Bring into play türkçesi Bring into play nedir

  • Harekete geçirmek.
  • Çalıştırmaya başlamak.
  • Çalıştırmak.
  • Oyuna katmak.
  • Kullanmaya başlamak.
  • Aktifleştirmek.
  • İşletmek.
  • Kullanıma sokmak.
  • (topu) oyuna sokmak.

Bring into play ingilizcede ne demek, Bring into play nerede nasıl kullanılır?

Bring : Sebebiyet vermek. Ayıltmak. Getirmek. Belirtmek. Vermek (ceza). Doğurmak. İkna etmek. Kandırmak. Neden olmak. Razı etmek.

Into : -in içine. -e. Biçimine. Ye. İçeriye. Haline. E. Şekline. -a. İçine.

Play : Tutmak. Sunmak. Oyuncunun gerekli ses uygulayımı ve gövde hareketleri ile bir oyun kişisini canlandırması ya da göstermesi. Numarası yapmak. Canlandırmak (tiyatro terimi). Çalmak. Kımıldamak. Oyunluktaki belirli bir kişiyi canlandırmak. Kımıldanmak. Uzak bir amacı ya da ileriye dönük bir memnunluk duygusu ile ilişkisi olmayan, amacı özünde bulunan zevk verici herhangi bir etkinlik.

Bring into : Getirmek. Başlatmak. İthal etmek. Dışarıdan mal getirmek.

Bring into a certain state : Belirli bir duruma getirmek.

Bring into a different state : Farklı bir duruma getirmek.

Bring into accord : Uzlaşmaya sevk etmek.

Bring into derision : Alaya almak. Maskara etmek.

Bring into court : Bir suçlamayı kayda geçirmek. Kovuşturma açmak. Mahkemeye vermek. Mahkemeye sevk etmek.

Bring into daylight : Gün ışığına çıkarmak.

 

İngilizce Bring into play Türkçe anlamı, Bring into play eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bring into play ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cods : Mezgitgiller. Teslimatta ödemeli. Morina (balığı). Dalga geçmek. Morina balığı. Morina. Ödemeli. Sazanlamak. Morina balığ.

Employs : İstihdam etmek. Kullanmak. Sağlamak. Meşgul etmek. Görev vermek. İş vermek. Görevlendirmek. İşe almak. Harcamak.

Exercised : Egzersiz yapmak. Çalışma yapmak. Göstermek. Uygulamak. Kullanmak. Kullanılmış. Uygulanmış. Yürütülmüş. İdmanı yapılmış.

Befools : Kandırmak. Aldatmak. Aptal yerine koymak.

Awakes : Uyandırmak. Uyarmak. Canlanmak. Farkında. Farkına varmak. Gözü açılmak. Uykudan kalkmak. Gözünü açmak. Uyanık.

Awake : Bilincinde. Canlanmak. Bilinçli. Gözünü açmak. Uykudan kalkmak. Farkında olan. Uyandırmak. Tetik. Kışkırtmak.

Drills : Talim yapmak. Delmek. Tohum ekmek. Sonda ile yoklamak. Makine ile tohum ekmek. Talim yaptırmak. Sondaj yapmak. Matkap. Matkap uçları. Delik açmak.

Bestirs : Aceleye getirtmek. Koşturtmak. Yerinden oynatmak. Coşturmak. Kaldırmak.

Befooling : Aldatma. Aptal yerine koymak. Kandırmak. Aldanış.

Actuated : Harekete geçmiş. Harekete geçirilmiş.

Bring into play synonyms : activates, coach, actuate, exercise, activated, drive, bestir, drives, drill, befooled, bestirred, bestirring, activate, employ, actuates, codding, engage, arouse, actuating, control, bamboozle, bamboozling, call into play, cod, bamboozles, arouses, bring into action, befool.