Bulge türkçesi Bulge nedir

  • Tümsek.
  • Şişkinlik.
  • Geçici artış.
  • Çıkıntı yapmak.
  • Kabarmak.
  • Bel vermek.
  • Ani artış.
  • Pırtlamak.
  • Esnemek.
  • Kutu konserve ürünlerde fiziki hatalara, kimyasal reaksiyonlara ve mikroorganizmalara bağlı olarak iç basıncın artmasıyla oluşan şişme olayı.
  • Şiş.
  • Bombaj.
  • Şişmek.
  • Pörtlemek.
  • Çıkıntı.
  • Veterinerlik alanında kullanılır.
  • Şiş yapmak.

Bulge ingilizcede ne demek, Bulge nerede nasıl kullanılır?

Bulge out : Pırtlamak.

Bacterial bulge : Kutu konserve ürünlerde, hatalı işlemlere bağlı olarak daha çok zorunlu anaerob basillerin oluşturduğu gaz nedeniyle oluşan şişme. Bakteriyel bombaj.

Battle of the bulge : İkinci dünya savaşı'nda almanya'nın müttefik hatlarını kırmak ve antwerp'i geri almak için 1944-1945 yıllarında gerçekleştirilen son alman saldırısı (müttefik'lerin zaferiyle sonuçlandı). Göbek eritme çabası. Bulge muharebesi. Çıkıntı muharebesi.

Bulged : Şişmek. Esnemek. Şişkin. Pörtlemek. Karınlı. Çıkıntı yapmak.

Bulges : Bel vermek. Tümsek. Şiş yapmak. Esnemek. Pırtlamak. Çıkıntı. Çıkıntı yapmak. Şişmek. Pörtlemek. Geçici artış.

Bulgarian capital : Bulgaristan başkenti.

Bulgarian exarchate : Bulgar egzarhlığı.

Bulgarian greek alliance : Bulgar-yunan ittifakı.

Bulgarian orthodoxy : Bulgar ortodoksluğu.

 

Bulgar : Bulgur.

İngilizce Bulge Türkçe anlamı, Bulge eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Bulge ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Hummocking : Tepecik.

Dilates : Genişletmek. Açıklamak. Açmak. Genleşmek. Büyütmek. İrileşmek. Şişirmek. Açılmak. Kabartmak.

Gapesing : Açılmak. Öküzün trene baktığı gibi bakmak. Ağzı açık kalmak. Şaşkınlıkla bakmak. Bön bön bakmak. Alık alık bakmak. Şaşkın şaşkın bakmak. Ağzı açık bakmak. Öküz trene bakar gibi bakmak.

Sag : Düşmek (fiyat). Sarkmak. Bükülmek. Değer kaybetmek. Kağşamak. Çökmek. Eğilmek. Azalmak. Ağırlık yüzünden çökmek.

Gives : Düzenlemek. Gitmek. Uçlanmak. Ödemek. Hediye etmek. Vermek. Yapıvermek.

Blains : Şişlik. Çıban. Uçuk. Apseli şişkinlik. Pensilvanya eyaletinde yerleşim yeri.

Dyspepsy : Dispepsi. Hazımsızlık.

Dilate : İrileşmek. Kabartmak. Daralmış bir deliğin, kanalın veya boşluğun genişlemesi. Genişlemek. Açmak. Genleşmek. Açılmak. Açıklamak.

Effervesces : Gaz kabarcıkları çıkarmak. Kaynamak. Köpürmek. Coşmak. Dolduruşa gelmek. Galeyana gelmek. Köpüklenmek. Neşelenmek.

Bulge synonyms : frontal eminence, occipital protuberance, gibbousness, bulges, upsurged, convexes, capes, a dna, abdominal distention, inflations, gaped, protruded, eminences, belly, stretch, a crochordon, ballooned, camber, buckle, gapes, bloat out, jut out, a clay, protrudes, the gapes, a c deformity, extrudes, become tumid, a amplitude mod, bombe, juts, a band, hummocks.

Bulge ingilizce tanımı, definition of Bulge

Bulge kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To be protuberant. To swell or jut out. To bend outward, as a wall when it yields to pressure. The bilge or protuberant part of a cask. As, the wall bulges.