Call of türkçesi Call of nedir

  • İptal etmek.
  • Geçersiz kılmak.
  • Geri çevirmek.

Call of ile ilgili cümleler

English: Ali wants to call off the marriage.
Turkish: Ali evliliği iptal etmek istiyor.

English: My cousin received the call of God and became a priest.
Turkish: Kuzenim Tanrı'nın çağrısını kabul etti ve rahip oldu.

English: Bad weather forced us to call off the picnic.
Turkish: Kötü hava pikniği iptal etmemiz için bizi zorladı.

English: Ali was about to make the most important phone call of his life.
Turkish: Ali yaşamının en önemli telefon görüşmesini yapmak üzereydi.

English: I had to call off the party.
Turkish: Partiyi iptal etmek zorunda kaldım.

Call of ingilizcede ne demek, Call of nerede nasıl kullanılır?

Call : Söylemek. Dava açmak. Çağrıda bulunmak. Aramak (telefon). Bilgisayar, hukuk alanlarında kullanılır. Ziyaret etmek. İddia etmek. Davet etmek. Adlandırmak. Lakap takmak.

Of : İle ilgili. Hakkında. Li. -den övünerek bahsetmek. Yüzünden. Karşı. -li. Den. Nin. -den.

Call of nature : Doğanın çağrısı. Tuvalet ihtiyacı. Boşaltım veya işeme ihtiyacı.

Call off : Yasaklamak. Durma emri vermek. Uzak tutmak. Listeden yüksek sesle okumak. İptal etmek. Feshetmek. Sınırlamak. Söylemek. Geri çağırmak. Sona erdirmek.

Call off a hunger strike : Açlık grevini bitirmek. Açlık grevine son vermek.

 

Call off a strike : Greve son vermek.

Call off hostilities : Düşmanlıkları bitirmek. Savaşı sonlandırmak. Çatışmayı durdurmak.

İngilizce Call of Türkçe anlamı, Call of eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Call of ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Negatives : Negatif. Olumsuz. Menetmek. Ret. Eksi. Olumsuz cevap vermek. Olumsuz cevap. Reddetmek. Red.

Invalidates : Çürütmek. Hükümsüz bırakmak. Geçersiz kılma. Geçersizleştirmek. Geçerlik süresini uzatmak. Boşa çıkarmak. Hükümsüz kılmak.

Annihilated : Yok edilmiş. Yoketmek. Bozmak. Elemek. Feshetmek. Ortadan kaldırmak. Yok olmuş. Yenmek. İmha etmek.

Debauching : Sefahat. Baştan çıkarmak. Baştan çıkartmak. Ayartmak. Ahlakını bozmak. Kötü yola sevk etmek. Doğru yoldan saptırmak. Kötü yola düşürmek. Azdırmak.

Annihilates : Ortadan kaldırmak. Elemek. Yok etmek. Mahvetmek. Feshetmek. Yenmek. Yoketmek. İmha etmek. Bozmak.

Refusing : Ayak diremek. Kabul etmemek. Reddetmek. Kaçınmak. İzin vermemek. Karşı koymak. Direnmek. Reddetme.

Fall down : Reddetmek. Eğilmek. Düşmek. Yıkılmak. Kötü gitmek. Aşağı düşmek. Çökmek. Aşağıya düşmek. Başarısız olmak.

Abrogate : Yürürlükten kaldırmak. Feshetmek. Son vermek. Lağvetmek. Kaldırmak. İlga etmek.

Debauch : Kötü yola sevk etmek. Azdırmak. Ayartmak. Doğru yoldan saptırmak. Ahlakını bozmak. Bozmak. Sefahat. Baştan çıkarmak. Baştan çıkartmak.

Abrogating : Yürürlükten kaldırma. Feshetmek. Yürürlükten kaldırmak.

Call of synonyms : refuse, nullifying, negativing, declines, declined, adeem, annihilate, abolishes, cancel, decline, refused, give back, refuses, disannulling, invalidate, annuller, disannul, negatived, annihilating, debauches, beg off, abolish, cancels, invalidating, disannulled, abrogated, reject, abrogates, nullified, annul, nullifies, nullify, aborting.