Calker türkçesi Calker nedir
- At nalı üzerinde kaymayı önleyen parça.
Calker ingilizcede ne demek, Calker nerede nasıl kullanılır?
Calkers : At nalı üzerinde kaymayı önleyen parça.
Calked : Kalafatlanmış. Kalafat etmek.
Calk joint : Kurşun kalafatlı ek. Kır dökümden pissu borularının, erimiş kurşun ile birleştirilmesi.
Calk : Kalafatlamak. Buzmıhı gemi. Başlı buz çivisi. Tıkamak. Kaymayı önleyen çivi. Buz mıhı. Kalafat etmek.
Calkin : Kayar. Buzmıhı (gemi).
Cala coast : Geniş yüzü boyunca denize yaslanmış kireçtaşlı kıyılarda görülen yuvarlak, söbe biçimli, küçük, ancak derince koylar dizisi. Barınaklı kıyı.
Calking chisel : Kalafat keskisi. Kalafat kalemi.
Cal : Isı enerjisi birimi. Kalori. Kalorinin simgesi. Kilokalori. Suyun bir gramının sıcaklığını bir derece artırmak için gerekli ısı miktarı.
Calabar swelling : Kalabar şişliği. Loa loa adlı paraziter nematodun neden olduğu enfeksiyonlarda geçici deri altı şişlikle belirgin belirti.
Calks : Kalafatlamak. Kalafat etmek. Başlı buz çivisi. Buzmıhı gemi. Tıkamak.
İngilizce Calker Türkçe anlamı, Calker eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Calker ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Ossify : Kemikleştirmek. Katılaşmak. Osifiye. Katılaştırmak. Kemikleşmek.
Counterchange : Karşılıklı değiştirmek. Yerlerini değiştirmek. Değiştirme. Yer değiştirilmesine neden olmak. Renk ile çeşitlendirmek. Çeşitlendirmek. Renklendirmek. Yerini değiştirmek. Değiş tokuş etmek.
Set aside : Ayrılmış. Bir tarafa bırakmak. Ayırmak. Arka plana atmak. Saklamak. Reddetmek. Bertaraf etmek. Biriktirmek. Bir kenara koymak. Feshetmek.
Denationalize : Ulusal haklardan mahrum etmek. Devlet kontrolundan çıkarmak. Vatandaşlıktan çıkarmak. Milli vasıflarını yitirmek. Devlet idaresinden çıkarmak. Ulusal haklarını elinden almak. Özelleştirmek.
Disturb : Huzursuz etmek. Taciz etmek. Üzmek. Rahat vermemek. İhlal etmek. Aksatmak. Altüst etmek. Tahrik etmek. Endişelendirmek. Bozmak.
Romanticize : Romantikleşmek. Romantik olarak değerlendirmek. Romantik bir şekilde yazmak. Romantik bir şekle sokmak. Romantikleştirmek. Abartmak.
Blunt : Açık. Köreltmek. Anlayışsız. Kesmek (iştah vb). Duygusuz. Kör. Kör (bıçak vb). Körletmek. Körelmiş. Keskin olmayan.
Undo : Çözmek. Geri almak. Yok etmek. Mahvetmek. Açmak.
Refine : Düzelmek. Rafine etmek. Saflaştırmak. Temizlemek. İncelmek. Gelişmek. İnce eleyip sık dokumak. Rötuş etmek. Düzeltmek. Kibarlaştırmak.
Bestow : Bahşetmek. Sunmak. Hediye etmek. Vermek. Bağışlamak. Yerine koymak. (hak) tanımak.
Calker synonyms : suburbanize, alkalinise, plasticise, bolshevise, dinge, renormalise, refreshen, unsanctify, uniformize, arterialise, communise, opalize, devilise, revolutionize, destress, isomerise, deodourise, uniformise, color in, deaminize, round out, symmetrise, domesticize, ionate, spice up, plump out, sexualise, detransitivize, suburbanise, professional life, digitalise, deodorise, sensibilise.
Calker zıt anlamlı kelimeler, Calker kelime anlamı
Decelerate : Hızı azalmak. Yavaşlatmak. Hız kesmek. Yavaşlamak. Hız azaltmak.
Dissimilate : Farklı yapmak. Farklılaşmak. Farklı olmak. Farklı sesler çıkarmak. Farklılaştırmak. Bir kelimede birbiriyle ilgili iki sesi atlamak (sesbilim).
Focus : Odak noktası. İlgi merkezi. Ayar etmek. Odaklanmak. Bir noktada toplamak. Fokus. Bir merceğin ya da yuvarsal aynanın asal ekseni üzerinde, çok uzakta bulunan bir kaynaktan bu eksene koşut olarak gelen ışınların, mercekten geçtikten ya da aynada yansıdıktan sonra, bu asal eksen üzerinde kırıldıkları ya da yansıdıkları nokta. Tek tabaka hücre kültürlerinde veya embriyolu yumurtanın koryoallantoik zarında bir virüs tarafından oluşturulan hücre yığını veya salkımı, fokus. Yakınsayan ışınların kesişme noktası (gerçek odak), ya da ıraksayan ışınların kaynaklanır göründüğü nokta (sanal odak). Odağa getirmek.
Calker antonyms : orientalise, denationalise, odourise, deconcentrate, de iodinate, demulsify, de ionate, detransitivize, personalise, occidentalise, complicate, tire, brighten, destabilize, better, wet, odorize, nationalize, transitivize, demythologize, stabilise, awaken, cool, stiffen, stabilize, depersonalise, assimilate, decrease, centralize, activate, deoxidise, desensitize, accelerate, decontaminate, occidentalize, worsen, orientalize, increase, beautify, decentralise, dirty, dehydrogenate, hydrogenate, personalize, clarify, emulsify, concentrate, magnetise, dry, deoxidize, qualify, invalidate, dehumanize, inactivate, sensitize, sharpen, sensitise, strengthen, scramble, inflate, empty, decentralize, enable, demilitarise, heat, dull, darken, demilitarize, discolor, thin, centralise, clutter, magnetize, naturalize, loosen, rejuvenate, destabilise, depersonalize, nationalise, cause to sleep, denationalize, unstring, weaken, demagnetise, fill, quieten, begin, clean, deflate, simplify, wrong, disable, discharge, validate, tune, denazify, demagnetize, denaturalize, unscramble, mythologize, order, retreat.
Calker ingilizce tanımı, definition of Calker
Calker kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who calks.

Bu kısımda Calker kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Calker ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Calker anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Calker ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.