Kayıt nedir, Kayıt ne demek

Kayıt; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

"Kayıt" ile ilgili cümleler

  • "Hafızama güvenmeyiniz. Kayıtlarınız daha sağlamdır." - R. H. Karay
  • "Çocuğun kaydı bulunamadı."
  • "Hiçbir kayıt ileri sürmeksizin."
  • "Kitabımı geri gönderme kaydıyla verebilirim."

Yerel Türkçe anlamı:

Kağıt.

Saban.

Kış için ayrılan yiyecek.

İş.

İş güç : Kaydım var

Tahta.

Çift, saban.

Kâğıt.

Ekmek yapmakta kullanılan gereçler.

Pencere çerçevesi.

Araç, eşya.

Bir yere çakılan destek.

Gümrük alanında kullanılan anlamı:

Gümrükçe kabul edilen bildirgenin, defterine kaydedilip üzerine sıra sayısı ve gününün yazılarak damgalanması.

Edebi terim anlamı:

Reviden önceki ses de iki uyaklı kelimede aynı olursa bu sese KAYIT ve böyle olan uyaklara KAYITLI UYAK denir.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Pencere çerçevesi. (Dereyazıcı *Alaca -Çorum)

Doğrama kapıların ortak kısmında birbirine dik ve kalın çıtalar. (*Aksaray -Niğde)

 

Kayıt isminin anlamı, Kayıt ne demek:

Erkek ismi olarak; Araç, eşya. Saban. İş, güç. Kış için ayrılan yiyecek.

Bilimsel terim anlamı:

Bir bilgiyi, saklayabilmek ereğiyle, deftere, kâğıda ya da fişe geçirme.

İngilizce'de Kayıt ne demek? Kayıt ingilizcesi nedir?:

registry, record, registration

Kayıt hakkında bilgiler

Kayıt, bazı veri depolama aygıtlarına saklanılmak üzere yakalanan bir sesin veri veya çeviri yoluyla kayıt formatlarından biri haline getirilmesi.

Kayıt ile ilgili Cümleler

  • Kayıt gişesi nerede?
  • Japonya'da bir sürü insan siyasete kayıtsız.
  • Kayıt cihazına ihtiyacımız var.
  • Kayıt gerekli değildir.
  • Kayıt numaran nedir?
  • O sınıfa kayıt olmalı mıyım?
  • İş ilişkilerim hakkında günlük kayıt tutarım.
  • Kayıt 20 Ekimde başlar.
  • Kayıt 20 Ekim'de başladı.
  • Bu kayıt dışı.
  • E-posta kayıtlı değil ya da şifre eşleşmiyor.
  • Bu kayıtlarda bir sürü güzel şarkılar var.
  • Kayıt ofisi nerede?
  • Son kayıt tarihi yarın.

Kayıt tanımı, anlamı:

Kayıt altına girmek : Bir şey yapmaya zorlanmak. davranışları sınırlandırılmak.

Kayıt koymak : Engellemek, sınırlamak, takyit etmek.

Kayda geçirmek : İlişkili bulunduğu deftere yazmak.

Kaydını düşmek : Yazılı olduğu evraktan çıkarmak.

Kaydını silmek : Kayıttan düşmek.

Kayıttan düşmek : Bir yere mal olmaktan çıkararak defterde bu durumu belirtmek.

Kayıt defteri : Kayıt yapılmış olan defter.

Kayıt dışı : Herhangi bir biçimde yazılı belgesi olmayan, kayda geçmemiş.

Kayıt kabul : Kayıt işleminin yapıldığı yer. Bir yere başvuranların kayıt işlemini yapma.

Kayıt kuyut : Kayıtlı bulunma durumu.

Kayda değer : Önemli, dikkati çeken.

 

Kaydedilmek : Kaydetme işi yapılmak, yazılmak.

Kaydetmek : Hatırlamak için yazmak, not etmek. Elektronik veya sayısal araçlarda bilgiyi korumaya almak. Herhangi bir şeyi bir yere mal etmek, bir şeyin tarih, numara veya adını bir deftere geçirmek. Olumlu sonuç almak. Sesi veya resmi manyetik bant üzerine geçirmek. Sıcaklık, basınç gibi bir niceliğin değişkenliğini tespit etmek. Yazmak, bazı önemli noktaları tespit etmek. Belirtmek, söylemek.

Kaydettirmek : Kaydetme işini yaptırmak, yazdırmak.

Kaydıhayat : Yaşıyor olma durumu.

Kaydıihtiyat : Temkinli davranma, ihtiyatlı olma.

Kaydolmak : Yazılmak.

Kesin kayıt : Belli bir düzeyi, puanı tutturan ve belirlenen şartları yerine getiren adaylar için yapılmış olan kayıt.

Ön kayıt : Kesin kabul ve kayıt işlemlerinden önce aday başvurularının kabulü.

Nüfus kaydı : Nüfus kütüğündeki kayıt.

Sabıka kaydı : Adli sicilden verilen bilgiye göre bir kimsenin sabıka durumunu gösteren yazı.

Kış kayıtı : Kış için saklanan yiyecekler.

