Taramak nedir, Taramak ne demek

  • Bir şeyin tellerini birbirinden ayırıp karışıklığını gidermek.
  • Derleme ve araştırma yapmak için bir yayını dikkatle gözden geçirmek veya gerekli kelime, cümle ve yazıları tespit etmek.
  • Bir şeyin içindeki gereksiz maddeleri tarak, tırmık vb. ile ayıklamak, taraklamak.
  • Taşın yüzünü dişli çelik kalemle işlemek.
  • Dikkatle bakmak, süzmek.
  • Kafasından geçirmek, belli belirsiz düşünmek.
  • Bir şey veya kimseyi bulmak, denetlemek için türlü yöntemlerden yararlanarak bir yeri sıkı bir biçimde aramak.
  • Tarayıcı aracılığıyla kâğıt üzerindeki resim, yazı vb. simgeleri bilgisayar ortamına aktarmak.
  • Makineli tüfek vb. ateşli silahlarla sürekli olarak bir yere ateş etmek.
  • Hastalıkların kişiler arasındaki seyrini takip edebilmek amacıyla düzenli aralıklarla yapılmış olan inceleme

"Taramak" ile ilgili cümleler

  • "Belleğimde taradığım yazarların yarısına yakını hastalıklı idiler." - H. Taner
  • "Anası sabaha kadar saçlarını tarıyor, düşünüyor, ürküyordu." - Y. Kemal
  • "Dergileri taramak."
  • "Birdenbire uzun bir ışık sol tarafımızdaki sırtları taradı." - H. E. Adıvar

Yerel Türkçe anlamı:

İyice yoklayarak, araştırarak geçmek.

Sinema ve Televizyon dünyasındaki anlamı:

Tarama eylemi.

İngilizce'de Taramak ne demek? Taramak ingilizcesi nedir?:

 

scan, sweep

Taramak tanımı, anlamı:

Tarama : Gölgeleri yol yol ve çizgi çizgi olan (resim, harita). Taramak işi. Balık yumurtası ile yapılmış olan bir meze türü.

Arayıp taramak : Dikkatle aramak, çok aramak.

Demir taramak : Gemi rüzgâr veya akıntı yüzünden çıpasını sürümek.

Mayın taramak : Denizde ve karada bulunan mayınların yerini belirlemek ve kullanılmaz duruma getirmek.

Karışık : Ayrı nitelikteki şeylerden oluşmuş. Düzensiz, dağınık, intizamsız. Saf olmayan. Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan. Karışmış. Dolu. Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan, çapraşık. Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan.

Gidermek : Dindirmek. Ortadan kaldırmak, yok etmek.

Kimse : Herhangi bir kişi, kim olduğu bilinmeyen kişi.

Bulmak : Herhangi bir görüşe, bir yargıya varmak. Bir şeyi elde etmek. Kaybedilen bir şeyi yeniden ele geçirmek. İlk kez yeni bir şey yaratmak, icat etmek. Bir yere, bir noktaya erişmek, ulaşmak. Seçmek. Varlığı bilinmeyen bir şeyi ortaya çıkarmak, keşfetmek. Cezaya uğramak. Sağlamak, temin etmek. Arayarak veya aramadan bir şeyle, bir kimse ile karşılaşmak. Hatırlamak. İstenilen şeye kavuşmak, nail olmak.

Denetlemek : Bir işin doğru ve usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığını incelemek, murakabe etmek, teftiş etmek, kontrol etmek.

Türlü : Çok çeşitli özellikleri olan, çeşit çeşit, muhtelif. Çeşitli sebzelerle pişirilen yemek.

Yöntem : Bilimde belli bir sonuca erişmek için bir plana göre izlenen yol, metot. Bir amaca erişmek için izlenen, tutulan yol, usul, sistem, prosedür, politika.

Geçirmek : Bir şeyi bir yandan öbür yana götürmek. Bir süre yaşamak, oturmak, kalmak. Bir gereksinimi eldeki imkânla karşılamak. Etmek, yapmak. Geçme işini yaptırmak, geçmesini sağlamak. Birine kötü söz söylemek. Tespit etmek, yazmak, kaydetmek. Giymek, giyinmek. Hastalık bulaştırmak. Herhangi bir durumu yaşamış olmak. Zaman harcamak. Yola çıkan birini uğurlamaya gitmek, selametlemek, teşyi etmek. Alışverişte aldatmak, kötü mal satmak, kazıklamak. Vurmak. Bir şeyi bir yerden başka yere taşımak, nakletmek. Bir şeyi kendisine ayrılmış olan yere yerleştirmek, takmak. Bir işi birden çok kişi üzerinde uygulamak.

 

Belli : Bilinmedik bir yanı olmayan, malum. Belirli, muayyen. Beli olan. Gizli olmayan, ortada olan, anlaşılan, bedihi, zahir, aşikâr.

Belirsiz : Niteliği hakkında tam bir bilgi edinilemeyen, müphem. Bilinmeyen, meçhul. Belirli olmayan, belgisiz, gayrimuayyen, vuzuhsuz.

Düşünmek : Bir sonuca varmak amacıyla bilgileri incelemek, karşılaştırmak ve aradaki ilgilerden yararlanarak düşünce üretmek, zihinsel yetiler oluşturmak, muhakeme etmek. Bir şeye karşı ilgili ve titiz davranmak. Tasalanmak, kaygılanmak. Aklından geçirmek, göz önüne getirmek. Zihniyle arayıp bulmak. Akıl etmek, ne olabileceğini önceden kestirmek. Farz etmek. Tasarlamak.

Bakmak : Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Gözetmek, korumak. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Anlamak, farkına varmak. Bir iş birinden beklenmek. Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Uğraşmak, meşgul olmak. Hastayı muayene etmek. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Aramak. Yoklamak, incelemek, denemek. Beslemek, geçindirmek. Renklerde benzemek, andırmak. İlgilenmek. Tedavi etmek için ilgilenmek.

Süzmek : Bazı sıvıların yoğunlaşmasına yol açan, katı ve tortulu maddeleri bu sıvılardan ayırmak. Göz baygın ve anlamlı bakmak. Gözle inceleyerek dikkatle bakmak. Bir sıvıyı, içindeki katı maddelerden ayırmak için bez veya delikli bir kaptan geçirmek.

Taramak ile ilgili Cümleler

  • Saçımı taramak için bir aynaya ihtiyacım var.
  • Saçımı taramak zorundayım.
  • Onların işi yünü taramak.

Diğer dillerde Taramak anlamı nedir?

İngilizce'de Taramak ne demek? : v. comb, groom, drag, sweep, scan

Fransızca'da Taramak : peigner; (yün vb) carder

Almanca'da Taramak : v. aufrauen, baggern, kämmeln, kämmen, riffeln, schattieren, schraffieren

Rusça'da Taramak : v. чесать, причесывать, начесывать, обшаривать, прочесывать, вычесывать, штриховать, заштриховывать, почесать, причесать, обшарить, прочесать, вычесать, заштриховать