Tomruk nedir, Tomruk ne demek
- Ağacın kesilerek silindir biçimine getirilmiş gövdesi.
- Tutukevi.
- Ayak ve ellere geçirilip bağlanan iki parça kütükten meydana gelen işkence aleti.
- İşlenmek veya biçilmek için hazırlanmış taş kütlesi

"Tomruk" ile ilgili cümle örnekleri
- "Mermer tomruğu."
Yerel Türkçe anlamı:
Tutukevinde kimi tutukluların ayaklarına takılan tahta kelepçe.
Gonca.
Tutukevinde kimi tutsakların ayaklarına vurulan ağaç kelepçe.
Yumru, ur.
Tomurcuk.
Tutukevi.
Jeoloji ve yer bilimleri alanındaki anlamı:
Tanelerinin çapı 256 mm. den büyük olan taş.
Diğer sözlük anlamları:
Kütük, ağaç kütüğü.
Eskiden esirlerin ve mahpusların ayaklarına takılan kütük.
Bilimsel terim anlamı:
Kesilmiş ağacın silindir biçimindeki gövdesi.
Sonradan işleme ve biçimleme ereğiyle, büyük kalıplara dökülüp katılaşmış metal kütle.
metalbilim: Sonradan işleme, biçim verme ereğiyle büyük kalıplara dökülüp katılaştırılmış metal kütle.
İngilizce'de Tomruk ne demek? Tomruk ingilizcesi nedir?:
ingot, boulder
Osmanlıca Tomruk ne demek? Tomruk Osmanlıca'da ne anlama gelir?:
tomruk
Tomruk hakkında bilgiler
Kütükler kesildikten sonra bütün dal, ur ve şişkinliklerden temizlenir, kabukları soyulur ve istenilen boylara bölünür. Bu şekilde temizlenmiş kütüklere tomruk denir.
Tomruk anlamı, tanımı:
Kütük : Nüfus kütüğü. Görgüsüz, kaba kimse. Resmî kayıt defteri, ana defter. Kesilmiş ağaç gövdesi. Kalın ağaç gövdesi. Bir arada işlenen ve birbirleriyle ilgili olan kayıtların tümü. Asma fidanı. Kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan bölümü. Kütük demir.
Tomruğa atmak : Tutukevine koymak.
Tomruğa vermek : İşkence aracına suçlunun ayaklarını geçirmek.
Salma tomruk : Salma erlerin gece yakaladıkları suçluları kapadıkları yer.
Baca tomruğu : Bacanın damdan yukarı bölümü.
Tomruklama : Tomruklamak işi.
Tomruklamak : Tomruk durumuna getirmek.
Tomruklanma : Tomruklanmak işi.
Tomruklanmak : Tomruk durumuna gelmek.
Silindir : Metalleri inceltme, kumaşları parlatma, kâğıt üzerine baskı yapma vb. işler için sanayide kullanılan merdane, silindir makinesi. Alt ve üst tabanları birbirine eşit dairelerden oluşan bir nesnenin eksenini dikey olarak kesen, birbirine paralel iki yüzeyin sınırladığı cisim, üstüvane. Silindir şapka. Yol yapımında toprağı sıkıştırarak düzleştirmek için kullanılan genellikle motorlu araç. Motorlu taşıtların motorunda pistona güçlü bir itiş sağlamak için gaz karışımının yandığı veya patladığı yer.
Biçim : Yakışık alan şekil, uygun şekil. Biçme işi. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Tarz. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Herhangi bir şeyin benzeri.
Getiri : Yarar. Faiz. Kazanç.
Gövde : Ağaç ve bitkilerin dallarının dışında kalan ana bölümü. Kesilmiş hayvanın, sakatatı alındıktan sonraki durumu. Hayvanlarda baş, ayak ve kuyruktan geri kalan bölüm. İnsan bedeninde baş, kol ve bacaklar dışında kalan bölüm. Ad ve fiil köklerinden yapım ekleriyle türetilmiş kelime. Bir şeyin asıl bölümü.
Biçilmek : Biçme işine konu olmak.
Kütle : Katı maddelerin büyük parçası, küme, yığın. Bir nesneye uygulanan kuvvetle, oluşan ivme arasındaki orantıyı veren katsayı veya nesne niceliği. Kitle.
Ayak : Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Bacak. Halk edebiyatında uyak. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Basamak. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Göl ayağı. Vücudun belden aşağı bölümü. Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü.
Şişkinlik : Enflasyon. Şişkin olma durumu. Bağırsaklarda gaz birikmesi sonucu karında oluşan şişme ve gerginlik. Kabarıklık, şişlik.
Tutukevi : Tutukluların kapatıldığı yer, tomruk, dam, tevkifhane.
Tomruk ağası : Tutukevi yönetmeni.
Tomruk dairesi : Osmanlılarda cezaevine verilen ad.
Tomruk girimi : Sıcak işlemeden önce bir çukur fırına yerleştirilen tomrukların, sayısı ya da ton olarak ağırlığı.
Tomrukağası : Tomruk dairesinin baş yöneticisi.
Tomrukçu : Tutukevi bekçisi, gardiyan.
Tomrukköy : Kastamonu şehri, Azdavay belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
Tomruksuyu : Hatay kenti, Karaçay bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
Tomruktaş : Kars kenti, Kağızman ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
Diğer dillerde Tomruk anlamı nedir?
İngilizce'de Tomruk ne demek? : n. log, ingot
Fransızca'da Tomruk : tronc [le], bloc [le], rondin [le]
Almanca'da Tomruk : n. Kloben
Rusça'da Tomruk : n. бревно (N)

Bu kısımda Tomruk nedir? Tomruk ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Tomruk tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Tomruk hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.