Bucking türkçesi Bucking nedir

Bucking ile ilgili cümleler

English: Have you ever seen Buckingham Palace?
Turkish: Hiç Buckingham Sarayını gördün mü?

English: The Queen lives in Buckingham Palace.
Turkish: Kraliçe Buckingham Sarayı'nda oturuyor.

Bucking ingilizcede ne demek, Bucking nerede nasıl kullanılır?

Bucking coil : Bağlantı bobini. Mıknatıs giderici kangal.

Hum bucking coil : Uğultu önleme bobini. Homurtu-önler bobin.

Buckingham : İllinois eyaletinde yerleşim yeri. İngiliz kraliyet sarayının adı. İngiltere'de yerleşim yeri. Britanya'da bir bölge.

Buckingham palace : Londra'daki (ingiltere) kraliyet ailesinin konutu saray. Buckingham sarayı.

Buckie : Deniz salyangozu.

Buck at : Sıçramak.

Buck private : Er. Deniz veya kara kuvvetlerinde rütbesiz asker.

Buck board : İki kişilik esnek ve uzun araba.

Buck saw : Çerçeveli testere.

Buck for : Zam almaya çalışmak. Elde etmeye çalışmak. Terfi kazanmaya çalışmak. Elde etmeye çalışmak (zam veya terfi vb'ni).

İngilizce Bucking Türkçe anlamı, Bucking eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bucking ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Unequal : İstikrarsız. Düzeysiz. Eşit olamayan. Haksız. Oransız. Eşit olmayan. Yeterli seviyede olmayan. Eşitsiz. Eş olmayan. Düzensiz.

 

Mercerization : Parlatma. Merserizeleme. Merserizasyon.

Decolourant : Ağartıcı. Beyazlatıcı madde. Renk gidereci. Rengini açan. Renk açan. Renk giderici. Renk gidermek için kullanılan madde. Ağartan.

Work : Çabalamak. İş yapmak. Beden ya da kafa gücüyle yapılan şey. çalışma, emek. yapılacak ya da yapılan şey, uğraşı, görev. meslek. Çalıştırmak. İyesinin özelliğini taşıyan, gerek biçim ve gerekse içeriği bakımından birlik gösteren düşünü ve sanat ürünü. Oynatmak. Emek. Mekanikte, bir noktaya etkiyen kuvvetin büyüklüğü, noktanın aldığı yolun uzunluğu ve kuvvet yönü ile yol doğrultusu arasında kalan açının kosinüsü çarpımlarıyla belirlenen erke . termodinamikte, bir dizgeyle çevresi arasında, ısı türü dışında oylumsal, elektriksel, yüzeysel her tür erke alışverişinin ortak adı. Emek sarfetmek. Yapıt.

Wanting : Siz olan. İsteme. -siz olan. Kusurlu. Noksan. Yoksun. İstek. Eksik. Muhtaç.

Blanching : Haşlamak (et). Beti benzi atmak. Haşlama. Rengini açmak. Rengi atmak. Kasarlama. Ağartmak. Cilalamak. Kalaylamak. Soldurmak.

Engagement : Randevu. Sorumluluk. Çarpışma. Yükümlülük. Görev. Çatma. Söz. Nişanlanma. Mülakat. Sözleşme.

Employment : Uğraş. Hizmet. Memuriyet. Çalıştırma, işe alma, kullanma. işgücünü kapsayan bölümün çalıştırılması tekniği. Görevlendirme. Meşguliyet. Çalıştırma. İşe alma. İşlendirme. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır.

Whitings : Toz tebeşir. Tebeşir tozu (boya). Toz kireç. Kaba üstübeç. İspanya beyazı. Arıtılmış tebeşir tozu. Mezgitbalığı. Barlam. Mezgit.

Bleaching : Ağartıcı. Soldurma. Beyazlatıcı. Ağartarak. Kasarlama. Aklaştırıcı.

 

Bucking synonyms : mercerisation, decolorant, whitening, whiting, inadequate, gig, deficient.

Bucking zıt anlamlı kelimeler, Bucking kelime anlamı

Adequate : Yeterli. Kifayetli. Kafi. Elverişli. Ehven. Uygun. Yeter. Münasip.

Beginning : Başlama. İptida. Baş. Başlangıç. Başlangıç noktası. İlk adım. Başlangıç çekidi. Esas. Neşet. Milad.

Victory : Muzafferiyet. Zafer. Yengi. New york eyaletinde yerleşim yeri. Utku. Galibiyet. Galebe. Tek ya da takım olarak yapılan karşılaşmayı kazanmış olma durumu. Başarı.

Bucking antonyms : success.

Bucking ingilizce tanımı, definition of Bucking

Bucking kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Also, the liquid used. The act or process of soaking or boiling cloth in an alkaline liquid in the operation of bleaching.