Bronz nedir, Bronz ne demek
Bronz; kökeni fransızca dilinden gelmektedir.
Kimya'daki anlamı:
Esas itibarıyla bakır ve kalaydan ibaret bir alaşım. Fakat bugün kalay içermeyen alaşımlar için de bronz adı kullanılmaktadır. Aluminyum bronzu, manganez bronzu ve berilyum bronzu gibi.
Bilimsel terim anlamı:
[Bakınız: tunç]
İngilizce'de Bronz ne demek? Bronz ingilizcesi nedir?:
bronze
Fransızca'da Bronz ne demek?:
bronze
Bronz hakkında bilgiler
Tunç, bakırın önemli bir alaşımı. Önceleri bakır ve kalaydan meydana gelen bakır alaşımlarına bronz denilmekteydi. Bununla birlikte bronz terimi modern kullanımda bakırın bakır-nikel, bakır-berilyum ve bakır-çinko (pirinç) alaşımı dışındaki bütün alaşımları için kullanılmaktadır. Pirinç bakırın çinkoyla yaptığı alaşımdır. %10 çinko ihtiva eden pirince ticari bronz da denilmektedir. Bronz tarihi bir öneme sahiptir. Bilinen en eski alaşımlardandır. Eldeki tarihi bilgilere göre ilk defa MÖ 3500 yıllarında Ortadoğuda imal edilmiştir. Ancak yaygın bir şekilde kullanımı MÖ 1000 yıllarında başlar. Bu devirlerde bronz, silah ve alet yapımında (özellikle bıçaklar, makaslar, çekiçler vs.) bunun yanında sanat eserlerinde ve süslemelerde kullanılmıştır.
Bronz bakırdan daha serttir, daha kolay erir ve kalıba daha kolay dökülür. Bazı bronzlar demirden de serttir. Bu tür bronzlar silah namlusu ve makina yataklarının imalinde kullanılır. Alet ve silahlarda demir alaşımlarının daha çok kullanılmakta olması, demirin bakır ve kalaya oranla daha bol bulunmasındandır. Bakırın içinde bazı metallerin çözünebilme sınırları vardır. Mesela berilyum %2, silisyum %5, kalay %15 ve çinko %38 nispetinde çözünebilir. Bir metalin miktarı çözünme sınırının üzerinde olduğu zaman alaşım homojen olmaz. Bunun yanında nikel ve alüminyum gibi sınırsız olarak bakırla karışabilen metaller de vardır.
Silisyum, alüminyum ve kalay bronzda en fazla bulunan elementlerdir. Bu metallerin nispeti arttıkça alaşımın sertlik ve direnci artar. Ancak parlaklığı azalır. Bronzda az bir miktarda bulunabilen diğer mühim elementler de mangan, demir, kurşun ve fosfordur. Fosfor bronzu, pompaların, vanaların ve burçların yapımında kullanılır. Bronzun çok kullanıldığı alanlardan biri de metal para imalidir.
Bronz ile ilgili Cümleler
- Bronzlaşmak istemiyorum.
- Jale'nin hafifçe bronzlaşmış bir cildi var.
- 5 yen bozuk para pirinçten yapılır ve 10 yen bozuk para bronzdan yapılır.
- Bronzlaştım.
- O bir bronz madalya kazandı.
- Şu adam çok bronzlaşmış.
- Tom'un güzel bir bronzluğu var.
- Onun sırtı bronzlaştı.
- Bronz heykel uzaktan oldukça güzel görünüyor.
- Bronzlaşmış güzel bir cildi var.
- Onun sırtı bronzlaşıyordu.
Bronz anlamı, tanımı:
Bronz gibi : Tunca benzeyen, tunç renginde olan.
Bronzlaşmak : Güneşte yanarak bronz rengini almak.
Tunç : Bu alaşımdan yapılan. Koyu kızıl renkte olan, bakır, çinko ve kalay alaşımı, bronz.
Madde : Boşlukta yer kaplayan, bir kütlesi olan her türlü varlık, özdek. Para, mal vb. ile ilgili şey. Duyularla algılanabilen nesne. Kendi içinde bütünlüğü olan anlatım. Bir cismi oluşturan öge, öz. Molekül. Sözlük ve ansiklopedilerde tanımlanan, anlatılan kelime, ad veya konulardan her biri. Yasa, sözleşme, antlaşma vb. metinlerde, her biri başlı başına bir yargı getiren ve çoğu kez rakamla belirtilen bölüm.
Bakır : Atom numarası 29, yoğunluğu 8,95 olan, 1084 °C'ye doğru eriyen, doğada serbest veya birleşik olarak bulunan, ısı ve elektriği iyi ileten, kolay dövülür ve işlenir olduğundan eski çağlardan beri türlü işlerde kullanılan, kızıl renkli element (simgesi Cu). Bu elementten yapılmış.
Önemli : Politik, ekonomik, psikolojik ve askerî açıdan önemi olan, stratejik. Önemi olan, mühim, ehemmiyetli.
Alaşım : Bir metalin belli oranlarda bir veya birkaç metalle ergimesiyle oluşan yeni metal, halita.
Öncel : Önceden yaşamış olanlar. Bir görevde, meslekte kendinden önce yerini tutmuş olan kimse, selef, eslaf, ardıl karşıtı. Sonucun çıkarıldığı önerme veya önermeler.
Kalay : Atom numarası 50, atom ağırlığı 118,7, yoğunluğu 7,29 olan, 232 °C'de eriyen, gümüş beyazlığında, kolay işlenebilen, yumuşak bir element (simgesi Sn). Aldatıcı görünüş. Kalaylanmış bir kabın üzerindeki alaşım tabakası. Sövme, küfür.
Bu : Yerde, zamanda veya söz zincirinde en yakın olanı gösteren bir söz. En yakında bulunan bir varlığı veya biraz önce anılan bir şeyi işaret yolu ile belirtmek için kullanılan bir söz.
Bronzit : (jeoloji) [Bakınız: augit]
Bronzlaşma : Bronzlaşmak işi.
Bronzlaşma sendromu : Dalmaçya ırkı köpeklere özgü ürik asit metabolizmasındaki bozukluktan n kaynaklanan, deride renk bozukluğu ve bakteriyel enfeksiyonlara duyarlı hâle gelmesiyle belirgin bir çeşit dermatozis.
Bronzlaştırma : Bronzlaştırmak işi.
Bronzlaştırmak : Bronzlaşmasına yol açmak.
Bronzlayan vernik : Aluminyum veya bronz tozu ile pentil asetatta nitroselülozun çözeltisi.
Diğer dillerde Bronz anlamı nedir?
İngilizce'de Bronz ne demek? : [Bronz] adj. bronzed, made of bronze; sunburned, sunburnt
n. bronze, type of copper alloy; color that is yellowish brown
Fransızca'da Bronz : bronze [le]
Almanca'da Bronz : n. Bronze
adj. braun
Rusça'da Bronz : n. бронза (F)
adj. бронзовый


Bu kısımda Bronz nedir? Bronz ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Bronz tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Bronz hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.