Tarama nedir, Tarama ne demek

  • Taramak işi.
  • Balık yumurtası ile yapılmış olan bir meze türü.
  • Gölgeleri yol yol ve çizgi çizgi olan (resim, harita)

"Tarama" ile ilgili cümleler

  • "Tuzlu bademler, fıstıklar, fındıklar, kızarmış sucuklar, küçük börekler, tarama gibi şeylerden çimleniyorum." - B. Felek

Yerel Türkçe anlamı:

Sazan balığının havyarı.

Bir fizik terimi olarak tanımı:

Televizyonda yayınlanmak üzere oluşturulan bir görüntüyü ince bir ışık demeti ile süpürerek, bir akımmıknatıssal dalgayı kipleyecek resme uygun imlemler elde etme.

Gitar terimi olarak anlamı:

Hızlıca çift yönlü penalama.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Bir elektron demetinin, alıcıda merceğin verdiği resmi çözümlemek, almaçta aynı resmi oluşturmak için, birincisinde ereği, ikincisinde görüntülüğü düzenli biçimde dolaşması.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Cyprinidae familyasından olan sazan balığının yumurtalıklarının temizlenmesi, koruyucu katkı maddeleri eklenmiş tuzla salamura edilmesi, yarım fıçılara bir kat tuz, bir kat yumurtalık yerleştirilerek bir hafta bekletilmesi, tuzlu ve kanlı sularının süzülmesinden sonra ikinci kez fıçıya, yukarıda belirtildiği biçimde istiflenerek salamura edilmesiyle elde edilen havyar, sazan havyarı.

 

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Bir bölgenin veya nüfusun özel bir amaç için ayrıntılı muayenesi.

Bilimsel terim anlamı:

Özel uygulamalarda, fırın dışından özel başlıklı aygıtlarla yapılmış olan ısıtma, su verme, indüklemli ısıl işlem gibi ısıl işlemlerde, parçanın ya da başın, parçanın üzerinde gezdirilmesi işlemi.

Herhangi bir şeyi, bir durum ya da aracın kapsamına almak ya da çıkarmak ereğiyle yapılmış olan seçme ya da saptama işlemi.

İngilizce'de Tarama ne demek? Tarama ingilizcesi nedir?:

scanning, speed picking, trimming, screening, picture scanning, sweep, tarama, survey

Fransızca'da Tarama ne demek?:

hacgure

Tarama anlamı, tanımı:

Arama tarama : Polisin kuşkulu gördüğü kimseler üzerinde bıçak, silah, esrar vb. yasak şeyler araması. Denizdeki mayınları toplama veya yok etme işlemi.

Mayın arama tarama gemisi : Deniz içine döşenmiş mayınları bulmaya yarayan bir aygıtla donanmış gemi.

Arazi taraması : Güvenlik güçlerinin belli bir bölgede tehlike oluşturabilecek patlayıcı vb. maddeleri özel araçlarla araması.

Sağlık taraması : Halk sağlığının düzenli bir biçimde gözden geçirilmesi.

Taramak : Hastalıkların kişiler arasındaki seyrini takip edebilmek amacıyla düzenli aralıklarla yapılmış olan inceleme. Tarayıcı aracılığıyla kâğıt üzerindeki resim, yazı vb. simgeleri bilgisayar ortamına aktarmak. Bir şey veya kimseyi bulmak, denetlemek için türlü yöntemlerden yararlanarak bir yeri sıkı bir biçimde aramak. Bir şeyin içindeki gereksiz maddeleri tarak, tırmık vb. ile ayıklamak, taraklamak. Taşın yüzünü dişli çelik kalemle işlemek. Makineli tüfek vb. ateşli silahlarla sürekli olarak bir yere ateş etmek. Bir şeyin tellerini birbirinden ayırıp karışıklığını gidermek. Derleme ve araştırma yapmak için bir yayını dikkatle gözden geçirmek veya gerekli kelime, cümle ve yazıları tespit etmek. Kafasından geçirmek, belli belirsiz düşünmek. Dikkatle bakmak, süzmek.

 

Arayıp taramak : Dikkatle aramak, çok aramak.

Demir taramak : Gemi rüzgâr veya akıntı yüzünden çıpasını sürümek.

Mayın taramak : Denizde ve karada bulunan mayınların yerini belirlemek ve kullanılmaz duruma getirmek.

