Düşkün nedir, Düşkün ne demek

Düşkün; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır.

"Düşkün" ile ilgili cümleler

  • "Emniyet memurları Beyoğlu'nun çalgılı bahçelerinden yüz yirmi düşkün kız derleyip toplamış." - Y. Z. Ortaç
  • "Eski arkadaşının düşkün bulunduğu hâlinden anlaşılıyordu." - R. H. Karay
  • "Onlar kadar birbirine düşkün, birbirine uymuş bir çift daha ömrümde görmedim desem yeri vardır." - H. E. Adıvar
  • "Artık şimdi öyle düşkün bir babayım ki / Yüreğim hun, sayhalarım boğuk boğuktur" - E. B. Koryürek
  • "Zavallı, arabasını satmış, düşkün bir hâldeydi." - Y. K. Beyatlı
  • "İnsan ise memnu olan şeye düşkündür." - B. Felek

Yerel Türkçe anlamı:

İhtiyar.

Halsiz, zayıf.

Fransızca'da Düşkün ne demek?:

caduc, que

Düşkün kısaca anlamı, tanımı:

Düşkün olmak : Çok önem, değer vermek.

Düşkünlerevi : Çalışma gücünden yoksun, kazancı olmayan yoksul kimselerin barındırıldığı toplumsal bir yardım kuruluşu, bakım yurdu, darülaceze.

 

Düşkünler yurdu : Düşkünlerevi.

Boğazına düşkün : Yiyip içmeyi çok seven (kimse), şikemperver.

Canına düşkün : Kendine iyi bakan, kendini koruyan (kimse).

Gırtlağına düşkün : Çok yiyip içen.

Nefsine düşkün : Dünya nimetlerine, bedensel hazlara düşkün. Bencil.

Dayak düşkünü : Dayağa layık olan, dövülmeyi hak eden (kimse).

Devlet düşkünü : Bolluk ve mutluluk içindeyken sonradan fakir düşmüş (kimse).

Duvak düşkünü : Evlenmeye çok istekli olan.

Fırsat düşkünü : Kötülük yapmak için fırsat kollayan (kimse).

İkbal düşkünü : Makam ve mevki hırsı olan (kimse). İyi bir yaşantısı varken gözden düşerek yoksulluğa mecbur kalan (kimse).

Kılık kıyafet düşkünü : Kılık kıyafetine çok önem veren kimse, giyinmeyi seven kimse, kıyafet düşkünü. Giyecekleri eskimiş veya kötü olan kimse.

Kıyafet düşkünü : Kılık kıyafet düşkünü.

Kibar düşkünü : Varlığını, saygınlığını yitirmiş kimse.

Kibarlık düşkünü : Kibarlığa aşırı derecede önem veren kimse.

Kitap düşkünü : Hastalık derecesine varan kitap sevgisi olan kimse, bibliyoman.

Koltuk düşkünü : Mesleğinden veya yaptığı işten çok, bulunduğu makamı gözeten (kimse).

Menfaat düşkünü : Çıkarcı.

Surat düşkünü : Çirkin yüzlü (kimse).

 

Düşkü : Uğraşı.

Düşkünleşme : Düşkünleşmek durumu.

Düşkünleşmek : Düşkün duruma gelmek.

Düşkünlük : Düşkün olma durumu, iptila. Rezillik, insana yakışmayan hayat biçimi. Paraca sıkıntıda olma, gözden düşme. Çoğu kez bünyeye bağlı sürekli ve aşırı güçsüzlük.

İkbal düşkünlüğü : İkbal düşkünü olma durumu.

Kitap düşkünlüğü : Kitap düşkünü olma durumu, bibliyomani.

Zürefanın düşkünü beyaz giyer kış günü : "daha önce iyi bir durumda olan kişi bu konumunu kaybettiğinde uygun olmayan, yersiz davranışlarda bulunur" anlamında kullanılan bir söz.

Tutkun : Bir şeye alışmış, bağlanmış, düşkün. Gönül vermiş, meftun, meclup.

Meraklı : Kaygılı. Kendisini ilgilendirmeyen bir konuda bilgi sahibi olmaya çalışan (kimse). Bir şeye çok düşkün olan, sürekli onunla uğraşan. Her şeyi anlamak ve bilmek isteyen, araştırıcı, mütecessis.

Geçim : Anlaşma, uyum. Geçinme işi, geçinme araçları, geçinme, maişet.

Sıkıntı : Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı. Bulunmama durumu. Sorun, mesele, sendrom, problem. İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal yorgunluk, cefa, eziyet. Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli yorgunluk, mihnet.

Yoksulluk : Verimsizlik, yetersizlik. Yoksul olma durumu, yoksuzluk, variyetsizlik, sefillik, sefalet, fakirlik.

Mutluluk : Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, mut, ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık, saadetlilik.

Refah : Gönenç.

Değer : Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey. Bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü. Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet. Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, bedel, kıymet, paha, valör. Üstün nitelik, meziyet, kıymet.

Ve : Türk alfabesinin yirmi yedinci harfinin adı, okunuşu. İki kelime veya iki cümle arasına girerek aralarında bir bağ olduğunu anlatan söz.

Kötü : Kişi veya toplum üzerinde olumsuz etkileri olan. Kaba ve kırıcı. Korku, endişe veren. Aşırı, çok. İstenilen, beğenilen nitelikte olmayan, hoşa gitmeyen, fena, iyi karşıtı. Zararlı, tehlikeli.

Ahlaksız : Ahlak kurallarına uymayan. Dürüst davranmayan, kötü huylu, terbiyesiz.

Düşkünlerin vergi bağışıklığı : Güçsüzleri barındırma evlerinde yaptırılan işler karşılığı düşkünler için tanınan vergi bağışıklığı.

Düşkün ile ilgili Cümleler

  • Bu kıza düşkünlüğü var.
  • Bir sosyete moda toplumda iyi tanınan ve sosyal faaliyetlere ve eğlenceye düşkün bir kişidir.
  • Prenses yemek pişirmeye düşkündü.
  • Istakozlara çok düşkünüm ama onlar çok, çok pahalı.
  • Onlarla büyüdüğüm için İsveç yemeklerine çok düşkünüm.
  • Bir arkadaşım gelinciklere çok düşkündür.
  • O, ev hayvanlarına düşkün değil.

Diğer dillerde Düşkün anlamı nedir?

İngilizce'de Düşkün ne demek? : adj. addicted, down at heels, fond, doting, fallen, fallen on hard times, poor, decayed, affected, jealous, jealous of, keen, keen on, partial, sharp-set

n. addict, almsman, devotee

Fransızca'da Düşkün : déclassé/e, disgracié, déchu; fou de, friand de, enthousiaste, épris/e

Almanca'da Düşkün : adj. begierig, ergeben, geneigt, heruntergekommen, süchtig

Rusça'da Düşkün : adj. обедневший, обездоленный, опустившийся, нетрудоспособный, низкий, падкий, склонный, страстный, лакомый, заботящийся