Tarayıcı nedir, Tarayıcı ne demek

  • Kâğıt üzerindeki resim, yazı vb. simgeleri tanıyıp bilgisayar ortamına aktaran araç
  • Derleme ve araştırma yapmak için bir yayını dikkatle gözden geçiren veya gerekli kelime, cümle ve yazıları tespit eden kimse.

İngilizce'de Tarayıcı ne demek? Tarayıcı ingilizcesi nedir?:

scanner

Tarayıcı hakkında bilgiler

Bilgi işlemde tarayıcı, bir resmi, yazılı dokümanı, el yazısını veya bir objeyi analiz ederek sayısal ortama aktaran araç. Günümüzde tarayıcılar genellikle CCD veya CIS algılayıcı kullanmaktadır. Eski davul tarayıcılarda fotoçoğaltıcı tüpler de kullanılmıştır.

Bu tip tarayıcılar ismini üzerine monte edilen ve yazılı dokümanı aktarmayı sağlayan şeffaf akrilik silindirden alır.Tamburlu tarayıcıların en önemli özelliği; aralık boyutunu ve taradığı yazılı doküman örneğinin büyüklüğünü kontrol yeteneğidir.Siyah-beyaz ve renkli negatif orijinalleri tararken aralık ve örnek büyüklüğünü ayrı ayrı kontrol etmesi film çizgisini düzgünleştirir.

Tarayıcı ile ilgili Cümleler

  • Yeni bir tarayıcı satın almak zorundayım.
  • Birçok biyometrik sistem parmak izi tarayıcısı tabanlıdır.
  • Hangi tarayıcı kullanıyorsun?
  • Tom, tarayıcının nasıl çalıştığını Mary'ye gösterebilir misin?
  • Hangi tarayıcıyı en fazla seviyorsun?
  • Kullandığın tarayıcı hangisi?
  • Tom, Mary'ye tarayıcıyı nasıl kullanacağını gösterir misin?
 

Tarayıcı kısaca anlamı, tanımı:

Ortam : Canlı bir varlığın içinde bulunduğu doğal veya maddi şartların bütünü. Bir topluluğun veya toplulukların hareket alanı, platform. Nesnel ve toplumsal yönlerle bazen kişinin iç dünyasını da kapsayan yakın çevre, vasat. Bir kimsenin veya bir insan topluluğunun yaşayışını etkileyen ruhsal, toplumsal ve kültürel etkilerin bütünü.

Aktar : Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.

Araç : Kastamonu iline bağlı ilçelerden biri. Taşıt. Kişiler veya nesneler arasında bağlantı sağlayan şey, vasıta. Bir iş yapmakta veya sonuçlandırmakta gücünden yararlanılan nesne.

Resim : Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılmış olan biçimleri. Fotoğraf. Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat. Tören. Açık gösterge, kesin sonuç. Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç.

Simge : Duyularla ifade edilemeyen bir şeyi belirten somut nesne veya işaret, alem, remiz, rumuz, timsal, sembol.

Bilgisayar : Çok sayıda aritmetiksel veya mantıksal işlemlerden oluşan bir işi, önceden verilmiş bir programa göre yapıp sonuçlandıran elektronik araç, elektronik beyin.

Derleme : Derlemek işi, tedvin. Seçilip toplanmış.

Araştırma : Araştırmak işi, araştırı, istikşaf, taharri, tetkik. Bilim ve sanatla ilgili olarak yapılmış olan yöntemli çalışma, araştırı.

Yapmak : Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek. Olmak. Yol almak. Evlendirmek. Düzenli bir duruma getirmek. Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek. Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek. Onarmak, tamir etmek. Tehdit yoluyla birini herhangi bir duruma düşürmek. Davranmak, hareket etmek. Olmasına yol açmak. Üretmek. Bir harekete, işe başlamak veya bir hareketle, işle uğraşmak. Salgılamak, çıkarmak. Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek. Bir kimseye bir meslek kazandırmak, yetiştirmek. Bir durum yaratmak. Edinmek, sahip olmak. Gerçekleştirmek. Dışkı çıkarmak.

 

Yayın : Radyo ve televizyon aracılığıyla halka sunulan, duyurulan, iletilen eser, program, neşriyat. Basılıp satışa çıkarılan kitap, gazete vb., neşriyat.

Bilgi : Kurallardan yararlanarak kişinin veriye yönelttiği anlam. Genel olarak ve ilk sezi durumunda zihnin kavradığı temel düşünceler. Bilim. İnsan aklının erebileceği olgu, gerçek ve ilkelerin bütünü, bili, malumat. Öğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek, malumat, vukuf. İnsan zekâsının çalışması sonucu ortaya çıkan düşünce ürünü, malumat, vukuf.

Tarayıcı benek : Eksiuç ışıtacında saydam bir özdek üzerindeki resmi, örneğin bir film ya da saydam resmi tarayan benek; dolayısıyla, saydam özdekler üzerindeki resimlerin televizyonda yayınlanması amacıyla çözümlemesini sağlama yönteminin temeli.

Tarayıcı demet : Alıcı ya da almaçta elektron topundan çıkan ve saptırma sarmaları yardımıyla ereği ya da görüntülüğü tarayan demet; tarama işini gören elektron demeti.

Tarayıcı elektron mikroskobu : Hücre doku ve organların üç boyutlu yüzey ayrıntılarını görüntüleyen, elde edilen elektron demeti elektronik devrelerce örnek yüzey üzerinde ince bir metal tabakasıyla etkilenerek yayılan elektronları oluşturan elektron mikroskop türü. Taranan alanın küçük veya büyük oluşu büyütme oranına yansır. Küçük alanda büyütme oranı yükseklik gösterir. Transmisyon elektron mikroskobu ve tarayıcı elektron mikroskobu tipleri aynı ünite içerisinde yer alan elektron mikroskopları bulunur.

Tarayıcı film aygıtı : Film yayın aygıtının, tarayıcı benek temeline göre çalışan çeşidi.

Tarayıcılık : Tarayıcının yaptığı iş.

Diğer dillerde Tarayıcı anlamı nedir?

İngilizce'de Tarayıcı ne demek? : n. scanner, sweep

Rusça'da Tarayıcı : n. сканер (M)