Balık : Zodyak üzerinde Kova ile Koç arasında yer alan takımyıldızın adı. Omurgalılardan, suda yaşayan, solungaçla nefes alan ve yumurtadan üreyen hayvanların genel adı.

Yumurta : Er bezi. Bir dişinin vücudunda oluşan, yumurtlama ve döllenmeden sonra aynı türden bir canlı oluşturan hücre. Tavuk yumurtası. Çorap onarmakta kullanılan, yumurta biçiminde, genellikle tahta veya mermerden kalıp. Kanatlı hayvanların çoğalmasını sağlayan kabuklu bir besin maddesi.

Meze : Eğlence, alay. İçki içilirken yenilen yiyecek.

Gölge : Resimde bir şekli cisimlendirmek için, onun ışık almaması gereken yerlerine vurulan az çok koyu renk. Röfle. Ne olduğu anlaşılamayan karaltı, silüet. Yetkisi olmadığı hâlde etkili olan. Güneş ışınlarından korunacak yer. Birinin yanından hiç ayrılmayan kimse. Koruma, kayırma himaye. Saydam olmayan bir cisim tarafından ışığın engellenmesiyle ışıklı yerde oluşan karanlık.

Çizgi : Bir noktanın yürütülmesiyle oluşan biçim. Bir durumdan başka bir duruma atlanan, geçilen yer, sınır. Temel. Yüz ve vücut hatlarının her biri. Çizilerek veya çeşitli yollarla oluşmuş iz, çizi, hat, tahril.

Harita : Coğrafya, tarih, dil, nüfus vb. konularla ilgili yeryüzünün veya bir parçasının, belli bir orana göre küçültülerek düzlem üzerine çizilen taslağı.

Tarama araştırması : Geniş bir evrenden kapsamlı, ayrıntılı ve derinliğine bilgiler elde etmek üzere başvurulan, ölçünlü bir görüşme çizinliğine dayanmakla birlikte soruların dile getirilmesi ve yanıtların verilmesinde belli bir özgürlüğe olanak tanıyan alan araştırma yordamı, bk. görüşme, yığın görüşmesi.

Tarama eleği : Balık yumurtalıklarından yumurtaların ayrılması için ovalama ve didikleme işleminde kullanılan kıldan yapılmış elek.

Tarama evrilmesi : Saptırma sarmasından geçen akımın yönünü tersine çevirmek yoluyla taramanın ters yöne döndürülmesi.

Tarama galsama ağı : Bir tip dip galsama ağı olup bir ucuyla dibe sabitleştirilen diğer ucu küçük bir gemiyle kendi ekseni etrafında çevirerek avlama yapan ağ.

Tarama hayvanı : Östrüste olan dişi hayvanı belirlemek için kullanılan erkek hayvan.

Tarama listesi : Kişi, işlem, kural ve yapı gibi şeylerden biri ile ilgili nesne ve özellikleri kapsayan bir liste.

Tarama resim : (Resim) Çini mürekkebini ince tarama uçları ile kullanarak elde edilen, açık-koyu değerli çizgiresim. a. bk. çizim.

Tarama tanı testleri : Görünürde sağlıklı olan ancak belli bir hastalığı taşıması olası bireylerle, bu hastalığı taşımayan bireyleri yorumlamaya olanak sağlayan testler.

Tarama testi : Belli bir konu ya da alanda genel başarıyı ölçen ve bireylerden çok, kümelerin durumunu saptamak için uygulanan test.

Tarama üreteci : Alıcı ile almaçta taramanın gerçekleştirilmesini, elektron demetinin saptırılmasını sağlayan imleri üreten devre.

Tarama ile ilgili Cümleler

  • Saçımı taramak için bir aynaya ihtiyacım var.
  • Saçlarını bir daha yan tarama, sana yakışmıyor.
  • Saçlarımı taramaya severim.
  • Onların işi yünü taramak.
  • "kızılsu" 1969 yılında tarama sözlüğüne girmiş.
  • Ben onların saçını taramam.
  • Saçını taramaya ihtiyacı olmayan kişinin saçları yoktur.

Diğer dillerde Tarama anlamı nedir?

İngilizce'de Tarama ne demek? : [Taramosalata] n. combing, sweep, carding, line drawing, hatch, crosshatching, scanning, screening, hachure, hachures

Fransızca'da Tarama : [le] tarama (salata)

Almanca'da Tarama : n. Schattierung, Schraffierung, Schraffung

Rusça'da Tarama : n. чесание (N), облава (F), сканирование (N)

adj. штриховой