Built up türkçesi Built up nedir

Built up ile ilgili cümleler

English: He has built up an excellent business.
Turkish: Mükemmel bir iş kurdu.

English: The man built up a large fortune.
Turkish: Adam büyük bir servet yaptı.

English: He built up a good business in a short time.
Turkish: Kısa sürede iyi bir iş kurdu.

English: The area is built up now.
Turkish: Bu alan şu anda inşa edilmiştir.

Built up ingilizcede ne demek, Built up nerede nasıl kullanılır?

Built : Kurulmuş. Yapılı. İnşa etmiş tarihi. Monte etmek. Çatılmış. İnşa et. İnşa edilmiş. Parçaları bir araya getirmek.

Built up area : Kalabalık alan. Mesk-n yer. Bir çok bina bulunan bölge. Meskun mahal. Şehirleşmiş bölge. Bir kent yönetiminin ya da kentin komşu alanının sınırları içinde, oturulmakta olan ve işyeri olarak kullanılan yapıların en dışta olanlarının dış kenarlarını birleştiren çizginin en çok 200 metre dışından, toprağın durumuna göre ve demiryolu, karayolu ve akarsu gibi engelleri atlamadan geçirilecek bir çizginin içinde kalan alan. Yerleşik alan.

Built up beam : Bileşik kiriş. Mürekkep kiriş.

Limit of built up area : Düzentasarın sınırları içinde, yapı yapılmış ve yapı yapmaya olur verilmiş olan alanların sınırı. bk. yerleşme sınırı. Yerleşik alan sınırı.

 

Built in stabilizers : Kendiliğinden dengeleyiciler. Bir ekonomide iktisadi dalgalanmaların ortaya çıkması durumunda herhangi bir müdahale olmaksızın devreye girerek olumsuz gidişi yavaşlatan artan oranlı gelir vergisi ve işsizlik sigortası gibi dengeleyiciler.

İngilizce Built up Türkçe anlamı, Built up eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Built up ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Developed : Mütekamil. Geliştirilmiş. Abadan. Bayındırlaşmak. Gelişmiş.

Flourishing : İşleri iyi gitme. İyi giden. Dört başı mamur. Ongun. Abat. Serpilme. Gelişme. Gelişmekte olan.

Prosperous : Gönençli. Müsait. Refah. Elverişli. Yolunda. Müreffeh. Zengin. Ongun. Kazançlı.

Thriving : Müreffeh. Kuvvetli. Muvaffak. Sağlam. Başarılı. Büyüyen. Gelişen.

Well grown : İyi gelişmiş. İyi geliştirilmiş.

Cultivated : Seviyeli. İşlenmiş. Terbiyeli. Kültürlü. Düzeyli. Görgülü. Ekili.