Coastline türkçesi Coastline nedir

  • Rahil şeridi.
  • Sahil kenarı.
  • Kıyı boyu.
  • Özellikle biçimi ve karakteristikleri itibarıyla denizle karanın sınır yaptığı hat.
  • Kıyı kuşağı.
  • Kıyı çizgisi.
  • Kıyı.
  • Sahil şeridi.
  • Sahil.
  • Sahil boyu.
  • Kıyı şeridi.

Coastline ile ilgili cümleler

English: The long coastline of the city contains sand and gravel.
Turkish: Kentin uzun kıyı şeridi kum ve çakıl içerir.

English: The city has a long coastline.
Turkish: Şehrin uzun bir sahil şeridi var.

Coastline ingilizcede ne demek, Coastline nerede nasıl kullanılır?

Coastlines : Kıyı çizgisi. Sahil. Sahil kenarı. Kıyı kuşağı. Kıyı şeridi. Özellikle biçimi ve karakteristikleri itibarıyla denizle karanın sınır yaptığı hat. Sahil şeridi. Kıyı. Sahil boyu. Kıyı boyu.

Coastland : Sahil bölgesi. Deniz kıyısı bölgesi.

Coastlands : Deniz kıyısı bölgesi. Sahil bölgesi.

Coast artillery : Sahil topçusu.

Coast defence : Sahil savunma. Kıyı savunması.

Coast waiter : Kıyı ticareti için gelen ve nakledilen malları denetleyen gümrük görevlisi.

Mediterranean coast fever : Akdeniz kıyı humması. Arakonakçı kenelerle bulaşan ve ülkemiz sığırlarında çok rastlanan öldürücü hastalık; mısır humması. Akdeniz sahil humması. Kuzey afrika, akdeniz’in kıyı kesimi, asya’nın birçok bölgesi, türkiye, orta asya ve hindistan’da sığırlarda theileria annulata’nın neden olduğu hyalomma cinsine bağlı kenelerle taşınan hastalık, tropikal theileriozis.

 

Coast guards : Sahil güvenlik memurları. Sahil koruma. Sahil muhafaza. Sahil koruma görevlisi. Sahil güvenlik görevlilileri.

Off the coast of : Sahillerine yakın.

Gulf coast sheep : Günümüzde florida’da yetiştirilen, küçük ve ince kemik yapısına sahip, yüz ve bacaklar çıplak, yapağı rengi beyaz-koyu kahverengi arasında değişen, spiral boynuzlara sahip, sıcak ve nemli iklime uyum sağlamış koyun ırkı. Gulf coast koyunu.

İngilizce Coastline Türkçe anlamı, Coastline eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Coastline ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Beach : Az çok kalın bir kum katmanıyla örtülü ya da kum ve yassı çakılların birbirine karıştığı yalı şeridi. Karaya oturtmak. Kumsala çekmek. Kumsal. Karaya çekmek. Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 m genişliğindeki alan. Plaj.

Littorals : Kıyıya ait. Kıyıya yakın. Kıyısal. Kıyı bölgesiyle ilgili. Sahile yakın. Sahilde ya da sahil yakınında bulunan. Sahille ilgili.

Brink : Kenar. Kenar (uçurum için). Eşik. Ağız (kaya, uçurum). Eşik (felaket için). Ağız.

Sea front : Rıhtım. Kıyı kesimi. Şehrin denize bakan kısmı.

Beach road : Bir deniz kıyısı boyunca uzanan yol. Sahil yolu.

Sea coast : Deniz kıyısı. Deniz kenarı.

Heated : Kızgın. Isınmış. Öfkeli. Ateşli. Isıtılmış. Kızışmış. Heyecanlı. Hararetli (tartışma). Hararetli.

Seaboards : Deniz kenarı. Yalı boyu. Kıyıya yakın. Sahil kesimi. Kıyı bölgesi. Deniz kıyısı.

 

Coasted : Beleşten ilerlemek. Deniz kıyısı. Yanaşmak. Kızakla yokuştan kaymak. Kıyı boyu limanlar arasında ticaret yapmak. Yokuş aşağı kaymak veya inmek (kayak veya bisikletle). Sahil boyunca gitmek. Yokuş aşağı salıvermek.

Lineation : Çizgi çizme. Çizilim. Çizgi düzeni. Çizgi dizisi. Çizgi ile işaretleme. Çizgilerle bölme. Başkalaşım kayaçlarının dokularında, elemanların, koşut çizgiler boyunca dizilmesi özelliği.

Coastline synonyms : seashore, longshore, coasts, coastal strip, beaches, shoreline, bank, rivage, banks, brinks, littoral, border, edge, coastlines, coast, shore line, coastal, coastal line, seashores, seaboard, outline, coast line.