Bludgeon türkçesi Bludgeon nedir

  • Alt etmek.
  • Zorla yaptırmak.
  • Cop.
  • Ezip geçmek.
  • Sopa ile vurmak.
  • Ağır bir cisimle vurmak.
  • Coplamak.
  • Zorlamak.
  • Sopalamak.
  • Sopa.
  • Sopayla dövmek.
  • Mağlup etmek.

Bludgeon ile ilgili cümleler

English: How do you spell "bludgeon"?
Turkish: "Bludgeon"'u nasıl hecelersin?

Bludgeon ingilizcede ne demek, Bludgeon nerede nasıl kullanılır?

Bludgeoned : Ağır bir cisimle vurmak. Sopalamak. Zorla yaptırmak. Alt etmek. Coplamak. Ezip geçmek. Mağlup etmek. Sopa ile vurmak. Sopayla dövmek. Zorlamak.

Bludgeoning : Sopalama. Sopalamak. Coplama. Coplamak. Zorla yaptırmak. Zorlamak.

Bludgeons : Coplamak. Sopalamak. Ağır bir cisimle vurmak. Sopayla dövmek. Ezip geçmek. Zorla yaptırmak. Alt etmek. Mağlup etmek. Sopa ile vurmak. Zorlamak.

Ablude : Farklı olmak. Değişik olmak.

İngilizce Bludgeon Türkçe anlamı, Bludgeon eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bludgeon ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Enforce : Zorla elde etmek. Yerine getirmek. İcra etmek. Güçlendirmek. Mecbur etmek. Takviye etmek. Uygulamak. İnfaz etmek. Tatbik etmek.

Dragoon : Asker. Eziyet etmek. Ağır süvari. Dragon. Asker vasıtasıyla halka zulmetmek. Halka işkence etmek. Süvari eri. İşkence yapmak. Zulmetmek.

Blackjacks : Yirmibir oyunu. Copla vurmak. Çinko sülfür. Yirmi bir. Yirmi bir oyunu. Korsan bayrağı.

 

Bat : Gezmek. Kırpmak (göz). Serbest piyasa ekonomisi çerçevesinde, bankacılık düzenleme ilke ve kuralları doğrultusunda bankaların hak ve çıkarlarını savunmak, bankacılık sisteminin büyümesi, sağlıklı olarak çalışması ve rekabet gücünün artırılması, rekabetçi bir ortamın yaratılması ve haksız rekabetin önlenmesi için gerekli kararları almak ve uygulanmasını sağlamak amacıyla 1958 yılında kurulan birlik. Beysbol sopası. Türkiye bankalar birliği. Vurmak (topa). Bilardo sopası. Topa vurmak. Yarasa.

Drub : Kötek. Dayak atmak. Sopa çekmek. Dövmek. Yenilgiye uğratmak.

Overmatches : Yenmek. Üstün olmak (yetenek, kalite, statü, vb.). (yetenek, vb. ile) üstün olan bir rakip veya partner ile eşleşmek. Baskın çıkmak. Mermi kalibresinin çelik zırhın kalınlığından daha büyük olması.

Caned : Sarhoş. Hasırla kaplamak. Dövmek.

Carry a person off his feet : Bir insanı dizlerinin üzerine çöktürmek. Sersemletmek.

Cudgel : Kısa kalın sopa. Sopa atmak. Sopa çekmek. Değnek. Matrak. Dövmek. Savurmak. Sopa ile dövmek.

Baton : Bayrak yarışlarında, elden ele aktarılan bayrağı simgeleyen, tahta, maden gibi sert özdeklerden yapılmış, 49 gr. ağırlığında, 28 cm.-30 cm. boyunda, 12 cm. çapında düzgün boru. Bayrak sopası. Değnek. Baston. Çubuk. Baton. Asa.

Bludgeon synonyms : birch, carry away the bell, batons, dragooned, extorting, enforcing, truncheoned, nightstick, canes, extorts, knock into a cocked hat, bullied, bear the bell, cudgeling, bludgeoned, coerce, steamroll, bullying, blackjacked, blackjack, coshing, sweep over, bludgeoning, bullies, strike with a truncheon, dragoons, discomfiting, circumvent, discomfit, coerces, clamour down, circumvented, dragooning.

Bludgeon ingilizce tanımı, definition of Bludgeon

Bludgeon kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A short stick, with one end loaded, or thicker and heavier that the other, used as an offensive weapon.