Brinks türkçesi Brinks nedir

Brinks ingilizcede ne demek, Brinks nerede nasıl kullanılır?

Be on the brink of : Eşiğine gelmek (yıkımın vb).

Brink : Kıyı. Ağız (kaya, uçurum). Eşik. Kenar. Eşik (felaket için). Ağız. Kenar (uçurum için).

Brinkman : Rakibinin vazgeçeceği umuduyla büyük riskleri alarak uygulayan kimse (özellikle politikada). Amacı uğruna tehlikeyi göze alma konusunda marifetli kimse.

Brinkmanship : Korku politikası. Amacı uğruna tehlikeyi göze alma. Gerilim tırmandırma politikası.

Brindle : Çizgili. Benekli. Kahverengi. Kahve renkli olan. Gri. Benekli veya çizgili hayvan. Çizgili renk. Kahve renkli.

Brindled : Çizgili. Kahve rengi. Benekli. Kahve renkli.

Brined tulum cheese : Çoğunlukla ege bölgesinde teneke kaplar içerisine salamuralı olarak hazırlanan tulum peyniri. Salamuralı tulum peyniri.

Brindles : Benekli. Benekli veya çizgili hayvan. Çizgili renk. Gri. Kahverengi. Kahve renkli. Çizgili.

Brine shrimp : Tuzlu karides. Artemya larvaları. Artemia. Artemya. Tuzlu su karidesi.

Brine : Okyanus. Deniz suyu. Turşu suyu. Tuzlu su. Peynir, et, balık, turşu, asma yaprağı vb. yiyeceklerin, bozulmaması için içinde tutuldukları tuzlu su. tuzlu su içinde tutulmuş yiyecek. Salamura. Balık, et, peynir, sebze, asma yaprağı gibi çeşitli yiyeceklerin bozulmaması ve muhafaza sürelerinin uzatılması için tuzlu suda tutulması işlemi. Salamura suyu. Deniz. Madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır.

 

İngilizce Brinks Türkçe anlamı, Brinks eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Brinks ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Coastlines : Kıyı şeridi. Kıyı kuşağı. Sahil şeridi. Özellikle biçimi ve karakteristikleri itibarıyla denizle karanın sınır yaptığı hat. Kıyı boyu. Sahil boyu. Kıyı çizgisi. Sahil kenarı. Sahil.

Flanges : Yaka. Flanş.

Coastline : Kıyı boyu. Kıyı şeridi. Kıyı çizgisi. Rahil şeridi. Kıyı kuşağı. Sahil boyu. Sahil şeridi. Özellikle biçimi ve karakteristikleri itibarıyla denizle karanın sınır yaptığı hat. Sahil.

Cutting edge : Bıçağın ekin tarafı. En gelişmiş aşama. Kesici yüz. Kesici ağız. Kesici uç. Keskin kenar. Zayıflatmak. Bıçak-kepçe ağzı. Dişçiliğe ait el aletinin keskin çalışma açıcı.

Guggle : Kahkaha atmak.

Belt down : İçki içmek. Yuvarlamak. Kadeh yuvarlamak. İçmek. İçki yuvarlamak.

Edge : Film kuşağının iki yanı. Kenardan yavaş yavaş ilerlemek. Yan yan gitmek. İlerletmek. Yavaş yavaş ilerletmek. Kenarına bordür yapmak. Kuşak izgesi gibi bir girişim ya da kırınım kuşağı çizgi dizgesinin sınır dalga boyu. Keskinletmek. Eşik (kıyamet veya sorun vb).

Beaks : Öğretmen (ingiliz ingilizcesi). Kakaç. Okul müdürü. Hakim (ingiliz ingilizcesi). Hakim. Büyük burun. Yargıç (ingiliz ingilizcesi). Yargıç. Gagalamak.

Edging : Zırh. Kenarlık. Şerit. Kenar düzleme. Kenar süsü. Kenar yapma. Kenar belirtici şey. Bordur. Sınırlayıcı.

 

Chops : Kanal ağzı. Pirzola. Çene. Ağız (gayrı resmi). Teknik beceri. Girişi. Bir müzik aletini çalma becerisi.

Brinks synonyms : come, swill down, drain the cup, pour down, gulp, fringe, beestings, coasted, bolt down, swig, light, brim, fetch, colostrum, banks, transit, dialect, transport, accent, swill, return, transmit, coast, imbibe, dooring, ferry, drink down, border, come up, door stone, boundary, tube, beach.

Brinks zıt anlamlı kelimeler, Brinks kelime anlamı

Abstain : Sakınmak. Uzak durmak. Perhiz yapmak. İçkiden uzak durmak. Çekimser kalmak. Geri durmak. Çekimser olmak. Perhiz etmek. İçki içmemek. Çekinmek.

Go : Canlılık. Tükenmek. Başlamak. Olmak. Kaybolmak. Yayılmak. Yapılmak. Hareket etmek. Koyulmak. Söylenmek.