Browser türkçesi Browser nedir

  • Gözatıcı.
  • Gözden geçiren kimse.
  • Göz gezdirici.
  • İnceleyici.
  • Tarayıcı.
  • Göz atıcı.
  • (internet) metin sunucu.
  • Listeleyici.
  • İnternette gezen kimse.
  • Internet tarayıcısı.
  • World wıde web'de site ve sayfa incelemek için kullanılan programdır (bilgisayar).

Browser ile ilgili cümleler

English: Which browser is your favorite?
Turkish: Hangi tarayıcıyı en fazla seviyorsun?

English: What browser are you using?
Turkish: Kullandığın tarayıcı hangisi?

English: Do you want to install this free browser add-on?
Turkish: Bu ücretsiz tarayıcı eklentisini yüklemek ister misiniz?

English: I am playing a browser game.
Turkish: Bilgisayar oyunu oynuyorum.

English: Which browser are you using?
Turkish: Hangi tarayıcıyı kullanıyorsun?

Browser ingilizcede ne demek, Browser nerede nasıl kullanılır?

Browser master : Gözatma yöneticisi.

Directory browser : Dizin görüntüleyici. Dizin gözatıcısı.

Full screen browser : Tam ekran inceleyici.

Internet browser : İnternet tarayıcı.

Lynx browser : Lynx tarayıcısı.

Microsoft system information browser : Microsoft sistem bilgisi gözatıcısı.

Web browser : Sanaldoku istemcisi. Ağ tarayıcısı. Web tarayıcısı. Web göz atıcısı. Ağ gezgini. World wide web (dünya çapında ağ) üzerinde internet sitelerini görüntülemek için kullanılan ağ programı (bilgisayar). Ağ gözatıcısı.

 

Line mode browsers : Satır yapılı inceleyiciler.

Object browser : Nesneye gözat. Nesne gözatıcı. Nesne tarayıcı. Nesne tarayıcısı. Nesne gözatıcısı.

Browsers : World wıde web'de site ve sayfa incelemek için kullanılan programdır (bilgisayar). Gözden geçiren kimse. İnternette gezen kimse.

İngilizce Browser Türkçe anlamı, Browser eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Browser ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Scanning : Yıldırım geçişi. Gözden geçirme. Fizik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Görüntüleme. Tarıyor. Tarama. Taranıyor ntfs. Bir çekimin sonunda ve bunu izleyen çekimin başında alıcının çok hızlı çevrinmesiyle görüntülerin birbirine geçmiş biçime girmesi, bulanıklaşması, seçilmez oluşundan yararlanarak gerçekleştirilen noktalama. Televizyonda yayınlanmak üzere oluşturulan bir görüntüyü ince bir ışık demeti ile süpürerek, bir akımmıknatıssal dalgayı kipleyecek resme uygun imlemler elde etme.

Application program : Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır. Belirli bir görev yerine yetirmek için tasarlanmış olan program. Uygulama programı. Kullanıcının özel gereksemelerini karşılamak üzere tasarlanıp gerçekleştirilmiş bilgisayar izlencesi. dizge yazılımı karşıtlığında kullanılır. Uygulama izlencesi.

Viewer : Denetçi. Sınalgı izleyen kimse. Filmin posta kartı büyüklüğünde camdan görüntülük üzerinde izlenmesini sağlayan aygıt. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Gösterim odasında filmi izleyerek görüntülerinin, sesinin, renginin kusursuz olup olmadığını, çizik, çizinti, vb. bulunup bulunmadığını inceleyerek deneti gerçekleştiren, düzeltilmesi gereken aksaklıkları ilgili bölüme bildiren kimse. Sinemaya giden, filmi izleyen kimse. televizyon yayınını izleyen kimse. Vizyonöz. Seyirci. İzleyici. Görüntüleyici.

 

Looker : Fıstık veya piliç veya çok çekici kız. Güzel ve çekici kız. İzleyici. Seyirci.

Spectator : Aynı yerde, bir oyunu başkalarıyla birlikte seyreden kişi. Sinemaya giden, filmi izleyen kimse. televizyon yayınını izleyen kimse. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Seyirci. İzleyici. Bireyciı ya da kümecil oyun yordamında toplumsal ya da yaygın kanıları yansıtan ve tepki ya da davranışlarıyla oyunun yaşam koşulları içinde gerçekleşmesini sağlayan katılımcı, bk. kümeölçüm.

Witness : Sahne olmak. Hukuk, ekonomi alanlarında kullanılır. Bir olayın gidişini gören kişi. bir olayı tanıtlamak için yargı yerine çıkan ya da bir belgit ve sözleşmenin altına yazılan tanık. Tanıklık etmek. Kanıt. Bizzat görmek. Şahit olmak. Şahit. Tanık olmak. Göstermek.

Comber : Tarakçı. Asıl hani balığı. Penye makinesi. Kemikli balıklar (teleostei) takımının, hanigiller (serranidae) familyasından, 25 cm kadar uzunlukta, er dişi, türkiye denizlerinde yaşayan bir tür. Hani. Hani balığı. Uzun ve tümsekli dalga. Üst kısmı kuvvetli rüzgarla ileriye doğru itilen derin deniz dalgası.

Scannings : Taranıyor. Tarama. Gözden geçirme. Taranıyor ntfs. Tarıyor. Görüntüleme.

Scanner : Skaner. Skanner. Skenır. Tarama cihazı. Radar anteni. Saner.

Browser synonyms : applications programme, browsers, application, sweep, web browser, scanners, watcher.

Browser ingilizce tanımı, definition of Browser

Browser kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An animal that browses.