Geve nedir, Geve ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Kahve.

Halı.

Budanan dallarda kalan kuru uç.

Saban okuna takılan çivi.

Teknik terim anlamı:

Kağnı tekerinin dışarı fırlamaması için, dingil başına geçirilen demir çivi. (Çakı Gelendost Isparta).

Halı. (Susuz Kars).

Geve ile ilgili Cümleler

  • “Her akşam bana saatlerce ut çalıyor, gevezelik ediyor, komşu kızlarını tasnif ediyor.”
  • judynin hafızası karman çorman, gevelereyerek konuşuyor.
  • Gevezelik edeceğine çevir!
  • Ne hakkında gevezelik ediyorsun?
  • Sırf gevezelik yapıyorsun.
  • Ali gevezeydi.
  • Jale Tom'a senin gevezeliğin yüzünden kızgın, değil mi?
  • Ben geveze insanlara güvenmiyorum.
  • Sen yine ağzında geveliyorsun.
  • Ali çok geveze.
  • Gevezeliği kesin ve işe dönün!
  • Gevezelik etmeyin!!
  • Gevezelik yapmayı keser misin?
  • Telefonda gevezelik etmekten hoşlanmam.

Geve ile ilgili Atasözü veya Deyim

(bir şeyi) ağzında gevelemek : açıkça söylememek.

gevezelik etmek : saçma sapan konuşmak, zevzeklik etmek yârenlik etmek.

lafı ağzında gevelemek : söylemek isteğini söyleyememek.

sözü ağzında gevelemek : lafı ağzında gevelemek.

Geve tanımı, anlamı

Ağzını geveletmek : Lâf karıştırmak, sözü gevelemek: İşin aslını söylesene, niye ağzını geveletip duruyorsun

Ayran geven : Aptal, sersem, miskin, budala, beceriksiz, geveze. Dalkavuk.

 

Geve çivisi : Saban oku ile saban tabanını birbirine bağlayan çivi.

Geve vermek : Ümit vermek.

Gevebe çivisi : Saban oku ile saban tabanını birbirine bağlayan çivi.

Geveç : Tırmık.

Geveğen : Bir çeşit yayla dikeni. Sığırlara dadanan zar kanatlı bir çeşit sinek.

Geveke : Büyük ve hafif taş.

Gevel : Yeşil kabuğundan çıkarılmış ceviz. Ağızlık. [Bakınız: gever]. Bahçe ve tarla sulamak için açılan ince su yolu, ark. Arklardaki suyun yolunu değiştirmek için önüne yapılan toprak set. Kaval.

Gevel vermek : Söz vermek.

Gevel yaval etmek : Korku ya da utanma nedeniyle konuşamamak.

Gevelcin : Katı, sert: Bu sefer un iriymiş ekmeği gevelcin oluyor.

Gevele : Saban oku ile saban tabanını birbirine bağlayan çivi. Ahır, samanlık gibi binaların üzerine atılan ağaç direk. İplik çıkrığı. Saban okunu boyunduruğa bağlayan ağaç çivi. (Çardak Denizli; Bursa). Koşum hayvanlarını sabana bağlamakta kullanılan ağaç parçası. (Senirköyü Sincanlı Afyonkarahisar). Dam yapımında kullanılan ağaç. (Dodurga Bozüyük Bilecik; Esnemez, Erenköy, İnönü Eskişehir).

Geveleşmek : Önemsiz bir konuyu şakalaşarak konuşmak. El şakası yapmak.

Geveleyiverme : Geveleyivermek işi.

Geveleyivermek : Çabucak gevelemek.

Gevellemek : Yeşil cevizin içini çıkarmak.

Gevelmek : Kurumak: Ayakkaplarım gevelmiş de ayağımı sıkıyor.

Geveme : Kaşıntı yapan bir çeşit cilt hastalığı.

Geven hıcı : Keven bitkisi zamkı.

Geven otu : Geven.

Gevence : Gaziantep şehri, Nizip ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.

Gevende : Sözünü sohbetini bilmeyen, her işe karışan, patavatsız.

Gevendere : Diyarbakır ili, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

 

Gevene : Harman süpürgesi. (Karacaören Kütahya).

