Browsers türkçesi Browsers nedir

  • World wıde web'de site ve sayfa incelemek için kullanılan programdır (bilgisayar).
  • Gözden geçiren kimse.
  • İnternette gezen kimse.

Browsers ile ilgili cümleler

English: Not all browsers are secure.
Turkish: Tüm tarayıcılar güvenli değil.

Browsers ingilizcede ne demek, Browsers nerede nasıl kullanılır?

Graphical browsers : Grafik inceleyiciler.

Integrated browsers : Tümleşik inceleyiciler.

Line mode browsers : Satır yapılı inceleyiciler.

Nongraphical browsers : Grafik olmayan inceleyiciler.

Browser master : Gözatma yöneticisi.

Network browser : Ağ gözatıcısı.

Directory browser : Dizin görüntüleyici. Dizin gözatıcısı.

Lynx browser : Lynx tarayıcısı.

Microsoft system information browser : Microsoft sistem bilgisi gözatıcısı.

Web browser : Ağ gezgini. Sanaldoku istemcisi. Ağ tarayıcısı. World wide web (dünya çapında ağ) üzerinde internet sitelerini görüntülemek için kullanılan ağ programı (bilgisayar). Ağ gözatıcısı. Web göz atıcısı. Web tarayıcısı.

İngilizce Browsers Türkçe anlamı, Browsers eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Browsers ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Web browser : World wide web (dünya çapında ağ) üzerinde internet sitelerini görüntülemek için kullanılan ağ programı (bilgisayar). Sanaldoku istemcisi. Ağ gözatıcısı. Ağ tarayıcısı. Web göz atıcısı. Web tarayıcısı. Ağ gezgini.

 

Feed : Yemek vermek. Yiyecek. Yemlemek. Otlamak. Doyurmak. Hayvanlar tarafından tüketilen ve hayvanların yaşama ve verim gereksinimlerini enerji ve/veya besin maddeleri yönünden karşılamak amacıyla belli sınır ve koşullarda yedirildiği zaman sağlığına zararlı olmayan, yararlanılabilir durumdaki organik ve/veya inorganik besin maddelerinin bir veya birkaçını kapsayan, bitkisel veya hayvansal kökenli veya doğada serbest olarak bulunan maddeler. Yemek. Yiyecek vermek. Yapısında organik ve inorganik besin maddelerini bulunduran, belli oranlarda verildiğinde yetiştirciliği yapılan canlının sağlık, gelişme, üreme, verim gibi özellikleri üzerinde olumlu etki yapan maddeler. balıkları cezbetmek için olta iğnesine takılan veya tuzak ağlar içine konulan, sinek, canlı yem, yem solucanı gibi gerçek veya yapay balık yemleri. Geçindirmek.

Crop : Kursak. Kuşlarda besin depo edilen, boğazın kese şeklindeki genişlemiş bölgesi. böceklerde sindirim kanalının ön kısmında bulunan geniş kese. Biyoloji, iktisat, veterinerlik alanlarında kullanılır. Hasat. Ekip biçme. Mahsul. Kırkmak. İşleme. Kalabalık. Dikmek.

Browser : (internet) metin sunucu. Internet tarayıcısı. Listeleyici. Göz atıcı. Gözatıcı. Tarayıcı. Göz gezdirici.

Pasture : Çayır. Salmalık. Otlamak. Genelde düzlük arazilerde ve taban suyu yakın bulunduğu yerlerde kendiliğinden gelişen veya yetiştirilen, otları sık ve boylu yem bitkilerinden meydana gelen, bu nedenle biçilmeye uygun otlak arazi. Coğrafya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Mera. Ot. Otlak. Gütmek. Yetiştiricilerin hayvanlarıyla birlikte yaz mevsimini geçirdikleri, hayvanlarını otlattıkları alan.

 

Eat : Yemek yemek. Çürütmek. İçmek (çorba). Yemek. Bitirmek. Tüketmek. Çok yemek yemek. Kemirmek. Aşındırmak. Zıkkımlanmak.

Graze : Sıyrılmak. Bere. Hayvanları otlatmaya elverişli, doğal veya yapay bir bitki örtüsü bulunan, otları seyrek ve kısa boylu, biçilmeye uygun olmayan engebeli arazi. Kaydırma. Otlanmak. Mera. Sıyrık. Sıyırma. Otlatmak. Karşı namlu üzerinden kaydırılarak yapılan doğru dürtüş.

Application : Müracaat formu. Anamal paylarına katılabilmek amacıyla yazılı olarak yüklenimde bulunulması. Yama işleme. Kumaşı, deriyi vb. üzerlerine renkli kumaş parçaları ya da başka bezeyici gereçleri yapıştırma, ekleme, dikme yoluyla yamayarak bezeme. Bir bulguyu yeni ürünler elde etmek için yapımda ve üretimde kullanarak gereken işlemleri yerine getirme. Özen. Dilekçe. Talep. Sürme. İstida.

Range : Katılmak. Ulaşı. Sürtmek. Gezmek. Tüketicinin bir malı satın almak için gitmeyi göze alabileceği en uzak mesafe, bir başka deyişle malların tüketiciye ekonomik olarak taşınabileceği en uzak mesafe. Diziyi oluşturan verilerin en büyük ve en küçük ölçümle elde edilmiş değerler arasındaki fark. Sıralamak. Sıra halinde olmak. Dizmek. Canlıda, yüksek enerjili bir parçacığı durdurmak için gerekli madde kalınlığı.

Application program : Kullanıcının özel gereksemelerini karşılamak üzere tasarlanıp gerçekleştirilmiş bilgisayar izlencesi. dizge yazılımı karşıtlığında kullanılır. Belirli bir görev yerine yetirmek için tasarlanmış olan program. Uygulama izlencesi. Uygulama programı. Bilgisayar, bilişim alanlarında kullanılır.

Browsers synonyms : applications programme.

Browsers zıt anlamlı kelimeler, Browsers kelime anlamı

Fauna : Fauna. Hayvanat. Bölge hayvanlarının tümü. Doğay. Bir ülkede, yetiştirme işlemlerine bağlı olmadan yaşayan ve çoğalan hayvanların tümü. a. bk. asalakbilimsel direy. Hayvanların yaşadığı bölge. Biyoloji, coğrafya, veterinerlik alanlarında kullanılır. Bir bölgenin özgün kendine has hayvan yaşamı. Bir ülke, bölge, özel bir çevre ya da devreye has tüm hayvanlar. Hayvan topluluğu.