Cırta nedir, Cırta ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Geveze.

Düşkün.

Cırta anlamı, kısaca tanımı

Cırt : Kâğıt, kumaş vb. yırtılırken çıkan ses. Nesneleri birbirine bağlamakta kullanılan, çentikli, plastik kelepçe

Cırtabozan : Onurlu, kibirli.

Cırtacak : Birdenbire, şiddetli, çarçabuk (kırılma, yanma, kaçma hali). Yırtılma anında çıkan sesi anlatır.

Cırtalak : Şımarık, hoppa, züppe.

Cırtan : Küçük şelâle. Ahlâksız, huysuz.

Cırtanalık : Tatsızlık.

Cırtangeç : Ağustos böceği.

Cırtasan : Ağacın özünü boşaltıp sıkı doldurarak yapılan oyuncak. [Bakınız: cırtlambuk]. Su fışkırtan oyuncak.

Cırtatan : Bir tür küçük domates. Yenmeyen, güzel kokulu, portakal büyüklüğünde kavun cinsinden bir meyve. Gelincik otuna benzer, başaklarından olgunlaşınca sıkıldığı zaman tohum ve su fışkıran bir bitki. Mayhoş tadı olan, yaprakları sarılarak yemek yapılan, geniş yapraklı bir bitki. Küçük Domates. Su fışkırtan oyuncak.

Cırtatmak : Korkmak. Fırlatmak.

Cırtatan domatesi : Bir tür küçük domates.

Düşkün : Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, âşıklı, tutkun. Geçim sıkıntısına düşmüş. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş. Meraklı. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş. Kötü yola düşmüş, ahlaksız. Değer ve onurunu yitirmiş.

 

Geveze : Çok konuşan, çenesi düşük, gevşek ağızlı, lafçı, lafazan, zevzek, lakırtı ebesi, ağız kavafı, lakırtı kavafı, çene kavafı, cır cır, çaçaron. Sır saklamayan, boşboğaz, ayran ağızlı.

Düşkü : Uğraşı.

Gevez : Sürü hayvanlarının boynuna takılan küçük çan.

Geve : Kahve. Halı. Budanan dallarda kalan kuru uç. Saban okuna takılan çivi. Kağnı tekerinin dışarı fırlamaması için, dingil başına geçirilen demir çivi. (Çakı Gelendost Isparta). Halı. (Susuz Kars).

Diğer dillerde Cırcırlı yivaçar anlamı nedir?

İngilizce'de Cırcırlı yivaçar ne demek ? : ratchet diestock