Bronze türkçesi Bronze nedir

  • Bronz.
  • Bronz sanat eseri.
  • Bronzlaşmak.
  • Genellikle % 1-10 kalay ve % 90-99 bakırdan oluşan alaşımlar.
  • Bronz rengi.
  • Bronzlaştırmak.
  • Kimya, madencilik alanlarında kullanılır.
  • Tunç.
  • Bronzdan yapılmış.

Bronze ile ilgili cümleler

English: She won a bronze medal.
Turkish: O bir bronz madalya kazandı.

English: The bronze statue looks quite nice from a distance.
Turkish: Bronz heykel uzaktan oldukça güzel görünüyor.

English: He won a bronze medal.
Turkish: O bronz bir madalya kazandı.

English: They set up a bronze statue of the hero.
Turkish: Kahramanın bronz bir heykelini diktiler.

English: We won the bronze medal.
Turkish: Biz bronz madalya kazandık.

Bronze ingilizcede ne demek, Bronze nerede nasıl kullanılır?

Bronze age : Tunç çağı. Bronz devri. Tarih öncesi insanın tarihinde bir dönem. Bakır çağı. Bronz çağı. Çelik devri'nden önceki dönem. Tunç devri. Bakır devri.

Bronze bushing : Bronz yatak. Bronz burç. Bronz kovan. Bronz yataklama.

Bronze electrode : Bronz elektrot.

Bronze gauze : Bronz gaze.

Bronze medal : Aynı müsabaka içerisinde üçüncü olana verilen ödül. Bronz madalya.

Bronze star medal : Bronz madalya. Bronz yıldız madalyası.

Bronze plate : Bronz levha.

Bronze statue : Tunç heykel. Bronz heykel.

Broad breasted bronze turkey : Geniş göğüslü bronz hindi. Ana vatanı ingiltere olan amerika’ya 1935, kanada’ya ise 1920 yılında getirilmiş, aynı zamanda geniş göğüslü ağır beyaz ve küçük beyaz beltsville hindilerinin elde edilmesinde kullanılan, temel renk siyah, her iki eşeyde gaganın uç kesimi kahverengimsi sarı, dip kesimi kahverengi siyah, gözler koyu kahverengi, sakallar siyah, bacaklar genç yaşlarda siyah iken yaş ilerledikçe siyah-pembe olarak görünen, erkeklerde gerdan ve boyunun üst kesimi, baş ve yüz kırmızı olarak gözlenen hindi ırkı.

 

Standard bronze turkey : Standart bronz hindi. Narragenset hindileri ve yabani hindilerin melezlenmesiyle elde edilmiş, amerikan standartlarında yer alan, erkekleri 16kg, dişileri 9kg canlı ağırlığa sahip olan kuyruk etrafındaki tüyler donuk siyah olarak başlayıp kahverengi şeritler içeren bir hindi ırkı.

İngilizce Bronze Türkçe anlamı, Bronze eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bronze ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Tannest : Bronzlaşmak (cilt güneşte). Esmerleşmek. (deriyi) tabaklamak. Taba rengi. Sepilemek. Kamçılamak. Dövmek. Karartmak (cildi). Okşamak.

Cu : Omuz çekimi. Daha sonra tekrar görüşürüz. Görüşmek üzere (internet sohbet argosu). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. See you (görüşürüz). Bakırın simgesi. Bir insanı omuzlarından yukarısına kadar çerçeveleyen çekim.

Suntans : Bronzluk. Bronz ten. Bronzlaşmış ten. Bronzlaşma. Bronzlaşma (güneşin ciltte meydana getirdiği). Güneş yanığı. Yanık ten.

Browny : Kahverengimsi. Bir tür kahverengi renge sahip olan.

 

Sunburned : Güneşten yanmış. Güneş yanığı olmuş. Güneşte yanmış. Güneşte kızarmış.

Leaded bronze : Kurşunlu tunç. Kurşun tuncu.

Sunburnt : Güneş yanığı acısı çeken. Bronz tenli. Güneşte kızarmış. Bronzlaşmış. Güneşte yanmış. Güneşten yanmış. Güneş yanığı olmuş.

Nickel bronze : Nikel tuncu. Nikelli tunç.

Copper : Birçok enzimin yapısında, kan yapımında ve bağ doku metabolizmasında rol oynayan, eksikliğinde kansızlık, ödem ve kemik yapısında bozukluklara yol açan, kırmızımtırak parlak, atom numarası 29, atom ağırlığı 6 54, sembolü cu olan tuzları zehirli bir metal. bakır, beslenmede esansiyel bir element olup seruloplazmin, lizil oksidaz, sitokrom oksidaz ve tirozinaz gibi çeşitli proteinlerin yapısına katılır. Çamaşır kazanı. Bakır. Bakır kap. Ufak para. Bakır rengi. Bakırlamak. Polis. Bakırla kaplamak. Düşük değerli bakır para.

Bronze synonyms : beryllium bronze, silicon bronze, copper base alloy, atomic number 29, alpha bronze, become bronze, bronzing, bell metal, bronzes, suntanned, phosphor bronze, gunmetal, bronzy, tans, suntan, tan, chromatic.

Bronze zıt anlamlı kelimeler, Bronze kelime anlamı

Achromatic : Perdesi değişmeyen. Akromatik. Renksiz. Renksiz; renk meydana getiren en küçük uyartıya duyarsız. Renksemez. Biyoloji, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Renk değişikliği yapmayan, ışığı renklerine ayırmadan kıran, akromatik, akromatoz. Renközü olmayan. (siyah, beyaz ve gri, renksemezdir). renkserin karşıtı.

Nonmetallic : Ametal. Metal dışı. Madeni olmayan. Metalsiz. Metalik olmayan. Metaldışı. Madensel olmayan.

Bronze ingilizce tanımı, definition of Bronze

Bronze kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : As, to bronze plaster casts. To give an appearance of bronze to, by a coating of bronze powder, or by other means. An alloy of copper and tin, to which small proportions of other metals, especially zinc, are sometimes added. It is hard and sonorous, and is used for statues, bells, cannon, etc., the proportions of the ingredients being varied to suit the particular purposes. The varieties containing the higher proportions of tin are brittle, as in bell metal and speculum metal. To bronze coins or medals. To make of the color of bronze.