Buy in türkçesi Buy in nedir

  • Satışa katkı.
  • Müzayedeyle satılmakta olan bir şeyi satın almak.
  • Hisse almak.
  • Satın alarak stoklamak.
  • Ortak olmak.
  • Geri satın alma.
  • Satın almak.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Satıcının satılan taşınır değerleri zamanında alıcıya teslim edememesi durumunda, aracının piyasadan bu taşınır değerleri satın alarak işlemi tamamlamasına dayanan yöntem.
  • Mezatta kendi malını satın almak.
  • Temerrüt alış.

Buy in ile ilgili cümleler

English: We buy in bulk and pass the savings on to you!
Turkish: Toptan alırız ve tasarrufları sana veririz.

Buy in ingilizcede ne demek, Buy in nerede nasıl kullanılır?

Buy : Satın almak. Yutmak. Kabul etmek. İnanmak.

In : İçeriye. İç. Mevsimi gelmiş. İçine. Çok moda olan. Dahili. Tutulan. Halinde. Gelmiş olan. İçeri.

Buy in bulk : Toptan satın almak.

Buy insurance : Sigorta ettirmek.

Buy into : Hisse almak. (bir fikre) rağbet etmek. Yutmak. Alışveriş yapmak. Müşterisi olmak. Bütün kalbiyle ve hiç sorgulamaksızın inanmak. Müşteri olmak. (bir fikri) benimsemek.

Buy a pig in a poke : İyice kontrol etmeden satın almak. Görmeden almak. Gözü kapalı almak. Bir şeyi görmeden satın almak. Körü körüne almak. Kandırılmak. Körü körüne alışveriş etmek. Gözü kapalı satın almak. Körü körüne satın almak.

 

Best buy in town : Civardaki en uygun fiyat. Civardaki en düşük fiyat. Kasabadaki en iyi pazarlık. Kasabadaki en iyi fiyat. En ucuzu.

İngilizce Buy in Türkçe anlamı, Buy in eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Buy in ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Buy : İnanmak. Kabul etmek. Yutmak.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

Clubbed : Toplamak. Dipçiklemek. Sopalamak. Katılmak. Ortakça yatırmak. Toplanmak. Dövmek.

Buying off : Para yedirerek elde etmek. Rüşvet almak. Rüşvetle defetmek. Rüşvet kabul etmek. Savuşturmak. Rüşvet vererek elde etmek. Fidye vererek kurtarmak. Rüşvet vermek. Rüşvetle elde etmek.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

Purchased : Satın alınmış. Elde etmek. Alım. Kaldıraçla kaldırmak. Manivela ile çekmek. Satın alınan. Kazanmak. Mübaya.

Be a party to : Hissedar olmak. Desteklemek. Katılmak. Taraf olmak.

A type mutual funds : A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı. Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu.

 

Ability rent : Yetenek rantı. Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı.

Buy in synonyms : buying in, a shift in demand, buys, buy into, gets, participate, buy out, merchandise, abolition of forced labour convention, partner, a shift in supply, a change in individual demand, partnered, club together, abnormal budget receipts, buy off, ability to pay approach, repurchases, become partners, participates, associate oneself, repurchase, buyback, buy oneself in, purchase, gotten, a change in demand, make one, club, a shift in individual demand, interest, get, ability to pay principle.