Numara nedir, Numara ne demek

Numara; kökeni italyanca dilinden gelmektedir.

"Numara" ile ilgili cümle

  • "İlkin bütün bunların bir emperyalizm numarası olduğunu söyleyerek kesin bir karşı tavır koydu." - M. Mungan
  • "Ayakkabısının numarasını gizliyor."
  • "Tüm duyularım uyanık olarak trenimin rengini ve numarasını bulmaya çalışırdım." - N. Eray
  • "Ben ki coğrafya derslerinde daima tam numara almış bir zabitim." - R. N. Güntekin
  • "Bu numaralar da olmasa yazlık bahçelerin tadı olmayacak." - B. Felek

Yerel Türkçe anlamı:

[Bakınız: numro]

Orta Öğretim alanındaki anlamı:

[Bakınız: sayı]

Numara anlamı, kısaca tanımı:

Numara çevirmek : Hile yapmak, dalavereyle iş bitirmek.

Numara yapmak : Bir hareketi yalandan yapmak veya yapar gibi görünmek.

Bir numara : Tek, birinci.

Yüznumara : Tuvalet.

Atom numarası : Atom sayısı.

Numaracı : Yalan dolanla iş gören (kimse), düzenbaz, hileci.

Numaracılık : Numaracının işi.

Numaralama : Numaralamak işi.

Numaralamak : Bir veya daha fazla sıra numarasıyla göstermek, numara koymak.

 

Numaralandırma : Numaralandırmak işi.

Numaralandırmak : Numara vermek, numaralama işini yapmak.

Numaralanış : Numaralanma işi.

Numaralanma : Numaralanmak işi.

Numaralanmak : Numaralama işine konu olmak.

Numaralayış : Numaralama işi.

Numaralı : Belli bir numarası olan.

Numarasız : Gözün görme gücünü artırma özelliği bulunmayan (gözlük veya gözlük camı). Numara verilerek belirtilmemiş.

Bir numaralı : Birinci, başta gelen.

Dizi : Bir iplik veya tel üzerine dizilmiş inci, boncuk vb.nin oluşturduğu bütün, sıra. Saf durumundaki bir kıtada, birbiri arkasında duran erler. Herhangi bir bakımdan bir bütün oluşturan şeylerin tümü, seri. Yan yana, art arda veya zaman sırasına göre sıralanmış birbiriyle ilişkili nesne veya olayların oluşturduğu bütün sıra. Bir oktavın içinde sıralanan sekiz sesin bütünü. Dizi film. Aynı söz dizimsel bağlam içinde birbirinin yerini alabilecek olan ve güçlü bir karşıtlık bağlantısı kuran ögelerin oluşturduğu bütün, paradigma. Değerleri artarak veya eksilerek art arda gelen terimler takımı.

Gösteren : Gösterilenle birleşerek göstergeyi oluşturan ses veya sesler bütünü.

Rakam : Sayıları göstermek için kullanılan işaretlerden her biri. Bu işaretlerle yazılmış sayı. Nicelik, miktar.

Ölçü : Ölçme sonucu bulunan rakam. Ölçüt. Bir ezginin eşit bölümlere ayrılışı. Değer, itibar. Belirlenmiş boyut. Bu değerlendirmede kullanılan birim, ölçme birimi. Aşırı olmama, ılımlı, uygun olma durumu. Bir niceliği, o nicelik için kabul edilmiş birimlerden birine göre oranlayarak değerlendirme, mizan. Bir şiirdeki dizelerin hece ve durak bakımından denk oluşu, vezin.

 

Benzer : Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör. Benzeşim. Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil.

İşaret : El, yüz hareketleriyle gösterme. Belirti, gösterge, alamet. Anlam yükletilen şey, anlamlı iz, im.

Öğrenci : Özel ders alan kimse. Bir bilim veya sanat yetkilisinin gözetimi ve yol göstericiliği altında belli bir konuda çalışan kimse. Öğrenim görmek amacıyla ders alan kimse, okul çocuğu, talebe, şakirt.

Not : Bir şeyi hatırlamak için yazılan kısa yazı. Okullarda öğrencinin dersle ilgili bilgi ve beceri düzeyini göstermek üzere öğretmenlerce verilen sayı, derece. Bir şeyin niteliği üzerine edinilen kanı.

Her : Önüne geldiği ismin benzerlerini "teker teker hepsi, birer birer hepsi, birer birer tamamı" anlamıyla kapsayacak biçimde genelleştiren söz.

Biri : Bilinmeyen bir kimse. Bir tanesi.

Hile : Çıkar sağlamak için bir şeye değersiz bir şey katma. Birini aldatmak, yanıltmak için yapılmış olan düzen, dolap, oyun, ayak oyunu, alavere dalavere, desise, entrika.

Düzen : Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Alet edevat takımı. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort.

Dalavere : Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun.

Yalan : Uydurma. Yalancı kimse. Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kıtır.

Numara plakası : Çifteker çatısının önündeki yatay boru altına asılıp, üzerinde, kara boya ile yarışçının sırt numarası yazılan ak plaka. '

Numarasını vermek : notunu vermek.

Numara ile ilgili Cümleler

  • Numaran hala aynı mı?
  • Numaramı nasıl aldın?
  • Numara nedir?
  • Ali son zamanlarda telefon numarasını değiştirdi.
  • Sana telefon numaramı söylemeyi unuttum.
  • Sana telefon numaramı vermeyeceğim.
  • Numara yapıyordun, değil mi?
  • Yanlış numarayı çevirdiğine inanıyorum.
  • Perşembe akşamı telefon konferansı için telefon numarası 415-904-8873'dir.
  • Numaramı nasıl bulduğunu bilmek istiyorum.
  • Numara 932-8647 ama alan kodunu bilmiyorum.
  • Tom'dan Mary'nin telefon numarasını istedim.
  • Ali Meryem'den telefon numarasını istedi, fakat o vermeyi reddetti.
  • Numara ne yazık ki meşgul.

Diğer dillerde Numara anlamı nedir?

İngilizce'de Numara ne demek? : n. number, no, size, trick, affectation, act, pretence, pretense, stunt

Fransızca'da Numara : numéro [le], pointure [la], manières, tour [le], truc [le]

Almanca'da Numara : n. Nummer

Rusça'da Numara : n. номер (M), балл (M), отметка (F), размер (M), представление (N), аттракцион (M)