Caners türkçesi Caners nedir

  • Hasırcı.
  • Bambucu.
  • Bambu ve hasırdan mobilyalar yapan kimse.
  • Çok içki veya uyuşturucu içen tip.

Caners ingilizcede ne demek, Caners nerede nasıl kullanılır?

Chicaners : Komplocu. Plan yapan kimse. Entrikacı.

Caner : Hasırcı. Bambu ve hasırdan mobilyalar yapan kimse. Çok içki veya uyuşturucu içen tip. Bambucu.

Africaner : Hollanda asıllı güney afrikalı. Afrikanca konuşan biri. Afrikaner.

Chicaner : Komplocu. Entrikacı. Plan yapan kimse.

Chicaneries : Hilekarlık. Aldatma. Hile. Şike.

Sword cane : Kılıçlı baston.

Cane suger : Sükroz. Yeşil bitkilerde ve şeker pancarında bulunan, invertaz ya da sükraz ile glikoz ve früktoza parçalanan disakkarit. sakkaroz, kamış şekeri.

Cane sugar mill : Kamış şekeri fabrikası. Şekerkamışı fabrikası.

Sugar cane : Şekerkamışı. Buğdaygiller (gramineae, poaceae) familyasından, 3-5 m kadar boyda, bitki öz suyunda yüksek miktarda sakkaroz bulunan, adana ve civarında kültürü yapılan çok yıllık bir bitki. Şekerkamışı şekeri. Şeker kamışı.

Canebrake : Bambu sazlığı. Kamışlık. Kamış sazlığı. Şekerkamışı çalısı.

İngilizce Caners Türkçe anlamı, Caners eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Caners ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

View finder : Bakaç. Büyüteç özelliği olan mercek. Küçük teleskop. Vizör.

Magazine : Dergi. Şarjör. Cephanelik. Magazin programı. Patlayıcı gereç deposu. Cephane. Ambar. Mağaza. Mecmua. Magazin.

Lens hood : Parasol. Güneşlik. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Parasoley. Alıcı merceğini dış etkenlerden korumak için mercek ucuna takılan kapak. Mercek kapağı. Güneş diyaframı. Işık siperliği. Alıcı merceğini zararlı ışınlardan korumak üzere mercek önüne takılan ve merceğin önünde gölgeli bir alan sağlayan yardımcı donatım.

Leukaemia : Lökemiya. Lösemi. Lökositleri ve kan yapan organları etkileyen, doğuştan ya da kanserden dolayı ortaya çıkan bir tür hastalık. Kan kanseri.

Reflex camera : Refleks kamera. Yansımalı kamera. Reflaks fotoğraf makinesi. Refleks fotoğraf makinesi.

Delayed action : Gecikmeli hareket. Gecikmiş etki. Oyalama harekatı. Ertelenen eylem. Tavikli. Geciktirmeli hareket.

Stop : Topla durma. Çeşitli ışık düzengeci açıklıklarında, bir merceğin bağıntılı açıklığını, başka bir deyişle, geçirdiği ışık niceliğini belirleyen sayı; merceğin odak uzunluğunun, ışık düzengeci açıklığına (çapına) bölünmesiyle elde edilir. (örneğin, odak uzunluğu 135 mm, ışık düzengeci çapı 30 mm olan merceğin f sayısı 135:30==4,5'tir ve f 4,5, f:4,5, f/4,5, 1:4,5 gibi çeşitli biçimlerde yazılır). Kapamak. Savmak. Önlemek. Kes. Mani. Durma. Kesilmek. Dinmek.

Carcinoma : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Karsinom. Habis ur. Kötücül ur. Karsinoma. Epitel hücre kökenli herhangi bir kötücül tümör veya epitel hücre kanseri, hlk. seratan. meme bezi, bağırsak, dil, deri ve döl yatağı gibi organlardaki kötücül tümörlerin önemli bir bölümünü oluşturur. Ektoderm ya da endoderm kökenli epitellerde görülen tümör, kanser. Kanser.

 

Sarcoma : Kas, kemik, kıkırdak, kan damarı gibi bağ doku elemanlarından köken alan, hızlı gelişen ve genellikle lenf damarlarıyla metastaz yapan oldukça kötücül tümör, hlk. seratan. Sarkom. Eklem dokusu uru. Eklem uru. Sarkoma. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Mezoderm kökenli bağ dokusu kanserlerinin genel adı. örnek: fibrosarkoma (fibroblastlarda oluşan kanser), kondrosarkoma (kıkırdak doku kanseri), osteosarkoma (kemik kanseri). sarkoma. Bağ dokuda gelişen kötü huylu tümör.

Caners synonyms : portrait camera, photographic camera, malignant neoplasm, malignant neoplastic disease, cancer of the blood, leucaemia, metastatic tumor, photographic equipment, polaroid land camera, optical lens, flash camera, point and shoot camera, box kodak, box camera, caner, diaphragm, viewfinder, lymphoma, finder, sprocket, aperture, polaroid camera, digital camera, camera lens, leukemia, cartridge, hood, candid camera, shutter, malignant tumor, motion picture camera, cine camera, movie camera.

Caners zıt anlamlı kelimeler, Caners kelime anlamı

Take : Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası. çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm. alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). tv. televizyon yayınında, sinemadaki çekimin özelliklerine karşılık olan durumlar. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. (sınava) girmek. Kabul edilmek. Ele almak. Almak. Avalanan hayvan miktarı. Pay. Kavramak. Çevirim eylemi.