Kaydetmek nedir, Kaydetmek ne demek

Kaydetmek; kökeni arapça dilinden gelmektedir.

  • Yazmak, bazı önemli noktaları tespit etmek.
  • Sıcaklık, basınç gibi bir niceliğin değişkenliğini tespit etmek.
  • Sesi veya resmi manyetik bant üzerine geçirmek.
  • Belirtmek, söylemek
  • Herhangi bir şeyi bir yere mal etmek, bir şeyin tarih, numara veya adını bir deftere geçirmek.
  • Olumlu sonuç almak.
  • Hatırlamak için yazmak, not etmek.
  • Elektronik veya sayısal araçlarda bilgiyi korumaya almak.

"Kaydetmek" ile ilgili cümleler

  • "Çocuğu okula kaydetmek. Nüfusa kaydetmek."
  • "Önüne bir şeyler kaydederken görür gibiyim." - S. F. Abasıyanık
  • "Şunu kaydedeyim ki..."
  • "Başarı kaydetmek. Gol kaydetmek."

Hukuki terim anlamı:

yazgılamak.

İngilizce'de Kaydetmek ne demek? Kaydetmek ingilizcesi nedir?:

save, record, register

Kaydetmek tanımı, anlamı:

Kaydetme : Kaydetmek işi.

Yazmak : Yazı ile anlatmak, yazıya dökmek. Bir bilim veya edebiyat eseri oluşturmak. Gelinin yüzünü süslemek. Yazı ile bildirmek, haber vermek. İnsanın geleceğini belirlemek. Yaymak, sermek. Bir göreve almak. Kök veya gövdeleri sonuna -a (-e) zarf-fiil eki almış fiillere gelerek yaklaşma bildiren birleşik fiiller oluşturur. Söz ve düşünceyi özel işaret veya harflerle anlatmak. Açmak. Sayaç vb. sayılarla niceliği belirtmek. Yazar olarak görev yapmak. Kaydetmek.

 

Önemli : Önemi olan, mühim, ehemmiyetli. Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan, stratejik.

Nokta : Çok küçük boyutlarda işaret, benek. Sınır, derece, radde. Yer. Konu, konu ile ilgili önemli bölüm. Orta nokta. Hiçbir boyutu olmayan işaret. Nöbetçi bulunan yer. Cümlenin bittiğini anlatmak için sonuna konulan, küçük benek biçimindeki noktalama işareti (.). Nöbetçi, gözcü, bekçi. Bazı harflerin üzerine konulan ufak işaret.

Tespit : Belirleme. Bir durumu kuşkuya düşürmeyecek biçimde gösterme. Bir şeyi sağlam bir biçimde yerleştirme, yerinden oynamaz duruma getirme, saptama. Sabitleme.

Tarih : Toplumları, milletleri, kuruluşları etkileyen hareketlerden doğan, olayları zaman ve yer göstererek anlatan, bu olaylar arasındaki ilişkileri, daha önceki ve sonraki olaylarla bağlantılarını, karşılıklı etkilenmeleri, her milletin kurduğu medeniyeti inceleyen bilim. Bir konuyu geçmişi ve gelişimi içinde inceleyen anlatı. Tarih dersi. Tarih kitabı. Bir olayın gününü, ayını ve yılını bildiren söz.

Numara : Eğlendirici oyunlardan her biri. Hile, düzen, dalavere, yalan. Benzer şeyleri ayırt etmek için her birinin üzerine işaret olarak yazılan sayı. Öğrenciye verilen not. Bir şeyin bir dizi içindeki yerini gösteren sayı, rakam. Okullarda öğrencileri birbirinden ayırt etmek için her birine verilen sayı. Ölçü.

Defter : Vergi, gelir ve nüfus bilgilerinin kayıtlarının tutulduğu resmî belge. Genellikle hafif bir kapak içerisinde, yazı yazmak için bir araya tutturulmuş kâğıt yaprakları.

Hatırlamak : Anımsamak.

İçin : Hakkında. Uğruna, yoluna. Neden ve sonuç belirten bir söz. Oranla, göz önünde tutulursa. Özgü, ayrılmış. Karşılığında, karşılık olarak. Amacıyla, maksadıyla. -den dolayı, -den ötürü. Ant deyimleri yapan bir söz. Düşüncesince, kendince, göre. Süre belirten bir söz.

 

Not : Bir şeyin niteliği üzerine edinilen kanı. Okullarda öğrencinin dersle ilgili bilgi ve beceri düzeyini göstermek üzere öğretmenlerce verilen sayı, derece. Bir şeyi hatırlamak için yazılan kısa yazı.

Etmek : Bir işi yapmak. Bulmak, erişmek. Herhangi bir değerde olmak. Eşit değer kazanmak. Kötülükte bulunmak. Küçük veya büyük abdestini yapmak. Birini bir şeyden yoksun bırakmak. Demek, söylemek. "İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.

Belirtmek : Açıklamak, tebarüz ettirmek.

Söylemek : Haber vermek. Herhangi bir şeyi bildirmek, anlatmak, demek istemek, hatırlatmak. Türkü, şarkı vb. okumak. Yazmak, düzmek. Yapılmasını istemek. Düşündüğünü veya bildiğini sözle anlatmak. Bir düşünceyi ileri sürmek, ortaya atmak. Sipariş etmek. Önceden bildirmek, tahmin etmek.

Olumlu : Gözetilen amaca veya beklenilene uygun, yararlı, müspet, pozitif. Davranışları beğenilen, yapıcı düşünceleri olan, yararlı. Yapıcı. Olumsuzluk anlatmayan (kelime, cümle). Onaylayan, kabul eden, lehte olan. Olgulara, deneylere dayalı olarak bazı nitelikleri belli olan, müspet, pozitif.

Sonuç : Bir gelişim veya girişimden elde edilen şey. Sürmekte olan veya biten bir yarışmanın veya spor karşılaşmasının sayı bakımından durumu, skor. Yazının veya sözün bitim bölümü. Öz, özet. Bir olayın doğurduğu başka bir olay veya durum, netice.

Almak : Yolmak, koparmak. İçeri girmesini sağlamak. Gidermek, yok etmek. İçeri sızmak, içine çekmek. Erkek, kadınla evlenmek. Kazanç sağlamak. Sürükleyip götürmek. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçecek veya sigara içmek. Kabul etmek. İçine sığmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Yutmak, kullanmak. Temizlemek. Soldurmak. Satın almak. Tat veya koku duymak. Çalmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Başlamak. Örtmek, koymak. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. Birlikte götürmek. Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Kazanmak, elde etmek. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Göreve, işe başlatmak. Görevden, işten çekmek. Ele geçirmek, fethetmek. Yer değiştirmek. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek.

Kaydetmek ile ilgili Cümleler

  • Ali ilerleme kaydetmektedir.
  • Birinin evi alev aldığında, telefonlarımıza kaydetmek için neden sıraya giriyoruz?

Diğer dillerde Kaydetmek anlamı nedir?

İngilizce'de Kaydetmek ne demek? : v. register, record, enroll, enrol, enlist, write down, enter, book, calendar, check in, inscribe, list, set down, tape, have smth. taped, tape record

Fransızca'da Kaydetmek : inscrire, consigner, enregistrer, immatriculer, porter

Almanca'da Kaydetmek : v. anzeichnen, aufnehmen, aufschreiben, einschreiben, inskribieren, niederschreiben, registrieren, vermerken

Rusça'da Kaydetmek : v. регистрировать, отмечать, вносить, зарегистрировать, отметить, внести