Censorate türkçesi Censorate nedir
- Yayınlanan şeyleri kontrol eden kimse.
- Kamu denetçisi.
Censorate ingilizcede ne demek, Censorate nerede nasıl kullanılır?
Censorable : Sansürlenebilir. Silinebilir veya bloke edilebilir.
Censor board : Sıkıdenetim kurulu. Olağanüstü durumlarda ya da kimi ülkelerde olağan olarak tiyatro metinlerini inceleyen ve oynanıp oynanmayacağına karar veren kurul.
Censor print : Denetleme kurulunun denetleme işini yapmakta kullandığı eşlem. denetlemeden sonra öbür eşlemlere örnek olarak kullanılacak eşlem. Denetlenmiş eşlem. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
Censor title : Denetleme belgesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Bir filmin denetlemeden geçtiğini, serbestçe oynatılabileceğini belirtmek üzere verilen belge. (genellikle filmin başında da yer alması zorunlu kılınır).
Cato the censor : Marcus porcius cato. Denetçi cato. Cato the elder (ihtiyar cato) (iö 234 - iö 149). Romalı bir devlet adamı ve meşhur bir asker. Roma'nın tarihini ilk yazan yazar.
Censored engodenous regressor : Sansürlü içsel bağlaştıran.
Censored and truncated panel data model : Sansürlü ve budanmış panel veri modeli.
Censored and truncated regression : Sansürlü ve budanmış panel veri bağlaşımı.
Censored panel data model : Sansürlü panel veri modeli.
Chief military censor : Baş sansür denetçisi. Askeriyenin gizli konularından sorumlu kimse. Kamuoyundan askeriyeye ait gizli konuların gizlenmesi için başlıca otorite. Askeri sansür şefi.
İngilizce Censorate Türkçe anlamı, Censorate eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Censorate ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Triangulate : Üç kenarlı poligonlara bölmek. Üçgenlerden oluşan. Üçgen. Üçgenler kullanarak ölçmek veya incelemek. Üçgenlere ayırmak. Üçgenlere bölmek. Nirengi yapmak.
Resound : Tınlamak. Çınlamak. Çın çın ötmek. Dillere destan olmak. Yankı yapmak. İnlemek. Herkesçe duyulmak. ...sesiyle dolmak. Sesi yansıtmak. Ses getirmek.
Echo : Eko. Yansımak. Aksetmek. Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses. Ses dalgalarının, çeperleri pek soğurucu olmayan bir yerde çarpıp geri dönmesi; bu dönme sonunda sesin geride bıraktığı iz. Ses dalgalarının ya da elektromagnetik dalgaların bir engele çarpıp geri dönmesi olayı; çarpıp geri dönen dalgalar. Taklit etmek. Tekrarlanmak. Akis. Aksettirmek.
Caliper : Kalınlık ölçer. Kompas. Çap pergeli. Çap ölçer. Kumpas. Kaliper kullanarak kalınlık veya çap ölçmek. Kaliper. Fren kaliperi.
Measure : Sınır. Endazelemek. Ölçüm yapmak. Tedbir. Dikkatle bakmak. Nispet. Ölçüsünü almak. Ölçüm. Önlem.
Reverberate : Yansımak. Yankı yapmak. Yansımak (ışık). Yansıtmak. Yankılanmak. Aksettirmek. Aksetmek. Yankılamak.
Ring : Çembere almak. Alan. Bir sirkte gösterilerin yapıldığı alan. Kuşatmak. Yüzük takmak. Çalmak (zili veya çanı). Çarpma tahtasına yere koşut olarak çalkılı, üzerinde ipten ağ takılı, içinden topun geçmesiyle sayı kazanılan 0.45 m. çapında demirden halka. Çevrelemek. Çınlatmak. Daire içine almak.
Measure out : Ölçüp ayırmak. Ölçüsünü almak.
Determine : Karar verdirtmek. Azmetmek. Karar vermek. Belirlemek. Amaçlamak. Saptamak. Karara bağlanmak. Kesmek. Kararlaştırmak. Karara varmak.
Ombudsman : Yüksek dilekçe kurulu. Kamu hakemi. Halkın yönetimden şikayetlerini inceleyen görevli. Bağımsız gözetmen. Şikayet amiri. Soruşturmacı. Soruşturma kurulu üyesi. Ombudsmanlık.
Censorate synonyms : make up one's mind, calibrate, calliper, shoot, decide, ombudsmen.

Bu kısımda Censorate kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Censorate ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Censorate anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Censorate ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.