Calciner türkçesi Calciner nedir

Calciner ingilizcede ne demek, Calciner nerede nasıl kullanılır?

Calcine : Yakarak kireçleştirmek. Oksitlemek. Kalsine etmek. Fırınlanmış ham refrakter. Kireçsilemek. Kalsin. Yakarak toz haline getirmek.

Calcined : Yakarak toz haline getirmek. Kalsine edilmiş. Yanmış. Sönmüş. Pişirilerek suyu veya co2'si ayrılmış.

Calcines : Yakarak kireçleştirmek. Kireçsilemek. Oksitlemek. Kalsin. Fırınlanmış ham refrakter. Kalsine etmek. Yakarak toz haline getirmek.

Calcineurin : Sinir dokusunda bulunan, iki alt birimden oluşan, kalsiyum ile kalmodulini bağlayan engelleyici bir protein. Sinir dokusunda bulunan iki alt birimden oluşan kalsiyumla kalmodulini bağlayan engelleyici bir protein. Kalsinörin. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır.

Hypercalcinemia : Hiperkalsemi. Hiperkalsinemi.

Calcining : Kireçleştirme. Kalsine etme. Kavurma. Yakarak toz haline getirmek.

Calcinogenic plant : Çiftlik hayvanlarında yumuşak doku kireçlenmesi, zayıflık, kanda kalsiyum ve fosfor düzeyinde yükselmelere neden olan, d vitamini benzeri etki gösteren glikozitler içeren bir grup bitki. başlıcaları; cestrum diurnum, trisetum flavescens, solanum torvum, s. verbascifolium, dactylis glomerata, solanum malacoxylon ve medicago sativa’dur. Kalsinojenik bitki.

 

Calcinate : Yüksek sıcaklık uygulayarak bir maddeyi toz haline getirmek. Yakarak toz haline getirmek.

Calcinogenic : Kalsinojenik. Dokularda kalsiyum veya kalsiyum tuzlarının toplanmasıyla belirgin durum.

Calcinosis circumcripta : Yumrulu kalsinozis. Kalsinozis sirkumskripta.

İngilizce Calciner Türkçe anlamı, Calciner eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Calciner ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Diam : Çap. Kalınlık. Bir objenin bir tarafından diğerine merkezden geçen hat uzunluğu. Diameter (çap).

Bore : Birisinin canını sıkmak. Sıkmak. Başını ağrıtmak. Kuyu. Çap (mermi). Canını sıkmak. Bela. Sondalamak. Usandırmak. Oyu.

Kilns : Tuğla pişirme fırını. Fırın. Ocak. Karkez fırını. Hububat tanesi veya kireç kurutmak. Fırında kurutmak yakmak veya pişirmek. Tuğla ocağı. Yakmak ya da pişirmekte kullanılan fırın veya ocak. Kireç fırını.

Grade : Sınıflandırmak. Puanlamak. Sınıf. Sınıflamak. Derece. Not vermek. Bilgisayar, gitar alanlarında kullanılır. Not. Meyil. Derecelendirme yapmak.

Inferior : Alt. Ast olan kimse. Alt, alt taraf. Aşağı derecede olan şey. Alt veya aşağı anlamında. Aşağı derecede olan kimse. Ast. Kalitesiz. Bayağı. İkinci derecede.

Limekilns : Kireç fırını.

Gauge : Ölçü. Ayar. Hacim. Ölçmek. Ölçümlemek. Değerlendirmek. Ayarlık. Ölçü aygıtı. Kalibre. Basınç, sıcaklık, akışkan düzeyi, aralık gibi nicelikler ölçen özel aygıt.

Quality : Nevi. Nesnelerin sayıya vurulamayan ya da sözlü olarak dile getirilebilen özelliği. Nitelik. Tını. Önermenin niteliği. Cins. Kaliteli. Vasıf. Sayısal olarak deyimlenemeyen ya da ölçülemeyen, ancak renk, koku, tad gibi görünümleriyle bilinerek tanınan özellik. Özdek ya da olayların özünü, durumunu ve başkalarından ayrımını belirleyen özelliklerin tümü.

 

Superior : Satırın üstüne basılmış. Üstünlük taslayan. Kibirli. Üstteki. Üstün kimse. Üst orun. Üst. Amir. Üst (rütbe). Yüksek.

Kiln : Tuğla pişirme fırını. Kireç fırını. Fırında kurutmak yakmak veya pişirmek. Fırın. Hububat tanesi veya kireç kurutmak. Özdekleri yüksek sıcaklıkta ısıtmaya, eritmeye ya da sertleştirmeye yarayan aygıt. Karkez fırını. Ocak.

Calciner synonyms : low quality, superiority, limekiln, high quality, level, lime kiln, inferiority, calibre, lime pit, diameter, degree.

Calciner zıt anlamlı kelimeler, Calciner kelime anlamı

Superior : Kibirli. Üst orun. İlgisiz. Satırın üstüne basılmış. Üstün. Yüksek. Daha kuvvetli. Üst (rütbe). Amir. Üstünlük taslayan.

High quality : Yüksek kaliteli. Üstün kalite. İyi kalite. Yüksek nitelikli.

Inferiority : Adilik. Bayağılık. Aşağılık.

Calciner antonyms : low quality, superiority, inferior, cool.

Calciner ingilizce tanımı, definition of Calciner

Calciner kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, calcines.