Brow türkçesi Brow nedir
Brow ile ilgili cümleler
English: A Mr. Brown came to see you when you were out.
Turkish: Sen dışardayken Bay Brown diye biri geldi.
English: A doctor examined Mr. Brown.
Turkish: Bir doktor Bay Brown muayene etti.
English: A Mr. Brown wants you on the phone.
Turkish: Bay Brown adında biri telefonda seni istiyor.
English: Her brow was beaded with perspiration.
Turkish: Kaşı terden dolayı boncuk boncuk olmuştu.
English: A drop of sweat ran down her brow.
Turkish: Alnından bir damla ter aktı.
Brow ingilizcede ne demek, Brow nerede nasıl kullanılır?
By the sweat of his brow : Onun kendi sıkı çalışması ile.
Eye brow : Gözün üzerinde bulunan çıkıntı ve bu çıkıntı üzerinde büyüyen kısa yumuşak tüyler. Kaş.
Browbeat : Gözdağı vermek. Sert bakış ya da sözlerle gözünü korkutmak. Zorlamak. Ters bakışla korkutmak. Sert bakarak korkutmak. Gözünü korkutmak. Kabadayılık etmek. Göz dağı vermek. Yıldırmak. (birisini) sindirmek.
Browbeat out : Yıldırmak. Gözünü korkutmak.
Browbeaten : Yıldırmak. Korkutulmuş. Gözü korkutulmuş. Sindirilmiş. Yıldırılmış. Ters bakışla korkutmak. Gözünü korkutmak.
Brown bear : Boz ayı. Kahverengi posta sahip ayı cinsi. Kahverengi ayı. Suriye ayısı. Etçiller (carnivora) takımının, ayıgiller (ursidae) familyasından, 250 cm kadar uzunlukta, 8 cm kadar kuyruğu olan, esmer kahverengi karışık tüylü, iyi tırmanan ve yüzen, art ayakları üzerinde yürüyen, avrupa ve asya'da sık ormanlarda yaşayan bir tür. Bozayı. Etçiller (carnivora) takımının, ayıgiller (ursidae) familyasından, suriye'de yaşayan, boz ayının bir ırkı olarak kabul edilen bir tür.
Brown betty : Puding.
Brown : Kararmak. Usanmak. Karamak. Esmerleşmek. Kahverengi. Kahverengileşmek. Kızarmak. Kızartmak. Esmerleştirmek. Karartmak.
Browbeats : Gözünü korkutmak. (birisini) sindirmek. Sert bakarak korkutmak. Ters bakışla korkutmak. Gözdağı vermek. Kabadayılık etmek. Yıldırmak.
Brown bread : Koyu renkli çavdar ekmeği. Tam buğday ekmeği. Esmer ekmek. Ölü. Kara ekmek. Siyah ekmek.
İngilizce Brow Türkçe anlamı, Brow eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Brow ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Countenance : Teşvik. Denge. Desteklemek. Göz yummak. Yüz ifadesi. Uygun bulmak. İzin vermek. Onaylamak. Kontrol.
Lineament : Yüz hattı. Ayırt edici özellik. Çizgisellik.
Borders : Kenarlıklar. Hudut. Kenar süsü. Kenarlık. Sınır. Tarh.
Miens : Hava. Görünüm. Görünüş. Tavır. Surat. Eda.
Cheek : Yüzsüz olmak. Cüret. Yüzün ve başın yanları. Avurt. Küstahlık etmek. Küstahlık. Biyoloji, gramer alanlarında kullanılır. Saygısızca konuşmak. Yüzsüzlük. Arsızlık.
Cheeking : Yanak. Arsızlık. Küstahlık. Cüret. Küstahlık etmek. Arsızca konuşmak. Saygısızca konuşmak. Yüzsüz olmak.
Frontage : Cephe uzunluğu. Bina ile yol arasındaki arsa. Bina cephesi. Cephe. Arsanın sokağa bakan tarafı. Arsanın göle bakan tarafı. Önyüz. (bina) cephe. Arsanın yola bakan yüzü.
Hair : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Çok ince. Lif. Kıl. Hayvan ve insanların derisinden çıkan belirsiz sayıda ince tel. İplik biçiminde olan herhangi bir deri uzantısı, kıl. trikom. kuş tüyü. Kafatasının derisi üzerinde uzayan kıllara verilen özel ad. tüy. kıl. Saçlar. Deri içerisinde ve dışında yer alan, kesitinde medulla, korteks ve kıl kütikülası bulunan, kuvvetli, düz ve genellikle kaba olan yapağıdan daha düz esnek epidermal oluşumlar. dermiste yatık uzanan kıllar deri yüzeyinden dar açıyla dışarı açılırlar. vücudun değişik bölgelerinde çeşitli doğrultularda örgülenmeler yaparlar. İpince.
Crests : Üstten aşmak. Dalga tepesi. Sorguç biçiminde yapmak. Zirveye varmak. Krista. İbik. (kuşlarda) sorguç. Zirveye ulaşmak. Dağ sırtı. Arma.
Declivities : Bayır. Eğim. Meyil. İniş.
Brow synonyms : crinion, human face, trichion, venae palpebrales, visages, brims, braes, apices, flanges, aspects, slope, vignettes, sinciput, eminency, eyebrows, brae, aspect, scarps, facials, countenances, face, scarping, mien, flange, ascent, feature, hillsides, visage, fells, cast of features, vignette, edge, physiognomy.
Brow ingilizce tanımı, definition of Brow
Brow kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To be at, or form, the edge of. The prominent ridge over the eye, with the hair that covers it, forming an arch above the orbit. To bound to limit.

Bu kısımda Brow kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Brow ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Brow anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Brow ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.