Kayıt dışı ekonomi : Kayda geçirilmeyerek devletten gizlenen ve bu nedenle denetlenemeyen ticari işlem.

Kayıtım : Bir olayın kendi sebepleri üzerindeki tepkisi, rücu.

Kayıtımla uslamlama : Geriye dönerek sonuç çıkarma.

Kayıtlama : Kayıtlamak işi, takyit.

Kayıtlı : Kaydı yapılmış, kayda geçirilmiş olan. Şarta bağlı.

Kayıtlı sermaye : Anonim şirketlerin ticaret siciline kaydedilmiş sermayeleri.

Kayıtma : Kayıtmak işi.

Kayıtmak : Bir şeyi yapmaktan vazgeçmek, bir karardan dönmek, nükûl etmek, rücu etmek.

Kayıtsız : Bir şarta bağlı olmayan. İlgisiz. Kaydı yapılmamış, deftere veya yazıya geçirilmemiş olan.

Kayıtsız kalmak : Önem vermemek, umursamamak.

Kayıtsız olmak : Kaydedilmemiş veya yazıya geçirilmemiş olmak. ilgisiz, umursamaz, önem vermeyen durumda bulunmak.

Kayıtsız şartsız : Hiçbir şart ve bağı olmaksızın.

Kayıtsızca : (kayıtsı'zca) İlgisiz, aldırmaz bir biçimde. İlgisiz, aldırmaz.

Kayıtsızlık : İlgisizlik.

Eder : Fiyat, paha, değer.

Defter : Genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için bir araya tutturulmuş kâğıt yaprakları. Vergi, gelir ve nüfus bilgilerinin kayıtlarının tutulduğu resmî belge.

Geçirme : Geçirmek işi.

Tarih : Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı. Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz. Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim. Tarih kitabı. Tarih dersi.

Numara : Okullarda öğrencileri birbirinden ayırt etmek için her birine verilen sayı. Hile, düzen, dalavere, yalan. Eğlendirici oyunlardan her biri. Öğrenciye verilen not. Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam. Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı. Ölçü.

Kopya : Yazılı sınavda gizlice bakmak için hazırlanmış kâğıt. Taklit edilmiş olan. Suret çıkarma işi. Bir sanat eserinin veya yazılı bir metnin taklidi, asıl karşıtı. Bir sınavda soruları cevaplamak için başka birinden veya yerden gizlice yararlanma. Aynı canlıdan eşeysiz olarak üreyen canlı, klon.

Yazılı : Yazılı sınav. Üzerinde yazı bulunan, yazısı olan. Geçerli olan, nominal. Yazılmış olan, muharrer, sözlü karşıtı.

Depolama : Depolamak işi. Bellek cihazına verinin yerleştirilmesi veya saklanması.

Önem : Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu, ehemmiyet.

Verme : Vermek işi.

Belge : Bir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb., vesika, doküman.

Şart : Olması başka durumların gerçekleşmesini gerektiren şey, koşul. Temel kural belgesi.

Sınırlama : Sınırlamak işi.

Çerçeveleme : Filmi çekilecek başlıca cismin gerek büyüklük gerek yer bakımından görüntü çerçevesine göre düzenlenmesi işi. Çerçevelemek işi.

Pencere : Yapıları veya tren, vapur vb. ulaşım araçlarını aydınlatmak, havalandırmak amacıyla yapılan, çerçeve, cam, panjur, perde gibi eklentilerle daha kullanışlı bir duruma getirilen açıklık.

Araç : Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Taşıt. Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne.

Eşya : Türlü amaçlarla kullanılan, insan yapısı, taşınabilir cansız nesneler.

Yiyecek : Yenmeye elverişli olan her şey. Yenebilen.

Kayıt dışı işgücü piyasası : Sürekli veya geçici işlerde çalışma mevzuatına aykırı olarak sosyal güvenlik sistemi dışında işlendirilenlerin yer aldığı piyasa.

Kayıt görmek : Hazırlanmak : Çabuk kaytımı gör de gidelim. Tedarikte bulunmak, hazırlık yapmak

Kayıt kamak : Araç, eşya.

Kayıt kaman : Araç, eşya.

Kayıt kamat : Araç, eşya.

Kayıt katmat : Araç, eşya.

Kayıt silme davası : Kütüğe yazımın gerçeğe uymaması nedeniyle açılan dava.

Kayıt yimek : Endişe etmek, meraka düşmek

Kayıtçı : Aşçı.

Kayıtdamı : Kiler, yiyeceklerin saklandığı yer.

Diğer dillerde Kayıt anlamı nedir?

İngilizce'de Kayıt ne demek? : adj. recording

n. registration, enrollment, enrolment, inscription, record, recording, entry, condition, restriction, checkin, registry, stipulation, transcription, minutes

Fransızca'da Kayıt : enregistrement [le], inscription [la], immatriculation [la], entrave [la], condition [la], restriction [la], clause [la], fiche [la]

Almanca'da Kayıt : n. Einschränkung, Eintrag, Eintragung, Niederschrift, Registratur, Registrierung, Vermerk, Vorbehalt

Rusça'da Kayıt : n. запись (F), учет (M), оговорка (F), вступление (N)