Boyalı basın nedir, Boyalı basın ne demek

  • Okuyucunun ilgisini çekmek için renkli fotoğrafa yazı ve haberden çok yer veren, kupon veya çekilişlerle armağan dağıtan basın, renkli basın

Boyalı basın tanımı, anlamı:

Boyalı : Boya sürülmüş, boyanmış veya boyaya batırılmış. Yüzünü çok boyamış olan, makyajlı (kadın).

Boya : Yazmak için kullanılan mürekkep. Renk vermek, dış etkilerden korumak için eşyanın üzerine sürülen veya içine katılan renkli madde. Resim yapmak için kullanılan kuru, sulu veya yağlı boya. Aldatıcı görünüş.

Basın : Bu tür iş yerlerinde görevli kimselerin tümü. Gazete, dergi gibi belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınların bütünü, matbuat.

Okuyucu : Şarkıcı. Sürekli olarak gazete, dergi vb. okuyan, okur, kari. Türkücü. Düğüne çağrı yapan kimse.

Çekmek : Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Tartıda ağırlığı olmak. Çizgi durumunda uzatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Yürütmek, sürmek. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Daralıp kısalmak. Germek. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Herhangi bir anlama almak. Bir şeyi tutup kendine veya başka bir yöne doğru yürütmek. İçki içmek. Asmak. Döşemek. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Boya, badana vb. sürmek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Yollamak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Yol, ay sürmek. Atmak, vurmak. İçine almak, emmek. Öğütmek. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Kaçan ilmeği örmek. Taşıma gücü olmak. Örtmek, giymek. Bir yerden başka bir yere taşımak.

 

Renkli : Doğadaki renkleri olduğu gibi görüntüye aktarmayı gözeten film. Kendine özgü, ilginç, çarpıcı nitelikleri olan (kimse). Neşeli, canlı, ilgi çekici. Beyaz dışında başka rengi veya renkleri olan.

Fotoğraf : Görüntü. Çeşitli araç ve malzeme kullanarak görüntüyü özel bir yüzey üzerinde sabitleme. Bu yöntemle aktarılarak çoğaltılan resim, foto.

Haber : Bir olay, bir olgu üzerine edinilen bilgi, salık. Bilgi. İletişim veya yayın organlarıyla verilen bilgi. Yüklem.

Kupon : İşveren tarafından çeşitli amaçlarda kullanılmak üzere çalışanlarına verilen para değeri olan fiş. Piyango biçiminde düzenlenmiş çekilişlerde kesilerek kullanılan basılı parça. Devlet tahvili, hisse senetleri vb. değerli kâğıtların üzerinde bulunan ve belirli zamanlarda sahibine faiz veya kazanç payı olarak belirli bir gelir sağlayan kesilmiş parça. Yalnız bir giysilik dokunmuş veya kesilmiş, üstün nitelikte (kumaş parçası). Gazete ve dergilerin düzenledikleri kampanyalarda verilecek hediye karşılığı olarak biriktirilmesi gereken basılı kâğıtların her biri.

 

Çekiliş : Piyango çekilme işi. Çekilme işi.

Diğer dillerde Boyalı basın anlamı nedir?

İngilizce'de Boyalı basın ne demek? : the tabloid press