. Terbiyesiz, görgüsü kıt, nezaketsiz (kimse). Taneleri iri.
Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.
Kütük atmak : Köy delikanlıları ilk kez oğlu olan babayı kutlamak ve armağan almak amacıyla kapısının önünde 15-20 el silâh atmak: Bu gün Ali Emmime kütük attılar.
Kütük balığı : Boyları 42 cm olabilen, vücudun üst kısmı koyu pembe, alt kısmı gümüşi, çift yüzgeçleri donuk, vücudu kalın ve oval ve pulları geçici olan, Akdenizde dağılım gösteren bir tür.
Kütük defteri : Eskiden yeniçerilerin, sonradan askerlerin adları, baba adları, soyadları, doğum tarih ve yerleri, fizik yapıları, göreve alınışları ve görev sırasındaki davranışları belirtilmek üzere tutulan defter.
Kütük düzeni : Bir kütüğü oluşturan tutanakların kendi içlerinde ve aralarındaki ilişkiler bakımından düzenleniş biçimi.
Kütük düzenleme : Belli bir konuda biriktirilmek ve yaşatılmak istenen veri kümelerinin, özelliklerine en uygun veri yapılarını içeren kütüklerde saklanması, böylece verimli biçimde işlenmesi için gerekli dizge çözümleme ve tasarım çalışması.
Kütük görünümü : Bir kütükte, kütüğün birleşenlerinin düzeni ve boyu da içeride olmak üzere verilerin ya da sözcüklerin düzenlenişi ve yapısı.
Kütük ısıtma fırını : Kütüklerin, sıcak haddelenden önce ısıtıldıkları fırın.
Kütük ipliği : Makara
Kütük ocağı : Büyük ocak
Kütük teli : Makara
Kütük ile ilgili Cümleler
- Kütük gibi uyudum.
- Ali ateşe birkaç kütük daha koydu.
- Ne sanıyorsun, ben bir kütük müyüm?
- Ateşe bir kütük daha koy.
- Ali muhtemelen kör kütük sarhoş.
- Geçen hafta yaptığımız gibi gidip kör kütük sarhoş olalım.
- Kütük gibi durma, not almaya başla.
- Ali bir kütükte oturuyordu.
- Mike kütüklerden basit bir masa yaptı.
Diğer dillerde Kütük anlamı nedir?
İngilizce'de Kütük ne demek? : n. block, log, stock, wood block, stump, register, record, registry, logbook, enrollment, enrolment, billet, calendar, chump, clog, ingot
Fransızca'da Kütük : tronc [le], billot [le], bûche [la], moignon [le], registre [le], souche [la]
Almanca'da Kütük : n. Baumstumpf, Klotz, Register, Stummel, Stumpf, Stumpfheit
Rusça'da Kütük : n. ствол (M), колода (F), бревно (N), пень (M), пенек (M), чурбан (M), гроссбух (M), реестр (M), список (M), файл (M), плаха (F)

Bu kısımda Kütük nedir? Kütük ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Kütük tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Kütük hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.