Geventepe : Erzurum ilinde, Göksu nahiyesine bağlı bir bölge.

Gevenur : Bir çeşit ot.

Gever : Bahçe ve tarla sulamak için açılan ince su yolu, ark. Arklardaki suyun yolunu değiştirmek için önüne yapılan toprak set. Ark suyunu evleklere bağlamak için delinip konulan taş. Boyunduruğun kayış bağlanan yeri. Soğuk. Arkbaşı. Ark. Suyun arka kanala bağlandığı yer. Su taksimat yönü, suyu başka tarafa çevirmek için önüne yapılan toprak set, ağız. Sulama işlerinde suyun yönünü değiştirmeye yarayan belirli nokta (Çayağzı). Arklardan tarlaya su ulaştıran küçük su yolları. (Yenikent Aksaray Niğde; Adalıkuzu Güdül Ankara; Güzelyurt Hekimhan Malatya; Gürün Sivas). Bir su ölçüsü: Bir gever su ver. (Güzelyurt Hekimhan Malatya.). Bahçe ve bostanlara arıktan su salıverecek delik, gedik.

Gever çalmak : Tarla ve bostanları sulamakta kullanılan suyun akış yolunu değiştirmek.

Gever vermek : Sır almak için karşıdakini konuşmaya isteklendirmek.

Gevere : Saban oku ile saban tabanını birbirine bağlayan çivi.

Geverlemek : Sebze bahçesini ikinci kez sulamak.

Gevermek : Bahçeyi sularken kürekle suya yol açmak. Ölmek, gebermek.

Geverse : Kalaylama sırasında meydana gelen kalay döküntüleri. (Aksaray Niğde; Haymana Ankara).

Geveş : Kiraza benzeyen, meyve veren bir çeşit dikenli çalı.

Gevez : Sürü hayvanlarının boynuna takılan küçük çan.

Geveze pamuğu : Kalaycılıkta kalaya renk vermeye yarayan bir madde.

Geveze tablası : Kalay yapmakta kullanılan araçların taşındığı teneke kap. (Tokat).

Goca gevelek : Dişsiz adam.

Hardal geven : Bir şeyden haberi olmayan.

Nohut geveni : Yoğun tanen içeren ve fotosensitizasyona neden olan bir bitki.

Yalancı geven : Bitkinin indolizidine alkoloidinde bulunan zehirli bir madde olan swainsoninin zehirlenmeye neden olduğu, merkezi sinir sistemini etkileyen kuvvetli zehir içeren bir bitki.

Yalancı geven zehirlenmesi : Yalancı geven bitkisini tüketen hayvanlarda kılların kabalaşması, aşırı zayıflık, sinirsel semptomlar, doğmasal bozukluklar, aşırı duyarlılık ve yavru atmayla belirgin zehirlenme.

Eveleme geveleme : Evelemek gevelemek işi, eveleme develeme.

Evelemek gevelemek : Bir sözü tam söylememek, ağzının içinde mırıldanmak, evelemek develemek.

Geveleme : Gevelemek işi.

Gevelemek : Bir şeyi çiğnemeden ağız içinde evirip çevirmek. Bir sözü tam olarak ve açıkça söylememek.

Geveleyiş : Geveleme işi.

Geven : Baklagillerden, çok yıllık, bazı türlerinden kitre denilen zamk çıkarılan, dikenli bir çalı, keven (Astragalus).

Gevenlik : Geveni çok olan yer.

Geveze : Çok konuşan, çenesi düşük, gevşek ağızlı, lafçı, lafazan, zevzek, lakırtı ebesi, ağız kavafı, lakırtı kavafı, çene kavafı, cır cır, çaçaron. Sır saklamayan, boşboğaz, ayran ağızlı.

Gevezelenme : Gevezelenmek işi, zevzeklenme.

Gevezelenmek : Gevezelik etmek, zevzeklenmek.

Gevezelik : Geveze olma durumu, zevzeklik, lafazanlık. Düzensiz, gelişigüzel konuşma, yazma.

Diğer dillerde Gevacolor anlamı nedir?

İngilizce'de Gevacolor ne demek ? : gevacolor