Browbeat türkçesi Browbeat nedir
- Yıldırmak.
- Gözdağı vermek.
- Sert bakış ya da sözlerle gözünü korkutmak.
- Gözünü korkutmak.
- Sert bakarak korkutmak.
- Kabadayılık etmek.
- Ters bakışla korkutmak.
- (birisini) sindirmek.
- Göz dağı vermek.
- Zorlamak.
Browbeat ingilizcede ne demek, Browbeat nerede nasıl kullanılır?
Browbeat out : Yıldırmak. Gözünü korkutmak.
Browbeaten : Gözünü korkutmak. Ters bakışla korkutmak. Gözü korkutulmuş. Korkutulmuş. Yıldırmak. Yıldırılmış. Sindirilmiş.
Browbeating : Ters bakışla korkutmak. Gözdağı vermek. Kabadayılık etmek. Sert bakarak korkutmak. Gözünü korkutmak. (birisini) sindirmek. Yıldırmak.
Browbeats : Gözdağı vermek. Yıldırmak. Sert bakarak korkutmak. Gözünü korkutmak. (birisini) sindirmek. Kabadayılık etmek. Ters bakışla korkutmak.
By the sweat of his brow : Onun kendi sıkı çalışması ile.
Browed : Belirli bir tarzda kaşı veya alnı olan.
Brown bear : Etçiller (carnivora) takımının, ayıgiller (ursidae) familyasından, 250 cm kadar uzunlukta, 8 cm kadar kuyruğu olan, esmer kahverengi karışık tüylü, iyi tırmanan ve yüzen, art ayakları üzerinde yürüyen, avrupa ve asya'da sık ormanlarda yaşayan bir tür. Kahverengi posta sahip ayı cinsi. Bozayı. Etçiller (carnivora) takımının, ayıgiller (ursidae) familyasından, suriye'de yaşayan, boz ayının bir ırkı olarak kabul edilen bir tür. Boz ayı. Kahverengi ayı. Suriye ayısı.
Brown betty : Puding.
Brow : Alın. Yamaç. Yüz. Kenar. Kaş. Tepe. Çehre.
Browless : Arsız. Utanmaz.
İngilizce Browbeat Türkçe anlamı, Browbeat eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Browbeat ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Buffaloed : Karasığır. Bizon. Dombay. Sığır. İnanda. Camız. Bufalo. Manda.
Bring to terms : Şartlara razı olması için zorlamak. Mecbur etmek. (normal bir şekilde) sonlandırmak veya neticelendirmek.
Ballyrag : Eşek şakası yapmak. El şakası yapmak.
Wheedle : Tatlı sözlerle kandırmak. Tatlılıkla kandırmak. Kandırmak. Dil dökmek. Tatlılıkla koparmak. Tatlı dille ikna etmek. Yaltaklanmak. İkna etmek.
Intimidates : Posta koymak. Duman attırmak. Sindirmek. Korkutmak. Şiddetle ikaz etmek. Tehdit etmek.
Palaver : Boş laf etmek. Müzakere. Yağcılık. Yerlilerle görüşmek. Boş laf. Pohpohlamak. Görüşme. Yaltaklanmak. Boş sözler. Pohpohlama.
Swagger : Kasılmak. Kırıtmak. Caka satmak. Kasılarak yürümek. Hava atmak. Horozlanmak. Kurulmak. Kasıntılı yürüyüş. Çalım. Kasıla kasıla yürümek.
Be urgent with somebody : Sıkıştırmak.
Bludgeon : Cop. Zorla yaptırmak. Mağlup etmek. Sopayla dövmek. Ağır bir cisimle vurmak. Alt etmek. Ezip geçmek. Coplamak. Sopa ile vurmak.
Browbeat synonyms : browbeating, consternating, domineer, be a disincentive, clamour down, bullyrag, browbeats, bludgeoning, blustered, appall, buffaloing, bulldozed, bullies, tyrannise, blarney, tyrannize, cow, cajole, hectored, appals, browbeat out, menaced, consternate, bulldozes, appaling, hector, strong arm, push around, coax, appal, bluster, buffalos, bullyrags.
Browbeat ingilizce tanımı, definition of Browbeat
Browbeat kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To abash or disconcert by impudent or abusive words or looks. As, to browbeat witnesses. To bully. To depress or bear down with haughty, stern looks, or with arrogant speech and dogmatic assertions.

Bu kısımda Browbeat kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Browbeat ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Browbeat anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Browbeat ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.